A3 Haber

Dünya Koronalı Virüs’e de kalmaz!

Dünya Koronalı Virüs’e de kalmaz!
Nisan 25
15:56 2020

Hiç kimseye ve hiçbir şeye kalmamış bu dünya, Koronalı Virüs’e de kalmayacak mutlaka!
Onun da devri bitecek.
Onun da hükmü sona erecek.
Ne var ki, hemen her şey gibi, onun da vadesi var.
Sonrasında ise…
Yaşayana uzun gelen fakat sonrasında denizdeki kum tanesi gibi minik bir iz bırakacak tarihte.

* * *

Örnekse:

“Dünyanın en zor yüzyılı hangisidir diye sorsalar, 14. yüzyıl demek belki de çok yanlış olmaz. Bunun sebebi, savaşlardan çok daha fazla insanın hayatına mâl olan bir salgın: Kara Veba! Hastalığın çıkış noktası, Çin’di. Yönetimde bizim, Kubilay Hanlığı olarak bildiğimiz Moğolların kurduğu Yuan hanedanı bulunuyordu. Ancak kötü yönetim, kıtlık ve afetler, yerli halkı canından bezdirmişti. Üstüne bir de ülkenin güney batısında baş gösteren salgın, insanları kırıp geçiriyordu. Bu hastalık, bardağı taşıran son damla oldu. Köylüler ayaklandı ve Çin tarihinde ‘Kızıl Sarıklılar’ olarak bilinen bir isyan başlattı. İsyanın başında Zhu Yuanzhang bulunuyordu. İsyancılar, 1368 yılında Hanbalık’ı yani bugünkü Pekin’i ele geçirerek Moğolları ülkeden kovdu.”

Şimdi sorsanız, kaç kişi bilir bunu?

* * *

Bugün “veba” deyince, en çok ve hatta kimi için yalnızca Albert Camus’un romanı gelir akla:

“Ertesi gün, 30 Nisan’da, ılık bir meltem, mavi ve rutubetli gökyüzünde esiyordu. En uzak banliyölerden çiçek kokusu getiriyordu. Sokaklardaki sabah gürültüleri her zamankine oranla daha canlı, daha neşeli gibiydi. Hafta boyunca içinde yaşadığı o sessiz kaygıdan kurtulan küçük kentimizde o gün bir yeniden doğuş günüydü. Karısından gelen bir mektupla içi rahatlayan Rieux de hafiflik duygusuyla kapıcının dairesine indi. Ve gerçekten de sabah ateş otuz sekize düşmüştü. Zayıf düşmüş hasta yatağında gülümsüyor

— Durum daha iyi, değil mi doktor? dedi karısı.

— Bekleyelim daha.

Ancak öğlen, ateş birden kırk dereceye çıkmıştı, hasta durmadan sayıklıyordu ve kusmalar yeniden başlamıştı. Boyundaki yumrular dokununca acıyordu ve kapıcı başını bedeninden olabildiğince uzak tutmaya çalışmak istiyor gibiydi. Karısı yatağın ayakucuna oturmuş, elleri battaniyenin üzerinde, hafifçe hastanın ayaklarını tutuyordu. Rieux’ ye bakıyordu.

— Dinleyin, dedi Rieux, onu tecrit etmek ve özel bir tedavi denemek gerek. Hastaneyi arayayım, onu ambulansla götüreceğiz.”

Yüzyıllar boyu dünyayı kasıp kavurmuş, milyonlarca insanın canını almış veba, günümüz insanı için bir roman konusundan ibarettir artık.

* * *

İnsana, insanlığa azap veren dönemlerin sorumlularından hesap sorulabilen olaylar da vardır elbet.
En az veba kadar, kolera kadar, sarıhumma kadar, ebola kadar, koronavirüs kadar dehşet yaratmış Hitler, Mussolini ve benzeri ölümcül virüslerin devri de uzun sürdü sürmesine.
Fakat yaşattıkları acının bedelini madden ve manen ödediler ve ödemeye devam ediyor onlar gibiler.

* * *

Son örneklerden birine, Sudan’a bakın mesela.
Haberi bugün okudum:
“Sudan’da Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu, devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’e yakın bir iş adamının 1,2 milyar dolar mal varlığına el koydu.”
Oh olsun.
Daha dur, el Beşir efendi, daha dur…
30 yıllık mezaliminin hesabı burnundan fitil fitil çıkacak!