A3 Haber

İnce ince Muharrem İnce

İnce ince Muharrem İnce
Ağustos 07
11:15 2020

Eskiden siyaset yazmaya bayılırdım.
Artık yazarken bayılıyorum!
Yine de “ha gayret” dedim, elimden geldiği kadar empati kurmaya çalıştım Muharrem İnce ile.
Tamam.
Bir yanda dargınlık, kırgınlık var..
Diğer yanda, içinde yanan ateş.
Varmak istediği ama elinden kayıp gitmiş gibi görünen bir hedef.
Hepsinin üzerine, CHP Kurultayı’ndaki “Cumhurbaşkanı adayı olmuş, milyonları bir araya getirerek görkemli mitingler yapmış birinin öylesine kenara itilmiş bir görüntüye mahkum edilmiş” hali de gelince…
Kızgınlık hissi kabarır, “Ben sana gününü gösteririm” tepkisi açığa çıkar iyice.
Bütün bunlar anlaşılabilir, gayet insani şeyler.

* * *

Fakat şu da var ki, Muharrem İnce gibi “memleketi yönetme” iddiası, tutkusu, ihtirası olan kişilerin; daha sakin, akılcı ve büyük resmi görebilen düzeyde bakış açısına sahip olması gerekmez mi?
Bir dur, ne olur.
Yaşanmış benzer olayları hatırla.
Şaşmazlığı defalarca kanıtlanmış temel olgulara tekrar tekrar ve iyice bak.
Her şey bir yana, şu söz, Kuzey yıldızı olsun çıkmaya niyetlendiğin yolda:
“Taş yerinde ağırdır.”

* * *

Hatırlıyorum da, “İnce ince Yasemince” 1995 ve 1996 yıllarında fırtına gibi esmişti ekranlarda.
Hani neredeyse, Sürahi Hanım’la yatmış, Kakılmış’la kalkmıştık o zamanlar.
Hamsiye’yi de, Şehvet Abla’yı da, Alican’ı da çok sevmiştik.
Başbayan’a olan kızgınlığımızı, kahkaha ile dışa vurmuştuk.
Jeneriğindeki nakarat ise marş olmuştu dillerde:
“Dertlerimizi içimize attık,
kahkahalardan buket yaptık,
üstüne biraz hüzün kattık.”

* * *

Aradan geçti 25 yıl ve şimdi geldik Muharrem İnce dönemine.
Dert çok yine.
Hüzün ise her zamankinden bol.
Fakat kimsede kahkaha atacak hal yok.
O nedenle ciddi kararlar vermeden önce hem ince ince, hem derin derin düşünmek şart.