A3 Haber

Can Selçuki: 17 yıldır sonra seçmen ilk kez kendi kampından başka bir yere oy vermeye hazır görünüyor

Can Selçuki: 17 yıldır sonra seçmen ilk kez kendi kampından başka bir yere oy vermeye hazır görünüyor
Ocak 31
14:49 2020

Can Selçuki, ekonomist ve kamuoyu araştırmacısı…

Her ay iki kez farklı konularda 12 ilde 1537 kişi ile yapılan kamuoyu araştırmalarının sonucunu Türkiye Raporu adlı internet sitesinde paylaşıyor.

Can Selçuki, Türkiye Raporu projesini, “verinin demokratikleştirilmesi” olarak tanımlıyor.

Hedefini şöyle açıklıyor: “Hedefimiz Türkiye’nin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmak ve aynı zamanda bu verini daha geniş kitlelere daha uygun koşullarda ulaşmasını sağlamaktır.” 

Can Selçuki’ye TÜİK’in güvenirliliğinden kamuoyu araştırmalarına, erken seçim olasılığından Ekrem İmamoğlu’na, siyasetteki yeni arayışlardan ekonomik konulara dek güncel konularda sorular yönelttim.

Ortaya aşağıda sizlerle paylaştığımız söyleşi ortaya çıktı.

Ben seni eskiden tanıyorum ama geçen hafta seni Türkiye Raporu üzerinden yeniden keşfettim diyebilirim. Hemen bir söyleşi yapmak istedim. Kabul ettiğin için teşekkür ediyorum. Can Selçuki neler yapıyor, bize kendini anlatabilir misin?

Bocconi Üniversitesinde ekonomi alanında yüksek lisans yaptıktan sonra üç yıl kadar Brüksel merkezli Avrupa Politikaları Çalışmaları Merkezi’nde (CEPS) ekonomist olarak çalıştım.

Daha sonra Dünya Bankası Ankara ofisinde dört sene ekonomist olarak çalıştım. 2016 yılında Dünya Bankasındaki görevimden istifa ederek İstanbul Ekonomi Araştırma adlı kamuoyu ve pazar araştırma şirketini kurdum.

Son ürünümüz olan TurkiyeRaporu.com ile her ay Türkiye çapında 1537 kişi ile yaptığımız iki anketin sonuçlarını ve analizlerini kullanıcılarla paylaşıyoruz.

“Son zamanlarda TÜİK’e dair hepimizde soru işaretleri oluştu”

Hemen her gün ekonomik veri yorumlayan birisi olarak sormadan edemeyeceğim. Şahsen verilerin bir bölümünde yöntem sorunları var diye düşünüyorum. Mesela enflasyon, mesela işsizlik verileri… Onun dışında genelde verilere güvenim var. Hata varsa bile sistematiktir diyorum. Çok mu iyi niyetliyim?

Verileri ikiye ayırmak lazım… Birincisi sizin bahsettiğiniz istatistikleri kapsayan TÜİK gibi devlet kurumları tarafından derlenen ve paylaşılan idari veriler. İkincisi ise bizim gibi kamuoyu araştırma şirketlerinin paylaştığı ve toplumun güncel olaylara tepkisini gösteren veriler.

İdari veriler de aslında eski bir geleneğimiz var. TÜİK’in Avrupa istatistik oluşturma kurallarını belirleyen EUROSTAT kurumu ile çok yakın işbirliği var. Ama son zamanlarda, özellikle enflasyon, şehir enflasyonu konusunda soru işaretleri hepimizde oluştu. Yöntemde tercih edilen varsayımların tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu istatistik işini biliyorsunuz Yunanistan hafife aldı, sonra bir gecede kabusu yaşadılar. 10 yıldır temizlemeye çalışıyorlar. Öte yandan kamuoyu araştırmalarını sonuçları konusunda da bir standart sorunu yaşadığımız gerçek. Medyada yayınlanan araştırmaların künyeleri konusunda çok soru işareti var.

Evet ülkede genelde güven problemi yaşanınca araştırma şirketleri de kendi paylarına düşeni alıyorlar. Sektörün içinde olan biri olarak sorun nedir?

Türkiye son beş yıldır seçimden başını kaldıramadı. Seçim demek kamuoyu araştırması demek… İnternet medyasının da yayılmasıyla, araştırma yaptım diyen herkesin sonuçları, sorgulama olmadan yayınlanıyor. Bir standart yok maalesef. Ama zaman içerisinde bu durumun düzeleceğine inanıyorum. Seçimlerden iki hafta önce varlığından haberdar olduğumuz ve daha sonra hiç duymadığımız şirketlere itibar düşecektir.

“Ülke genelindeki araştırmalarınızı Türkiye Raporu adresinden paylaşıyoruz”

Sizin araştırmalarla ilgili biraz daha detaylı bilgi verebilir misin? Nasıl fark yaratıyorsunuz?

Bizi diğer firmalardan ayıran, anket kapasitemizin yanına danışmanlığı da ekliyor oluşumuz. Sektörde çok büyük firmalar var çok iyi işler yapıyorlar. Ancak firma büyüdükçe özelleşmiş çözüm sunma kapasitesi de doğal olarak düşüyor.

Bizim yaptığımız işte ise her müşteriye özel çalışmalar geliştiriyoruz. Güncel kamuoyu araştırmalarında ise daha önce pek denenmemiş bir yöntem izliyoruz.

Ayda iki kere Türkiye çapında yaptığımız araştırmaları bila bedel kamuoyu ile turkiyeraporu.com adresinden paylaşıyoruz. Önümüzdeki dönemde ücretli bir versiyonu da olacak ama amacımız bu ücreti çok düşük tutarak doğru veri ve analizi kişilere ulaştırmak. Biz buna “verinin demokratikleşmesi” projesi diyoruz.

İşlenmiş bilgiye bedelini ödeme konusunda iyileşiyor muyuz yoksa geleneksel ayak direme devam ediyor mu?

Şirketler düzeyinde iyileştiğimiz kesin. Çünkü artık stratejinin bir tercihten öte zorunluluk olduğu anlaşılıyor.

Siyaset için aynısını söylemek pek mümkün değil. Hâlâ daha veri odaklı siyaset yapmaya çok uzak birçok kurum… Türkiye’de bu açıdan siyasetin çok kaba yapıldığını düşünüyorum.

“İmamoğlu 24 Haziran’dan beri beğenilme oranını koruyor”

Siyasetin sorunları derin ve yapısal bence de… Geçenlerde sizin araştırmayı gördüm. Anladığım kadarıyla İmamoğlu kamuoyu nezdinde yükselişte… 31 Mart öncesinde ve sonrasında nasıl bir seyir izledi bu yükseliş?

Ekrem İmamoğlu’nun ilk adaylığı açıklandığında İstanbul çapında yaptığımız bir araştırmada sadece yüzde 16-17 civarından tanınırlığı olduğunu görmüştük. Karşısında bakanlık, başbakanlık yapmış ve ulusal tanınırlığı çok yüksek bir rakip vardı.

O günlerdeki değerlendirmelerimizde bu yarışın İmamoğlu için çok zor olacağını söylüyorduk. Ancak geniş muhalefet ve karşı mahalleyi rahatsız etmeyen tavrı ile İmamoğlu kısa sürede favori aday oldu.

Ocak 2019’da yaptığımız araştırmada, müşterilerimize İmamoğlu’nun kazanma ihtimalinin Yıldırım’a göre daha yüksek olduğunu değerlendirmiştik. Bu yükseliş, AKP’nin hesabını bozdu ve Erdoğan’ın doğrudan hedef alması İmamoğlu’nun tanınırlık sorununu bir anda çözdü.

İstanbul seçimlerinin tekrarı Ekrem İmamoğlu’nu ulusal bir figür haline getirdi. 24 Haziran seçiminden beri İmamoğlu hem İstanbul’da hem de ulusal seviyede beğenme oranını koruyor.

Liderlerin başarı puanına bakıldığında, birinci Erdoğan, ikinci İmamoğlu ve üçüncü ise Yavaş çıkıyor. Burada Türkiye’deki yeni siyaset arayışının altını çizmek lazım… Toplum şu anda yeni bir siyaset arıyor ve dolayısıyla tüm gözler yeni oyunculara dönmüş vaziyette…

“17 yıldır sonra seçmen ilk kez kendi ideolojik kampından başka bir yere oy vermeye hazır görünüyor”

Davutoğlu ve Babacan “yeni oyunculara” dâhil mi yoksa onlar eskinin devamı gibi mi algılanıyorlar?

Onlar da yeni oyunculara dâhil… Tekrar etmekte fayda var; Bugün Türkiye’de seçmen yeni siyaseti arıyor. Bu yüzden de mevcut oyuncular dışında kim ortaya bir iddia atarsa ona yakından bakıyor.

Hane halkı ekonomisinin kötüleşmesi ve yönetimdeki aksaklıklar, Türkiye’de yüzer-gezer tabir ettiğimiz seçmen kitlesini oluşturdu. Son 17 yıldır ilk defa seçmen kendi ideolojik kampından başka bir yere oy vermeye hazır gözüküyor. Ancak tabi bu kitleyi ikna edecek siyasetçiler lazım.

“Türkiye’de çalışanların yüzde 43’ü asgari ücret düzeyinde kazanıyor”

Gördüğüm kadarıyla ekonomi uzak ara öncelikli mesele olarak algılanıyor. Peki, ekonomi deyince işsizliği mi enflasyonu mu, öncelikli olarak neyi kastediyor insanlar?

Ekonomi makro seviyede uzun zamandır problem sinyalleri veriyordu. Ancak, makro seviyedeki problemlerin sade vatandaş nezdinde pek karşılığı olmuyor.

Örneğin, Türkiye’nin 200 milyar dolar dış finansmana ihtiyacı var bu para nereden bulunacak dendiğinde, bunun toplumda bir karşılığı yok. Öte yandan, 2018 Ağustos ayında rahip Brunson olayından sonra kurdaki değer kaybı ile yükselen enflasyon oranı, özellikle gıda fiyatları üzerinden vatandaşı etkiledi.

2019 Ocak ayına geldiğimizde işsizlik yüzde 14 seviyesine çıktı. Özetlemek gerekirse, hayat pahalılığı ve işsizlik öncelikli konular…

Aynı zamanda artık kalmayan mali alan, artan vergileri ve zamları da beraberinde getiriyor. Bunlar olurken maaşlar düşüyor ve hayat pahalılığı çok ciddi bir sorun haline geliyor. Bugün Türkiye’de maaş kazananların yüzde 43’ü asgari ücret seviyesinde kazanıyor. Fakirlik seviyesinin 1000 lira altında bir miktar…

“Seçim kararı Cumhurbaşkanı’nın işine yaramaz gibi görünüyor”

Erken seçim ihtimali için ne dersin? Mesela “güçlendirilmiş parlamenter sisteme” dönüşle beraber?

Erken seçim kararı alınabilmesi için ya meclisin ya da cumhurbaşkanının karar vermesi gerekiyor. Mecliste henüz böyle bir uzlaşı zemini yok.

Cumhurbaşkanı eğer bu kararı alırsa, bir dönem kaybediyor. Üstelik bizim de yaptığımız son anket çalışmaları ve ekonominin gidişatı göz önüne alınırsa, şu anda seçim kararı almak Cumhur İttifakı’nın ve Cumhurbaşkanı’nın işine pek yaramaz gibi gözüküyor.

Öte yandan, gidişattan dolayı eğer mecliste, parlamenter sisteme dönüş için bir uzlaşı çalışması olursa, o zaman farklı senaryoları konuşabiliriz.

Bekir Ağırdır şöyle demiş: “Toplum, bütün siyasi aktörleri mahkum edeceği ve güven ilişkisini keseceği travmatik bir duruma doğru yaklaşıyor.” Sende de böyle bir taşma noktasına yaklaştığımız düşüncesi var mı?

Toplum yeni siyaseti arıyor derken aslında benzer bir eşik noktasını tarif ediyordum. Bu taşma noktasına ulaştık. Bundan sonra ne olacağı, aktörlerin yeni bir siyaset tanımlama becerisine bağlı.

Çok teşekkür ediyorum Can, verdiğin bilgiler ve bu keyifli söyleşi için… Ara ara seni rahatsız ederim yine…

Can Selçuki kimdir?

Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü tamamladıktan sonra Bocconi Üniversitesi’nden Ekonomi ve Sosyal Bilimler alanında yüksek lisans eğitimi almıştır. Şu anda pazar araştırma ve büyük veri analizi yapan İstanbul Ekonomi Araştırma şirketinde Genel Müdürlük görevini sürdürmektedir. Bundan önce, Dünya Bankası Ankara ofisinde 4 yıl olarak ekonomist görevini sürdürmüştür. Bu görevi sırasında Türkiye ve Azerbaycan’da kamu ve özel sektöre ile Türkiye’de rekabetçiliğin arttırılması alanında çalışmalarda bulunmuştur. Bu kapsamda bölgesel kalkınma, rekabet ve inovasyon politikalarına odaklanıştır. Dünya Bankası’na katılmadan önce 3 sene boyunca Brüksel merkezli Avrupa Politikaları Çalışmaları Merkezi’nde (CEPS) ekonomist olarak çalışmıştır. Türkiye’de ticaretin rekabetçiliği, bölgesel rekabet ve inovasyon politikaları üzerine makale ve raporları bulunmaktadır.