A3 Haber

Erdoğan’ın sözlerinden ne anlamalıyız? Olacakları örtme faaliyeti mi?

Erdoğan’ın sözlerinden ne anlamalıyız? Olacakları örtme faaliyeti mi?
Ocak 07
13:49 2020

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yeni yerleşkesinin açılışında ilginç tümceler kurdu.

Erdoğan, MİT’in yurt dışı operasyon kabiliyetinin artırılacağını, yurt dışında daha fazla örtülü faaliyet yürüten bir istihbarat yapısı hedeflediklerini belirterek, “Milli İstihbarat Teşkilatımızın ülke içindeki görevlerini azaltarak yurt dışı operasyon kabiliyetini artırmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde yurt dışında daha fazla örtülü faaliyet yürüten, daha etkin bir istihbarat yapısı hedefliyoruz” dedi.

Türkiye, Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanmasından önce ve sonra çok sayıda yurt dışı operasyon gerçekleştirdi. 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından Ukrayna, Türkmenistan, Azerbaycan, Malta ve Çek Cumhuriyeti gibi pek çok ülkeden Gülen cemaati mensubu olduğu iddia edilen kişilerin yanı sıra, özellikle de PKK’nın üst düzey yöneticilerine dönük operasyonlar yaptı.

Hal böyle olunca. Erdoğan’ın “yurt dışında daha fazla örtülü faaliyet yürüten” sözleri kimilerinde şaşkınlık yarattı.

“Zaten yapmıyor muyduk?” sesleri yükseldi.

Türkiye, bu güne kadar yabancı istihbarat servisleri ya da ülkeler ile anlaşarak bu işleri yürüttü.

Yani o ülke hedef kişiyi bir biçimde derdest ediyor ve kimi zaman da uluslararası kurallara aykırı şekilde Türk istihbaratına teslim ediyordu.

Oysa Erdoğan’ın anlatmak istediği, MİT’in özellikle CIA ve MOSSAD gibi kendi elemanları aracılığı ile ülke dışında bizzat operasyon yapma yeteneğidir. Tamamı örtülü faaliyet olarak nitelendirilse de, önemli planlama, lojistik destek ve büyük paralara mal olan istihbarat toplama işi çok kolay değildir.

Bugün dünyada CIA ve MOSSAD’ın dışında kendi hükumetlerinin aldığı karar ile başka ülkelerde operasyon yapan istihbarat servisi yok denecek kadar azdır. Buna kalkışmak ciddi bir para insan ve tecrübenin yanında azami bir siyasal güç gerektirir.

17 Nisan 2014 tarihli ve 6532 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri Kanunu’nda yapılan değişiklikle TBMM’de Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu kuruldu.

Komisyonun görevleri ve yaptırım gücü tartışılır.

Hele hele çoğunluğunu iktidar partisinin oluşturduğu böyle bir komisyonda bu tür yurt dışı örtülü operasyonların nasıl denetleneceği, bunların yarın yurt dışı denilerek yurt içindeki muhaliflere dönük hale gelip gelmeyeceği tartışmalı konulardır.

Yurt dışı örtülü faaliyetler neyle sınırlı olacaktır?

Bu faaliyetler arasında Erdoğan muhalifleri mi vardır?

Gazeteci Can Dündar da bu faaliyetler içinde operasyon yapılabilecek isimler arasında mıdır?
Sorular uzayıp gidiyor…

Peki, böylesine geniş yetkilerle donatılan ve denetlenmesi neredeyse imkansız hale gelen bir istihbarat örgütünün vurucu gücü kimlerden oluşur.

Bugüne kadar silahlı kuvvetler ve emniyet teşkilatından alınan bu desteğe sivil oluşumlar da katılabilir mi?

Örneğin SADAT?

Bir kısım emekli ya da ayrılmış silahlı kuvvetler mensubuyla, benzerini CIA ve MOSSAD’da gördüğümüz yurtdışı örtülü faaliyetler yürütür mü?

Ya da Almanya’da DİTİB üzerinde başlayan spekülasyonlarlara yenileri eklenir mi?

Türkiye’de bir süredir alt yapısı hazırlanan yeni istihbarat modeli, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından artık ete kemiğe büründürülmüştür.

Hep uygulanan taktik.

Önce Erdoğan dillendiriyor, sonra toplum alıştırılıyor, sonra torba kanuna eklenen üç beş madde ile hukuksal zemine oturtuluyor ve “yetki Cumhurbaşkanındadır” sözü ile bir kişinin iki dudağı arasına bırakılıyor.

Örtülü faaliyet, olacakları örtme faaliyeti midir?