A3 Haber

Bütçe açığı + Agresif faiz indirimi = Yüzde kaç enflasyon eder?

Bütçe açığı + Agresif faiz indirimi = Yüzde kaç enflasyon eder?
Aralık 12
16:19 2019

Yıllarca finansal piyasalarda insan davranışlarını gözlemledim. Kazanma hırsıyla kaybetme korkusunun yarattığı psikoloji oldukça ilginçtir diyebilirim.
Piyasanın size karşı pozisyon aldığı paranoyasından bu işi çözdüğünüz hissine kadar değişik ruh hallerine girip çıkabilirsiniz.

Bence riskli durumlardan biri alım yapmanızdan hemen sonra fiyatın yükselmesi, ya da satış yapmanızdan sonra fiyatın düşmesidir. E ne var işte, tam da doğruyu yapmış oluyorsunuz, bunun neresi sakıncalı demeyin.

Tam da o nedenle sakıncalı, size “doğruyu yaptığınız” izlenimi verir, bu “bu sefer tamam” ya da “biliyordum, belliydi zaten” şeklinde gereksiz bir özgüven yaratabilir. Daha sonra fiyat geriler veya yükselir de işlem yaptığınız fiyatı geçerse yeni duruma uyum sağlamakta zorlanabilirsiniz.

Bunu anlatmamın nedeni, Merkez Bankası’nın bugün politika faizini 200 baz puan indirmesi

Ardından da bazı piyasa yorumcularının doların hafifçe gerilemesine bakıp “işler yolunda” çizgisinde sinyali vermeleri… Yani bu kadar kısa vadeli piyasa tepkilerine bu kadar anlam yüklemek bence riskli. Alıcıların ve satıcıların aklını biraz hafife alan yorumlar bunlar.

Kaldı ki ben de Merkez Bankası’nın gördüklerini görmeye çalışıyorum, bakıyorum, bakıyorum aynı şeyleri göremiyorum.

Öyle ama… Daha 27 Kasım’da yani iki hafta önce İstanbul Sanayi Odası’nda yaptığı konuşmada Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal aşağıdaki gibi konuşmuş, ben de bu konuda bir yazı yazmıştım.

Başta Avrupa Birliği bölgesinde olmak üzere küresel büyüme görünümündeki zayıflamaya karşın firmaların ihracata yönelimi, pazar ve ürün çeşitlendirme esnekliği ve rekabet gücündeki gelişmelerin olumlu etkisiyle mal ve hizmet ihracatı artmaya devam etmekte. Bu görünüm altında Türkiye küresel ticaret hacmindeki yavaşlamanın etkilerini ticaret pastasından aldığı payı arttırarak bertaraf edebiliyor.

Merkez Bankası’ndan gelen açıklama ne anlama geliyor?

Bugün Merkez Bankası faiz kararı sonrasında, bankadan gelen açıklamada şöyle diyor:

Rekabet gücündeki gelişmelerin olumlu etkisi sürerken küresel büyüme görünümündeki zayıflama dış talebi kısmen yavaşlatmaktadır. Net ihracatın büyümeye katkısı gerilerken, dezenflasyon süreci ve finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte ekonomideki toparlanmanın devam edeceği öngörülmektedir.

Bu arada belirteyim ihracatta temel sorun ürün kompozisyonu. Düşük teknoloji mallara bağımlı hale gelmiş bir ihracatımız var. Aynen “ucuza tatil” kıskacına girmiş turizmimizde olduğu gibi. Fiyat skalasının alt taraflarında kaynaklarımızı düşük katma değerle dışarıya satmakta ve kiralamaktayız!

Gelelim enflasyona… Merkez Bankası açıklamasından alıyorum:

Enflasyon görünümündeki iyileşme devam etmekte, enflasyon beklentilerinde genele yayılan bir düzelme gözlenmektedir. Türk lirasındaki istikrarlı seyrin yanı sıra iç talep koşulları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimleri ılımlı seyretmektedir.

Evet, son aylardaki gelişmelere bakarsanız enflasyonda iyileşme var. Var da, bu kısmen baz etkisinden kısmen de iç talepteki zayıflıktan kaynaklanıyor.

Merkez Bankası dört buçuk ayda 1.200 baz puan faiz indirdi. Her seferinde de piyasa beklentisinden fazla bir indirim yaptı. Buna “siyasi pay” diyebiliriz.

Neden indirdi? Canlanma olsun diye. Ülkede beş çeyrektir sabit sermaye yatırımları geriliyor.

Mevcut bütçe açığı bu agresif faiz indirimiyle beraber iç talebi kıpırdatırsa fiyatlar ne kadar hoplar? Bence daha önce çalışılmış bir soru değil, zira AKP iktidarında ilk kez böyle bir bütçe açığı veriliyor.

Diğer tarafta da dünyanın yeniden hem finansal hem mali gevşemeye gidebileceği bir dönemdeyiz. İhracatımız için iyi olabilir de petrol fiyatları burada kalır mı? Grafiklere bakınca son haftalarda yukarı fiyat baskısı oluştuğunu görüyoruz.

Sonuç olarak 2018’de faiz artırımlarında “geç kalan” Merkez Bankası, 2019’da sabırsız bir tavırla “erken davranmış” olabilir.

Umarım o birikimli “siyasi paylar” ayağımıza dolanmaz, 2020’nin Mart ayında nasıl yanıldığımı yazarım. Hiç sorun değil…