A3 Haber

Tık avcısı şiddet pornografisine de dur demek gerekiyor

Tık avcısı şiddet pornografisine de dur demek gerekiyor
Aralık 05
11:45 2019

TARİH: 7 Ekim 2011

Bu manşeti görünce Milliyet Ege’deki köşemde şöyle yazmıştım:

… Geçenlerde bıçaklanarak öldürülen Şefika Etik’in Habertürk’ün manşetine çekilmiş o fotoğrafına bakarken iç tepkim “bu fotoğrafı basmak olacak şey değil” şeklinde bir infialdi. Aklımdan geçense “neyin peşinde bunlar, ne yapmaya çalışıyorlar?” oldu.

Zira Habertürk kadının maruz kaldığı şiddet konusunda en mücadeleci gazete değildi.

Bilakis sevgili Ümit Alan’ın Birgün gazetesinde yazdığı gibi Sayın Altaylı geçmişte bu konuda pek çok “erkekçi” yaklaşım göstermişti.

Manşeti görünce “E Habertürk bu, bunu hep yapıyor” demedim. O manşetle beraber her fırsatta şiddete karşı çıkacaklarına dair bir taahhüde girmediler zaten. Şiddete karşı bayrak açmadılar. Şiddeti önleyici sosyal sorumluluk projeleri açıklamadılar. Manifesto yayınlamadılar. Kampanya başlatmadılar.

Fotoğrafı manşete taşıdılar, o kadar. Gerisi bildiğimiz, bildiğiniz gibi! O fotoğrafı hiç basmadan şiddete karşı yapılabilecek onca şey varken… Sadece o fotoğrafla ne olabilir ki? Bir fotoğraflık isyan peşinde miyiz?

Fotoğrafın yarattığı tepki yatıştıktan sonra da Akşam’ın eski genel yayın yönetmeni Serdar Turgut “o fotoğrafı ben de basardım” deyip bizim gibilerin tepkilerini sıradan bulduğunu yazdı. “Bu fotoğrafın ülkemizde erkek faşizmine vurulmuş en sert, en büyük darbe olduğunu düşünüyorum” diye de ilave etti. Bu kadar kolay mı hakikaten? On on beş fotoda biter mi bu iş?

Bir diğer eski yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök de yazısında o fotoğrafı büyüterek İstanbul Modern’deki bienalde sergilemekten söz etti. “Bienalin en çok konuşulan eseri olurdu” diye de devam etti. Ardından can alıcı soruyu sordu: Sanatsal eser olarak seyretmeyi kabul ettiğimiz bu katı gerçekliği bir gazetenin manşetinde gördüğümüz zaman neden bu kadar irkiliyoruz?

İrkiliyoruz çünkü böyle bir habercilik anlayışı kastını aşıyor. Şiddetin pornografisi neyi besler, neyi engeller pek bilinmiyor. Karanlık, sert, şiddet içeren filmlerin yönetmeni David Fincher bir gazetenin genel yayın yönetmeni olsa bu fotoğrafı basar mıydı insan merak ediyor. Sinemasını habercilik zeminine taşır mıydı?

Tabii işin asıl acı tarafı bütün bu değerlendirmelerde öznenin “fotoğraf” olması. Öldürülen kadın Şefika Etik özne olamıyor bir türlü! Sıra onun hikayesine gelemiyor. Bu ürkütücü post modern bakış açısı bir başka yazının konusu olsun artık.

Gördüklerimden çıkardığım ders şu: Gazeteci olsaymışım genel yayın yönetmeni olamazmışım.

Aradan 8 yıl geçmiş.

Bir internet gazetesi olarak haberciliğe devam eden Habertürk, bugün de Ceren Özdemir cinayetine dair bu görseli kullanmış.

Nedir bu bıçak fetişi? Nedir bu şiddetin pornografisinden uzak duramama hali? Bu mudur yani şiddet karşıtı habercilik?

“Fatih Altaylı sekiz yıl önceki o manşeti attığından bu yana ne olmuş” diye www.anitsayac.com’dan baktım.

2012’de 143, 2013’te 229, 2014’te 289, 2015’te 293, 2016’da 284, 2017’de 348, 2018’de 401, 2019’da şimdiye kadar 391 kadın öldürülmüş. Yaralananlar ne halde, hayatlarına nasıl devam ediyorlar, oranın fikri takibi yapılmıyor bile…

Şiddetin geriletilmesi, kadın cinayetlerinin önlenmesi için daha sorumlu bir dil kullanan, daha geniş ve derin bakan, yaşam hakkının tıktan önemli olduğunu içselleştirmiş yayıncılığa ihtiyaç var.