A3 Haber

Urla’nın görevden alınan CHP’li belediye başkanı Burak Oğuz’un ilk duruşması yapıldı

Urla’nın görevden alınan CHP’li belediye başkanı Burak Oğuz’un ilk duruşması yapıldı
Şubat 14
12:12 2020

İzmir’de Fethullah Gülen cemaati soruşturması kapsamında tutuklanan Urla Belediyesi’nin CHP’li eski başkanı İbrahim Burak Oğuz’un, “silahlı terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla yargılanmasına başlandı. Oğuz, ilk duruşmada suçlamaları reddederek, bazı konularda psikolojik baskı altında ifade verdiğini söyledi.

Fethullah Gülen cemaatinin üst düzey yöneticileri ile telefonda irtibat kurduğu suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilen ve akabinde Urla Belediye Başkanlığı görevinden alınan CHP’li İbrahim Burak Oğuz’un yargılanmasına başlandı.

İzmir 17’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanık Oğuz ve avukatı katıldı.

Yoğunluk nedeniyle adliyenin sosyal tesisinde görülen duruşmayı CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, CHP Konak İlçe Başkanı Çağrı Gruşçu’nun da aralarında bulunduğu bir grup CHP’li de izledi.

Sanık İbrahim Burak Oğuz, ifadesinde suçlamaları kabul etmedi, “İsmi geçen kişi ve şirketleri sorgu sırasında öğrendim” dedi.

Oğuz, ilk ifadesinde psikolojik baskıya bazı yanlış ifadelerde bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Cemaatin sohbet toplantılarına katılıp katılmadığı konusunda da, genellikle davet edildiği yerlere gittiğini, ancak sohbet hocalığı yapmadığını söyledi.

Bir Afrika gezisine katıldığını söyleyen Burak Oğuz, “Benim katıldığım gezide Abdullah Gül ve bakanlar da vardır. Orada bir okula gittik, hangi okul olduğunu bilmiyorum, belki cemaat okulu olabilir” dedi.

İddiaları kabul etmedi

Fethullah Gülen Cemaati üyesi olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan Burak Oğuz ilk ifadesinde suçlamaları asla kabul etmediğini belirtti. İlk ifadesinde yanlış beyanlarda bulunduğunu ve bunu düzeltmek için mahkeme heyetinden söz aldı.

“Ege’de Son Söz” açıklaması

Burak Oğuz, mali müşavirlik hizmeti verdiği kuruluşlar arasında cemaatle bağlantılı bir yer olup olmadığı sorusuna “Ege’de Son Söz haber sitesinin defterlerini tuttuğu” yönündeki ifadesiyle ilgili olarak da, “Ege’de Son Söz konusunda yanlış ifade verdim, psikolojik baskıyla karıştırdım” dedi.

Gazetenin bağlı olduğu şirketin defterlerini geçmişte tuttuğunu dile getiren Oğuz, “15 Temmuz hain darbe girişimi gerçekleştikten sonra gazete 27 Temmuz’da yayınlanan 668 Sayılı KHK ile kapatılıp 29 Ekim’de yayınlanan 675 sayılı KHK ile yeniden açıldı. Şirketin itibarı daha sonra iade edildi. Ben kapatılma kararı verilirken şirketin 2012-2016 yılları arası mali müşaviri olduğum için evrakları benden istedikleri için ilgili kuruma teslim etmiştim. Savcının bana sorgusunda şirketlerle ilgili sorusu sorulunca aklıma o durum geldi. Burada bir yanlış anlaşılma söz konusudur. Düzeltilip kayıtlara geçmesini talep ediyorum” dedi.

“Hakan Çiçek ile bir kez görüştüm”

Mali Müşavirler Odası aktif faaliyet gösterirken sayısız davetler ve kişilerle görüştüğünü belirten Oğuz’a mahkeme heyeti tarafından “Hakan Çiçek’i tanıyor musun” sorusu yöneltildi. Soruyu yanıtlayan Oğuz, “Bir kere görüştük. Şu an görsem tanımam” cevabını verdi.

Mahkeme Başkanı Sunal bu kez, “TSK mahrem imamı suçlamasıyla yargılandığını biliyor musunuz” dedi. Oğuz, “Hayır efendim. Ben birçok ismi iddianamenin hazırlandığı sırada tanıdım” diye konuştu.

“Çocukluğumdan beri Afrika hastasıyım”

Afrika gezileri ve İzmir Genç İş Adamları Derneği’nin (İGİD) sorulması üzerine cevap veren Burak Oğuz, “Çocukluğumdan beri Afrika hastasıyım. Çok severim. Bir şekilde bağım olsun isterim. Çankaya’da ofisimi açtığımda Afrika açılımı vardı. Buralara merak sardım. Katılmak istedim” cevabını verdi.

“Sohbetlerde bir kitap verildiyse okumuşumdur, sohbet imamı değilim”

“Buca imamı” olduğu iddialarını yanıtlayan Oğuz, “Asla kabul etmiyorum. Biri bir kitap, yazı verdiyse okumuşumdur. Kimseyi davet etmedim. Muhtemelen davetlerden birisinin üzerine katılmışımdır” dedi.

Mahkeme heyetinin sohbetlere kaç kez katıldı sorusuna da Oğuz, “Düzenli gitmediğim için sayısını hatırlamıyorum. 2005’te evlendim. Evlendikten sonra gittiğimi hatırlamıyorum” şeklinde konuştu.

Burak Oğuz’a “hoca” tabiri ile hitap edildiği sorusuna Oğuz, “Gündelik laf arasında hocam ne haber, nasılsın denir. O tarz bir şey. Saygıdan da olabilir. İmamlıktan dolayı olduğunu kabul etmiyorum” dedi.

Mutlu Tuncer tehdit etti

Burak Oğuz’un Fethullah Gülen cemaati üyesi olduğu iddialarını haber yapan Mutlu Tuncer ile ilgili gelen soruları yanıtlayan Oğuz, “Mutlu Tuncer ile tanışırım. 2014-2019 seçimlerinde beraber çalıştık. 2019’da adaylığım kesinleştikten sonra kampanyamda aktif görev aldı. 2014 yerel seçimleri sonrasında ‘bir sonraki seçimler için haber sitesi kurmamız lazım’ ifadelerinde bulunmuştu. Haber sitesinin finansını ben sağlamıştım. Cihan Haber Ajansı ile çalışmıştık. Fakat daha sonra anlaşamadık. 2019 seçimleri sonrasında belediye başkanı olmamın ardından birtakım talepleri oldu. Belediye şirketi yönetiminde yer almak istedi. Bunu reddettim. Başka istekleri de oldu. Sonrasında aleyhimde yazmaya, çizmeye başladı” dedi.

Tuncer’in Fethullah Gülen cemaati üyesi olduğuma dair video ve fotoğrafların olduğunu beyan ederek şantaj yaptığını ve belediyeden para almak istediğini açıkladı.

Mahkeme heyetinin şantaj varsa neden suç duyurusunda bulunmadın sorusuna cevap veren Oğuz, “Tuncer ile yaptığı haber sonrası görüşmem oldu ve bana tehdit edici şekilde konuştu. Gerekli yerlere durumu iletmiştim” dedi.

Yurtdışı ziyaretleri hakkında konuştu

Yurtdışı ziyaretleri özellikle Afrika ile bağlantısı sorulan Burak Oğuz, “Afrika’ya hayranlığımı daha önce belirtmiştim. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ziyareti ile ilgili ise AKP eski il başkanı Refik Uzun ile 300 kez konuştuğum kayıtlara geçmiştir. Doğrudur. Hem İGİT üyesi hem hukukçu olması nedeniyle muhasebe işleri ilgileniyordum. YENBU isimli şirketin defterlerini tutmaya başladıktan sonra iş adamları ile heyet olarak Demokratik Kongo’ya gittik. Orada ziyarette ülkeyi temsilen birçok devlet görevlisi vardı. Abdullah Gül de vardı. Bir okulda iki öğrenci Bize İstiklal Marşı okudu. Heyet olarak birçok yeri gezdik” dedi.

Amerika ziyaretinde çelişkili ifadeler

İş bağlamak amacıyla Hüseyin Çakıroğlu ile birlikte Amerika’ya gittiğini ve yolculuk sırasında Çakıroğlu’yla tanıştığını söyleyen Oğuz, “ABD’ye gidiş ve dönüşte Hüseyin Çakıroğlu ile gittik. Orada bazı şeylerden Fethullah Gülen’i ziyarete gittiğini sezdim. Ama bana açık açık söylemedi” dedi.

“Ölene kadar CHP’li kalacağım”

Son olarak savunmasında 13 yıldır aktif siyasetin içerisinde olduğunu belirten Oğuz üç kırmızı çizgisi olduğunu vurguladı. “Namusuma, bayrağıma, devletime ve CHP’ye laf söylettirmem“ diyen Oğuz, “Ben CHP’de her şeyi aleni şekilde yaptım. Referandumda gece gündüz demeden çalıştım. Canlı yayınlara katıldım, yazılar yazdım ve doğrular neyse hep onun yanında oldum. Zamanında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da övdüm. Bu anlayışla siyaset yaptım. Bu düşünceyle CHP’deyim ve ölene kadar CHP’li kalacağım” açıklamalarında bulundu.

Tanıkların ifadeleri alındı

Burak Oğuz’un Fethullah Gülen Cemaati üyesi olduğuna dair haberleri yapan ve Oğuz’a şantaj yaptığı iddiasıyla dinlenen Mutlu Tuncer, “10 yıldır Burak Oğuz’u tanıyorum. FETÖ bağlantısı ile bilgim yok. Önder Şengüler’in elinde Oğuz ile ilgili kasetler olduğunu söylüyordu. Şengüler’in Oğuz ile ilgili olarak ‘boynuna tasmayı taktım’ ifadesini bana iletmişti. FETÖ üyesi olduğuna dair duyumlarla ilgili Oğuz’la görüşme yaptım. Seçimden önce seçim işlerini yapıyordum ve bana paramı vermedi. Babasının Burak Oğuz hakkında FETÖ’cü o ifadesini duyanlardan duydum. İsim vermem gerekirse Bülent İlhan veteriner hekim bu duyumu bana iletti” dedi.

AKP’li başkan adayının danışmanlığını yürüten Önder Şengüler, “Seçim ziyaretleri kapsamında babasının dükkanını ziyaret edilmişti. Babası bu ifadeleri kullanmıştı. Melih Çamkıran, Oğuz’un 2012’ye sohbetlere katıldığı ve burada sohbet imamlığı yaptığını bana söylemişti” diye konuştu.

Mahkeme heyeti dava ile ilgili olarak 23 tanığın ifadesini aldı.

Üç kritik isim

Duruşmanın ikinci oturumunda Burak Oğuz’a ait şirketin çalışanların ifadeleri dinlendi. Tanık ifadelerine göre davanın kilit ismi olan üç isim Ercan Aldemir, Lokman Uçan ve Hakkı Güzel olduğu ortaya çıktı. Verilen ifadelere göre KOSGEB Teşvik Uzmanı olarak Burak Oğuz ile aynı ofiste çalışan isimlerin FETÖ/PYD üyeliği ve bağlantısı var. Kilit isimlerden Ercan Aldemir’in yurt dışına kaçtığı ifadeler arasında. Tanıklara şirket, Burak Oğuz’un üç isimle olan ilişkisini, bahsi geçen üç kişinin şirket ile çalışma usulleri üzerine sorular soruldu.

Burak Oğuz: “FETÖ” firarisi olduğunu bilseydim hattımı vermez, ofisimi kullandırtmazdım

Burak Oğuz, savunmasının devamında şunları söyledi:

“2007 yılından beri aktif siyaset yapıyorum. Her yer ön safhalardan siyaset yaptım. CHP’li bütün arkadaşlarda bana tanık olur. Kendimi bildim bileli hem oda zamanı hem CHP nedeniyle yüz binlerce kişiyle görüştüm. Her zaman vatana millete yararlı bir vatandaş olmaya çalıştım, bunu kimse sorgulayamaz. “FETÖ” iddiasıyla firari olduğunu bilseydim hattımı niye vereyim, ofisimi niye kullandırtayım.”

Burak Oğuz’un avukatları: 2013-2014 yıllarından sonrası suç teşkil eder

Burak Oğuz’un avukatı, iddianamedeki suçları hangi tarihlerde yapıldığını dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi. 2013 yılı ve 2014 yıllarından önce bahse konu olan iddiaların suç teşkil etmeyeceğini söyleyen Av. Umut Köroğlu, “Burak Oğuz’un cep telefonlarında ByLock olmaması ve kırılma noktası olarak gösterilen tarihlerden sonra Bank Asya ile ilişkisi olmadığı, 2014 yılından sonra EGİD üyeliğinin bulunmaması. Afrika gezilerinin devlet erkanıyla birlikte olması gerekçe gösterildi.”

Köroğlu: Bakanın oğlu 700 kez imamlarla görüşme yapmış tutuksuz yargılandı

Burak Oğuz’un iddianamesindeki telefon görüşmeleri tarihinde bahsedilen örgütün, suçlu ilan edilmediğini belirten Köroğlu, “Bu kişiler her yerdeydi, aramızdaydı. Suçlamalarda 2013 2014 yılından sonrasının baz alınmasını istiyorum. Hakan Çiçek ile olan görüşmeler iş ile ilgilidir. İddianamede eksiklikler var. Burak Oğuz’un Buca imamı olduğunu iddia eden Melih Çamkıran keşke duruşmaya gelseydi. Onların kahkahalarla verdikleri ifadeler yüzünden Burak Oğuz tutuklu. Eski bir bakanın oğlu örgüt imamlarıyla 700 telefon konuşması olmuş içeriği belirlenemeyen konuşmalar olduğu için bu kişi tutuksuz yargılandı. Aynı hukuk kurallarının mahkememizce uygulanmasını talep ediyorum. Müvekkelimin kuvvetli suç şüphesi bulunmadığından ve direk tahliyesini istiyorum” dedi.

Savcı: Tutukluluk hali devam etmeli

Cumhuriyet Savcısı, mütalaasında, “Burak Oğuz’un suçu işlediğine yönelik kuvvetli şüphe olduğuna ve dosyada mevcut delillerin tam olarak toplanamaması nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesi yönünde” beyan verdi.

Cumhuriyet Başsavcısı’nın kararı şu şekilde;

“Sanık savunmasına gelen belgelere, tanık beyanlarına bir diyeceğimiz yoktur, bu celse beyanı alınmayan tanıklar Melih Çamkıran, Tarkan Bakırlı, Lokman Uçan, Çetin Erdoğan, Yılmaz Serdoğlu, Hakan Çiçek ve Levent Çiftçi’nin beyanlarının tespiti için gerekli usulü işlemlerin yürütülmesine, cevabı gelmeyen ve müzekkere cevaplarının dönüşünün beklenilmesine, tanık Mutlu Tuncer’in beyanında adı geçen ve veteriner hekim olduğu iddia edilen Bülent İlhan’ın yine sanık savunmasında adı geçen Hüseyin Fehmi Şafak’ın tanık olarak beyanlarının alınması için gerekli usulü işlemlerin yürütülmesine, sanığın üyesi olduğu tespit edilen İGİT isimli derneğe üyelik esnasında sanığa dernek kapsamında kimlerin referans olduğu hususunda araştırma yapılması için dernekler masasına ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına karar verildi.”

Duruşma 30 Mart’a ertelendi, tutukluğun devamına karar verildi

Mütalaanın alınmasının ardından mahkeme heyeti, Burak Oğuz’un tutukluluğunun devamına karar vererek, duruşmayı 30 Mart 2020 tarihine erteledi.