A3 Haber

Karantina günlerinde yaşamak

Karantina günlerinde yaşamak
Mart 20
14:23 2020

Genelde evden çıkmam. Bazen günlerce çıkmam.
Fakat şimdi 10 dakika da olsa çıkmadan, kapının önünde de olsa bir ileri, bir geri volta atmadan yapamıyorum.
Baskılanmaya karşı, paşa gönlümün isyanı herhalde!
Korona günlerinde yaşamak, hiç bilmediğimiz bir tecrübe.
Yazmak da öyle.
Gözümüz her en ekranda gelişmeleri izlerken, bir başka konuyu yazıp, tartışmak tuhaf geliyor.
Yoğunlaşamıyorum, elim gitmiyor.
Önce ne yapmalı bu dönemde?

* * *

Sıralama malum:
Kitap okumak, müzik dinlemek, spor (mümkünse yoga) yapmak, film izlemek…
Gençlerin çoğu ise oyun peşinde.
Telefonda, bilgisayarda, TV ekranında hiç bilmediğim uçan, kaçan, vuran, kıran yığınla oyun…
Onlara virüsün bu türü maalesef çoktan bulaşmış zaten.
Evde yaşamaya mecbur kalmanın en zor tarafı, uzun süre dip dibe oturmaya alışkın olmayanların birbirine sarması ki, aman ha.
Böyle günlerde hoşgörü şart.
Zorlanıyorsanız herkes başka bir odaya, en azından köşeye çekilsin; mutat zamanlarda buluşsun aynı yerde.

* * *

Sosyal medya paylaşımlarında “python çalışıyorum” diyenler dikkatimi çekiyor.
Nedir ki bu?
Şuymuş:
“Python, nesne yönelimli, yorumlamalı, birimsel ve etkileşimli yüksek seviyeli bir programlama dilidir. Girintilere dayalı basit sözdizimi, dilin öğrenilmesini ve akılda kalmasını kolaylaştırır. Bu da ona söz diziminin ayrıntıları ile vakit yitirmeden programlama yapılmaya başlanabilen bir dil olma özelliği kazandırır.”
Konu beni aşar.
Uğraşanlara kolaylıklar…

* * *

Ve ikinci soru, ne yazmalı?
“Vah vah” demenin kimseye yararı yok.
Hem hastalıktan korunmanın, hem ileriye dirençle bakmanın yolu “bilgi sahibi olmaktan” geçiyor.
Özellikle Twitter’da ciddiye almaya değer çok sayıda hesap keşfediyorum sürekli.
Hepsini takibe alıyor, okuyor, değinilen konuları daha fazla araştırma ihtiyacı duyuyorum.

* * *

Düne kadar maske takmak/takmamak konusunda kafalar karışıktı hatta “hasta değilseniz takmayın” diyenler ağır basmaktaydı.
Baştan beri kötü sınav veren Dünya Sağlık Örgütü görüşünü değiştirmiş.
“Herkes takmalı” diyor şimdi.

* * *

Medipol Hastanesi’nden Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu da şöyle diyor:
“Yapılan uluslararası çalışmalara göre her tespit edilen 1 vaka karşısında toplumda henüz hastalığı tespit edilmeyen (hastalığının farkında olmayan, hastaneye gitmeyen, sonucu çıkmamış…) 400 hasta vardır. Olay rakamlardan çok büyük. Sakın evden çıkmayın.”
Medipol Hastanesi’nin sahibi, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dır. Bilmeyenleri, bilgilendirmek istedim.

* * *

Fransa’da başlatılan bir uygulama vardı.
Bu uygulamanın fikir babası olan Christian Meunier “Bu günlerde kimsesiz kalan, derdini anlatacak hiç kimseyi bulamayanlar penceresinin önüne kırmızı biz bez koysun. Dışarıya çıkabilen, sağlıklı insanlar da gerekli önlemleri alarak, bu evlerin kapısını çalsın, komşularına yardımcı olsun” çağrısında bulunmuştu.
Aynı yöntemi her yerde uygulamalı.
Penceresinde kırmızı bez olan kapılar, mutlaka çalınmalı.

* * *

Daha iyisi, elbette Foça Belediyesi’nin yaptığı:
“Koronavirüs salgını nedeniyle evlerinde vakit geçiren 65 yaş üstü vatandaşlarımızdan; yalnız yaşayanlar ve yakınlarında yardım edecek kimse olmayanların market ve sağlık alışverişlerinde yardımcı oluyoruz. İletişim için Foça Belediyesi hattını arayabilirsiniz. 05338946447”
Aferin Başkan Fatih Gürbüz.