A3 Haber

İş cinayetleri raporu: AKP iktidarında 18 yılda 23 bin 980 işçi yaşamını yitirdi

İş cinayetleri raporu: AKP iktidarında 18 yılda 23 bin 980 işçi yaşamını yitirdi
Nisan 30
15:41 2020

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekili, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından, hazırlanan rapora göre, 2002-2020 yılları arasında, 23 bin 980 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Raporda, “AKP hükümetleri döneminde benimsenen politikalar ile Anayasaya aykırı hareket edilerek patronların adeta sırtının sıvazlanmasına ve işçilerin ölüme gönderilmesine ivedi son verilmelidir” denildi.

TBMM İnsan Hakları Komisyon Başkan Vekili, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından 1 Mayıs öncesinde hazırlanan rapor, Türkiye’de yaşanan iş cinayetlerindeki korkunç rakamları ortaya koydu.

Tanrıkulu tarafından hazırlanan, 2002-2020 arasında İşçi ve Emekçi Hak İhlalleri Raporu’nda, 18 yıllık AKP iktidarında en az 23 bin 980 işçinin önlenebilir iş kazaları sonucunda yaşamını yitirdiği açıklanırken, önlenebilir sebeplere rağmen yaşamını yitiren işçilerin sayılarının her yıl katlanarak artması dikkat çekti.

2019 yılında bin 736 işçi yaşamını yitirdi

Rapora göre; 2002’de 146, 2003’de 811, 2004’de 843, 2005’de bin 96, 2006’da bin 601, 2007’de bin 44, 2008’de 866, 2009’da bin 171, 2010’da bin 454, 2011’de bin 710, 2012’de 878, 2013’de bin 235, 2014’de bin 886, 2015’de bin 730, 2016’da bin 970, 2017’de 2 bin 6, 2018’de bin 797 ve 2019’da bin 736 işçi iş cinayetleri sonucunda yaşamını yitirdi.

Rapora göre Türkiye’de sadece 2019 yılında 10 bin civarında işçi meslek hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi. “İşverenin rahatı bozulmasın, tazminat ödemesin mantığı ile iktidarların meslek hastalıkları konusunda ses çıkarmadığı görülmektedir” denilen raporda, meslek hastalıklarının kayıt altına alınmadığı için resmi belgelerde geçmediği de belirtildi.

İSİG verilerine göre, 2019 yılında iş cinayetlerinde ölenlerin yüzde 83’ü olan bin 433’ü ücretliler, yüzde 17’si ise kendi nam ve hesabına çalışanların oluşturduğu belirtiliyor.

855 işçinin Covid-19 testi pozitif

Raporda, 2020 Ocak ayında 112, Şubat ayında 131, Mart ayında 113 işçinin yaşamını yitirdiği hatırlatılırken, 11 Mart-10 Nisan tarihleri arasında ise en az 159 işyerinden 855 işçinin Covid-19 testinin alınmayan önlemler sonucu pozitif çıktığı belirtiliyor.

2019 yılı içinde iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımına bakıldığında ise, tarım, orman iş kolunun 245’i çiftçi, 197’si işçi olmak üzere 442 kayıpla birinci olduğu gözleniyor. Bu iş kolunu inşaat, yol, taşımacılık iş kolu izlerken, en az kaybın ise üç kayıpla bankacılık, finans ve sigorta iş kolunda yaşandığı gözleniyor.

2019’da 82 işçi intihar ederek yaşamına son verdi

2019 yılında, trafik, servis kazası nedeniyle 392 işçi; ezilme, göçük nedeniyle 285 işçi; yüksekten düşme nedeniyle 259 işçi; kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle 202 işçi; zehirlenme, boğulma nedeniyle 108 işçi yaşamını yitirirken, bir yılda 82 işçinin intihar sonucunda yaşamına son vermesi de dikkat çekti.

Raporda yer alan İSİG verilerine göre, 2019 yılında ölenlerin 23’ü sendikalı işçi, yüzde 98.68’i olan bin 713’ü ise sendikasız işçilerden oluşuyor. Raporda bu durum, “Oranlar sendikal örgütlenmenin işçilerin yaşamını korumada önemini göstermektedir. Bu oranlar örgütlü işçilerin yaşamlarını tehlikeye atacak işler, emirler ya da durumlar karşısında işveren karşısında daha net tavır alabildiklerini, işverene karşı çıkabildiklerini; örgütsüz işçilerin ise kovulma tehdidi karşısında daha savunmasız olduklarını ortaya koymaktadır” diye açıklanıyor.

Raporda şu taleplere yer veriliyor; “Sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Ülkemizde sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir.

720 bin çocuk işçi

TÜİK verilerine göre Türkiye’de 5-17 yaş arasındaki çocuk sayısının 16 milyon 457 bin olduğu bilgisinin yer aldığı raporda, çalışan çocuk işçi sayısı 720 bin olarak açıklanıyor. Buna göre, çalışan çocukların yüzde 79.7’ni 15-17 yaş, yüzde 15.9’nu 12-14 yaş, yüzde 4.4’nü de 5-11 yaş grubundaki çocuklar oluşturuyor. Bu çocukların ancak yüzde 65.7’si eğitimine devam edebiliyor.

Çocukların çalışma nedenleri arasında ilk sırayı yüzde 35.9 ile “Hane halkının ekonomik faaliyetine yardımcı olma” yer alıyor. Çocuk işçilerin, yüzde 34.4’ü “İş öğrenme, meslek sahibi olmak“, yüzde 23.2’ü “Hane halkı gelirine katkıda bulunmak“, yüzde 6.4’ü ise “Kendi ihtiyaçlarını karşılamak” için çalışıyor.

Çalışan çocukların yüzde 12.9’u aşırı sıcak/soğuk ya da aşırı nemli/nemsiz bir ortamda çalışıyor, yüzde 10.8’nin kimyasal madde, toz duman veya zararlı gazlara maruz kalıyor.

Raporda, çocuk işçiler konusunda, “2012’de çalışan çocukların yüzde 52’si ücretli iken 2019’da bu oran 10 puanlık bir artışla yüzde 63’e çıkmış durumda. 1999’da bu oran sadece yüzde 29’du. Bu veri bize, çalışan çocuk sorununun ciddi bir biçim değişikliği yaşadığını gösteriyor. Bunun çocuk emeği ile mücadele açısından önemli sonuçları olacaktır. Çalışan çocuklar arasında kendi hesabına çalışma yüzde 60 azalırken, ücretsiz aile işçiliği yüzde 38 oranında gerilemiş. Kendi hesabına çalışma neredeyse ortadan kalkmış durumda” tespitine yer veriliyor.

“Açlık oyunları oynanmadığı bir Türkiye hayal değil”

CHP’nin hazırladığı işçi ve emekçi hakları raporunun son bölümünde ise “AKP hükümetleri döneminde anayasaya aykırı olarak işverenin sırtının sıvazlanarak işçilerin ölüme gönderilmesine yol açan uygulamalara son verilmesi” çağrısında bulunuluyor.

Rapor, “Türkiye’de çocukların çalışmadığı, çalışmak zorunda bırakılmadığı, işçilerin emeklerinin sömürülmediği, yaşam haklarının göz ardı edilmediği, iş cinayetlerinin yaşanmadığı ve işçilerin ölümle yaşam arasındaki çizgide açlık oyunları oynamaya zorlanmadığı bir Türkiye hayal değildir” ifadesiyle sonlanıyor. (ANKA)