A3 Haber

Noam Chomsky: Milyonlarca kişi işini ve evini kaybederken Trump pandemiyi milyarderleri zenginleştirmek için kullanıyor

Noam Chomsky: Milyonlarca kişi işini ve evini kaybederken Trump pandemiyi milyarderleri zenginleştirmek için kullanıyor
Ağustos 07
12:33 2020

ABD’li gazeteci ve Democracy Now adlı programın sunucusu Amy Goodman’ın sorularını yanıtlayan dünyaca ünlü aktivist/akademisyen Noam Chomsky, patronların ve hükümetlerin daha da zenginleşmek için küresel salgını nasıl kullandıklarını anlattı. “Destek paketi” adı altında dev şirketlere nasıl destek sağlandığına dikkat çeken Chomsky’nin açıklamalarından bir bölümü Ayşen Tekşen’in çevirisiyle paylaşıyoruz…

ABD’de milyonlarca insan salgından kaynaklanan ekonomik kriz nedeniyle işini kaybeder ve tahliye tehdidiyle yüz yüze kalırken nüfusun yüzde birinin servetinde büyük bir artış oldu. Amazon’un kurucusu ve dünyanın en zengin insanı Jeff Bezos’un tek bir günde net servetine yaklaşık 13 milyar dolar eklemesi bu örneklerden yalnızca biriydi.

Dünyaca ünlü muhalif Noam Chomsky’ye göre, “destek paketi” adı altında kurumların başına konan talih kuşu ABD’nin -kendi kârları göz önünde tutulmak suretiyle- “esas olarak kurumsal sektör tarafından” işletilmekte olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

AMY GOODMAN: Noam Chomsky, iktidardakilerin şimdi anormal kârlar elde ettiğini söylüyorsun. İkinci çeyrek kârı olarak 2.4 milyar dolar bildiren Goldman Sachs’ı belirttin. Americans for Tax Fairness’in yaptığı yeni bir araştırma, ABD milyarderlerinin Mart ayından beri kişisel servetlerine 584 milyar dolar eklediklerini gösterdi. Bu, 23 eyaletinin bütçe açıklarından daha büyük bir rakam. Bu kârları salgının ortasındayken elde ediyorlar. Ve diğer yandan, ezilenlere, yakında evinden çıkarılacak olanlara yardımcı olmak için teşvik paketlerine ihtiyaç duyuluyor; Büyük Buhrandan beri görülmemiş bir işsizlik seviyesinden, bir ekonomik durumdan söz ediliyor: Sen bu konuda sürekli olarak yazdın ve konuştun. İnsanlar bu krizden nasıl kurtulacak? Şu anda bu ülkede ne olması gerekiyor?

NOAM CHOMSKY: Anlattığın şey ülkenin normal işleyiş biçiminin bir parodisi. Bizimkisi, hükümet üzerinde ezici etkisi olan büyük bir kurumsal sektör tarafından işletilen bir ülke. Ve tarif ettiğin şey oldukça doğru: Bunun simgelerinden biri de tek bir günde 13 milyar dolar kazanan, dünyanın en zengin adamı Jeff Bezos. Kuşkusuz, önüne konanı silip süpüren kurumsal sektörü ve zaten çok zengin olanları daha zenginleştirmek için salgını kılıf olarak kullanarak -Trump ve yönetimi- giderek azıyorlar. Buna bayılırlar.

Askeri sektörden söz ettim. O da başka bir örnek. Bunu, halkın ne istediğine bakılmaksızın en azından bir kuşak boyunca kendi aşırı gerici politikalarından başka hiçbir şey uygulanmamasını sağlayacak olan genç, aşırı sağcı, Federalist Society üyesi avukatlar sayesinde yargının işini bitirmeye yönelik Mitch McConnell-Trump kampanyasıyla paralel ilerleyen bir aşırı servet ve kurumsal güç iktidarını topluma dayatmak için son bir çaba olarak kabul edebiliriz.

Son 40 yılda büyük ölçüde neoliberal dönemi yaşayarak elde ettikleri şeyi korumak için hiç durmadan koşuyorlar: Akıl almaz boyutta servet birikimi, politik güç birikimi, genel nüfus durgunluğu ve hatta son birkaç yılda çalışma yaşındaki insanlar arasındaki ölüm oranında bir artış olacak şekilde nüfus azalması. Gelişmiş toplumlarda böyle bir şey olamaz.

Cumhuriyetçiler bir azınlık partisi olduklarını gayet iyi biliyorlar. Gerçekten de, kısa bir süre önce Trump eğer adil seçimler olsaydı Cumhuriyetçiler asla siyasi makam kazanamazdı dedi. Aslına bakarsanız, ülke uzun zamandır bir tek parti devleti gibiydi –iş partisi, iki fraksiyon. Zamanla değiştiler.

Gingrich’den sonra bir miktar ve McConnell’dan sonra yaygın biçimde olmak üzere son on yıllarda Cumhuriyetçiler politik yelpazenin dışına çıktılar. Uluslararası derecelendirmelere bakarsanız, neofaşist arka plana sahip Avrupa partileriyle birlikte sıralanıyorlar. Politik analistler, ciddi politik analistler onları parlamenter siyaseti terk etmiş bir radikal isyan olarak tanımlıyor. Birkaç gün önce Greg Palast’la konuştuk. Yaptığı çok ilginç çalışma, yanlış insanların oy kullanmasını engellemek için nasıl da umutsuzca seçmen listelerini temizlemeye çalıştıklarını gösteriyordu. Böylece biraz daha iktidarda kalabilirlerdi.
Tüm bunlar senin anlattığın şeye paralel olarak gerçekleşiyor: salgın kılıfı altında süper zenginin ve kurumsal sektörün katlanarak zenginleşmesi. Her iki günde bir, başka bir idari karar ya da Trump’ın kurumsal klonlarından birinin -EPA gibi çeşitli ajansların başına koyduğu kurumsal figürlerin- verdiği bir karar halkın yüzüne tokat ve zengine destek olarak yasalaştırılıyor. Örneğin, kömür şirketleri için kesinlikle çok önemli olan kirlilik standartlarında indirim yapılması gibi. Pamuk ipliğine bağlı durumdalar ama örgütlü insan toplumuna maksimum zararı vermelerini istiyorsak onları bir süre daha orada tutmak yeterli. Ayrıca, bir solunum hastalığı salgınının tam ortasında artan kirliliğin ölümleri en yüksek seviyeye çıkaracağı kesindir.

Ve seçicilik meselesi. Sistem, kirlilik yaratan fabrikaların yakınlarında yaşayanları seçiyor. Kim onlar? Başka bir yerde yaşamaya gücü yetmeyenler. Goldman Sachs yöneticilerinin oralarda yaşadığını görmezsiniz. Gördüğünüz yalnızca Siyahlar, Hispanikler, Porte Rikolulardır. En büyük zorluğu göğüsleyecek olanlar onlardır. Şimdi bile salgından çok daha kötü etkileniyorlar. Kirlilik işleri daha da kötüleştirecek.

Bu biraz da, Bolsonaro’nun önce ormanın yok edilmesi ve şimdi de salgın nedeniyle Amazon bölgesindeki yerlilerin kelimenin tam anlamıyla soykırımla yüz yüze kalmasını görmekten mutlu olduğu, Brezilya’daki duruma benziyor. Yerlilerin önemli bölümü en yakın sağlık merkezinden kilometrelerce uzakta yaşıyor. Yasadışı ağaç kesen insanlar geliyor, hastalığı yayıyor ve yerliler ölüyorlar. Bolsonaro’nun umurunda mı sizce? Bolsonaro onların bertaraf edilmesi gerektiğini düşünüyor. Kendi söylüyor. “Bu insanlara ihtiyacımız yok, o halde hepsinden kurtulalım.” Kirlilik yaratan sektörlerin yakınında yaşayan insanlardan kurtulalım. Onlara kimin ihtiyacı var ki? Zaten yanlış tarafa oy kullanıyorlar. Zaten renkleri de yanlış.

ABD himayesi altında tüm dünyada gerçekleşen ve –bir kez daha, gerçek faşist devletler istisna olmak üzere- modern tarihte, gelişmiş bir toplumda benzeri olmayan bir şey bu. Bunu tarif edecek başka sözcük bulamıyorum.

(Çeviri: Ayşen Tekşen)