A3 Haber

Ankara Barosu: Barolar ‘sessiz’ meslek örgütleri haline getirilmek isteniyor

Ankara Barosu: Barolar ‘sessiz’ meslek örgütleri haline getirilmek isteniyor
Mayıs 08
15:52 2020

Ankara Barosu yönetimi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın barolarda seçim sistemini değiştirmek için başlattığı çalışmaları eleştiren bir açıklama yayınlayarak, “Barolar sessiz meslek örgütleri haline getirilmek isteniyor” ifadelerini kullandı.

Baro ve meslek odalarında yönetim seçimlerinde değişiklik yapılması, Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın LGBT’leri hedef alan açıklamasına yönelik sert eleştirilerinden sonra gündeme gelmişti.

Baro yönetimi Erbaş’ı eşcinsellere karşı nefret söylemi üretmekle suçlamış, Erbaş’ın yanında duran hükümet kanadıysa baro yönetimine benzer bir eleştiri getirerek, baronun açıklamasını İslamofobi çerçevesinde değerlendirmişti.

Bu tartışmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, barolarda seçim sisteminin değişmesi gerektiğini savunup hukukçu kurmaylarına bu yönde çalışma başlatması talimatı vermişti. Kulis haberlerinde Ankara, İstanbul, İzmir gibi üye sayısı fazla olan illerde alternatif barolar kurulmasının değerlendirildiği bildirilmişti.

Ankara Barosu’ndan açıklama

Ankara Barosu yönetimi bu çalışmalarda zamanlamanın “anlamlı” olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Yasal sorumlulukları nedeniyle barolarca ya da bazı meslek odalarınca hak ihlallerine ve inşa edilmeye çalışılan baskı ortamına karşı çıkıldıktan hemen sonraki zamana denk gelmesi ise son derece anlamlıdır.”

Eşitliğe dönük tüm hukuksuzluklara karşı çıkmaya devam edeceklerini belirten baro yönetimi, hükümetin kendilerini tasfiye etmek için yasa değişikliklerini gündeme getirmesinin şaşırtıcı olmadığını ifade etti.

Ankara Barosu’nun açıklamasının tamamı şöyle:

Barolar ve bazı meslek odalarının demokrasi geleneğinden çıkartılarak ‘sessiz’ meslek örgütleri haline getirilmesine ilişkin yasa değişikliği tartışmaları son dönemde belli aralıklarla gündeme getirilmektedir. Avukatlar ve meslek örgütleri olan barolar, insan olmanın en temel hak ve koşullarını korumak ve savunmak durumundadır. Var olmalarının ve bağımsızlığının yegane temeli budur. Bu nedenle siyasal iktidarların savunma makamından rahatsızlık duymaları ve onları itibarsızlaştırarak tasfiye etmek için yasa değişikliklerini gündeme getirmeleri şaşırtıcı değildir. Ancak bu isteğin dile getirildiği her zaman diliminin varlık nedeni ve yasal sorumlulukları nedeniyle barolarca ya da bazı meslek odalarınca hak ihlallerine ve inşa edilmeye çalışılan baskı ortamına karşı çıkıldıktan hemen sonraki zamana denk gelmesi ise son derece anlamlıdır.

Meslek örgütümüzün seçim esasını değiştirerek, onu halkın ve avukatların sesi olmaktan çıkarıp siyasal iktidarların kapalı gözleri haline getirmeye çalışan her türlü yasal düzenleme, vatandaşların hak arama özgürlüğüne ve savunma hakkına sınırlama getirme çabasıdır. Bu çabalar, onu düzenleyen baskı düzeninin ömrü kadar sürecektir, ama avukatlık mesleği boyun eğmeyi inatla reddeden bir meslek olarak her zaman var olacaktır.

Barolar ve avukatlar, hak savunucusu olan bireyin ve halkın yanındadır. Uygulayıcısının ve uygulayanın kimliğinden bağımsız olarak baskı, haksızlık ve hukuksuzluklara karşı koymak, onurlu mesleğimizin geçmişinden getirdiğimiz ve gelecek nesillere bırakacağımız mirasımızdır. Avukatlık mesleğinin tarihi, icra edilirken giyilmek zorunda olan cübbesindeki simgeleri ve mesleğimizi var eden tüm bileşenler; insan onuruna, özgürlüğe ve eşitliğe dönük tüm hukuksuzluklara her türlü ahval ve şerait altında korkmadan karşı çıkmayı gerektirir. Var olduğumuz müddetçe önünde düğme ve ilik olmayan cübbelerimizin anlamını unutmayacağımıza ve mesleğimize başlarken ettiğimiz yeminden dönmeyeceğimize dair halkımıza söz veriyoruz.

Saygılarımızla