A3 Haber

Yeni kuşak Hırvat felsefeci Srećko Horvat’la çağdaş politikada oyun üzerine: Üretim memlerini benimsemek (*)

Yeni kuşak Hırvat felsefeci Srećko Horvat’la çağdaş politikada oyun üzerine: Üretim memlerini benimsemek (*)

Yeni kuşak Hırvat felsefeci Srećko Horvat’la çağdaş politikada oyun üzerine: Üretim memlerini benimsemek (*)
Eylül 07
17:18 2020

Yeni kuşak Hırvat felsefecilerden Srećko Horvat, son zamanlarda Avrupa solunda dikkat çeken isimlerden. Geçen günlerde Londra merkezli çevrimiçi dergi The Calvert Journal’de Srećko Horvat’a dair bir analiz yayımlandı. Aleks Eror imzalı bu analizi Ayşen Tekşen’in çevirisiyle paylaşıyoruz…

Hırvat siyaset felsefecisi Srećko Horvat rastlayabileceğiniz en ılımlı devrimci. Sıcak, sakinleştirici ses tonu politik bir kampanyadan ziyade bir mobil meditasyon programına daha uygunmuş gibi görünebilir ama bu sizi aldatmasın: 37 yaşındaki yazar ve aktivist, Avrupa’daki çevresi en geniş solculardan biri. Dostları ve çalışma arkadaşları arasında Yunanistan eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Wikileaks kurucusu Julian Assange ve “Avrupa Ne İstiyor? Birlik ve Yarattığı Huzursuzluklar” adlı kitabı birlikte yazdıkları Slavoj Žižek gibi sayısız entelektüel isim bulunuyor.

Devrimciler açısından baktığımızda, Vladimir Lenin’den ziyade Antonio Gramsci izlenimi bırakıyor. Şiddetle başkanlık saraylarına saldırmak yerine kitaplar yazıyor ve diğer sol eğilimli düşünürlerle birlikte mevcut politik düzenimizin daha ilerici bir alternatifi için taslak hazırlamaya çalıştığı YouTube tartışmaları yönetiyor. Geçen yıl Avrupa Parlamentosu seçimlerine adaylığını bile koydu.

Yukarıda anılan Varoufakis’le birlikte, 2016’da AB kurumlarını demokratikleştirmeyi amaçlayan bir pan-Avrupa halk örgütlenmesi olan Avrupa Demokrasi Hareketi 2025’i (DiEM25) kurdular. DiEM25, küresel seviyede aynı amaçları güden kardeş organizasyon İlerici Enternasyonali başlatmak için bu yılın başında [Bernie] Sanders Enstitüsüyle birlikte çalıştı. Horvat, sistematik değişim için entelektüel zemini hazırlamadığı zamanlarda Avrupa ve dünyada mekik dokuyarak bu değişikliğin gerçekleşmesi için ihtiyaç duyulan ağları oluşturuyor. Ona göre, mevcut politik kırgınlığımızdan ancak uluslar ötesi çözümlerle kurtulabiliriz.

Buruk bir gülümsemeyle “SSCB’nin yıkılmasından sonra Moskova sokaklarında dolaşan eski bir espriyi hatırlıyorum: İnsanlar ‘tek ülkede sosyalizm’ yerine, sonunda ‘tek ülkede kıyamete’ vardıklarını söylüyordu” dedi. “Ama, aynı nedenlerle, tek ülkede kıyamet olamayacağı gibi tek ülkede sosyalizm de olamaz. İlerici Enternasyonalin konsey üyesi de olan sevgili dostum Noam Chomsky’den mealen alıntıyla, bugün tek seçeneğimiz ya enternasyonalizm ya da yok olmaktır.”

1983’te doğu Hırvatistan’daki Osijek şehrinde doğan Horvat’ın politik aktivizme uzanan yolu anne karnında başlamış görünüyor: Srećko doğduğu sırada babası Yugoslavya’nın gıcırdayan tek parti sisteminde reformlar talep ettiği için hapiste olan bir siyasi muhalifti. Küçük Horvat henüz birkaç aylıkken Almanya’da kaçarak siyasi sığınma hakkı elde ettiler. Aile, 1990’ların başına kadar sürgünde kalacak ve Yugoslavya bölünür bölünmez Hırvatistan’a dönecekti. Horvat, çocukluğunda yaşadığı göç ve geri dönüş deneyimlerinin dünya görüşünü biçimlendirici etkisi olduğunu söylüyor:

“Bir şekilde travmatikti çünkü evde kendi dilimizi ve elbette Almanca konuşuyorduk ama o erken dönemde bile hep bir ausländer, bir yabancı gibi algılanıyordunuz. Sonra, 90’ların başında Hırvatistan’a döndük ve burada da aynı şey yaşandı: Buraya geliyorsunuz, Hırvatçadan daha iyi Almanca konuşuyorsunuz ve yine sizi yabancı kabul ediyorlar. İşte benim ilk politik özneleştirme deneyimim buydu: Bu ait olmama duygusu ve çok erken bir evreden başlayarak bir mülteci, bir yabancı ve sürekli olarak yeni bir duruma uyum sağlaması gereken biri olmanın ne anlama geldiğini deneyimlemek.”

Bu ötekilik duygusu tüm yaşamı boyunca Horvat’ı terk etmedi ve -pek çok hoşnutsuz ergen kuşağında olduğu gibi- onu bir hardcore orkestrasında bas gitar çaldığı, konserler düzenlediği, fanzinler yayınladığı ve orkestra arkadaşlarıyla komşu ülkelere turneye gittiği yerel punk sahnesinin kucağına itti. Bu alt-kültürel deneyimi şöyle anlatır: “Aniden toplumun işlemediğine ve bazı alternatifleri olduğuna dair bir tür farkındalık yaşadığım ilk bilinçli politik özneleştirme.” Horvat hayatının bu noktasında anarşist filozof Peter Kropotkin’in eserlerinden birini Hırvatçaya tercüme etti ve yaşı henüz 16 idi.

Daha sonra Zagrep üniversitesinde dilbilim ve felsefe okuyacak ve 2008 yılında, başlangıçta 1968’deki küresel öğrenci protestolarının 40. yılı kutlaması olarak planlanan, iki haftalık filmler, konferanslar ve münazara panellerinden oluşan Subversive (Yıkıcı) Festivalinin kurucu ortaklığını üstlenerek şehrin kültürel sahnesindeki bir halk aydını olarak kimliğini oluşturmaya başlayacaktı. Sonrasında yıllık olarak düzenlenmeye başlayan festival hızla gelişti ve Chantal Mouffe, Aleida Guevara (Che’nin kızı), David Harvey ve elbette Slavoj Žižek gibi önde gelen uluslararası entelektüelleri Hırvatistan’ın başkentine getirerek Zagrep’in kültürel takviminin en önemli etkinliklerinden biri haline geldi.

Horvat “Festivalin politikaya da önemli etkisi oldu. Örneğin, Yunan hükümetinde yer almalarından çok önce Alexis Tsipras ve Yanis Varoufakis’i ağırladık. Oliver Stone’nun Hırvatistan cumhurbaşkanıyla buluşmasını sağladık. Dolayısıyla, Subversive Festivaliyle çok yüksek seviyede politik faaliyet gösteriyor ama aynı zamanda, onu yıkmaya, mesajımızı onun üzerinden vermeye, birleşmeye ve örgütlenmeye çalışıyorduk” diyor.

Subversive Festivali Horvat’ın politikaya yaklaşım şeklinin bir göstergesidir. Sıklıkla zaten malumu ilan eden Guardian ve New York Times’da serbest kürsü makaleleri yazmak yerine, politik değerleri için aktarıcı görevi gören ve onların daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşmalarına yardımcı olan kültürel platformlar oluşturuyor. Festivalin “hedefleri ve yönü” üzerinde bir anlaşmazlık nedeniyle Subversive organizatörleriyle yolunu ayırdıktan sonra, 2014’den beri Zagreb’de National Theatre’de sunduğu Politik Tiyatro bunun en önemli örneğidir.

Politik Tiyatro, politikadaki önemli insanları Zagreb’de (ve geleneksel Bitef Festivalinin bir bölümü olarak Belgrad’da National Theatre’da) sahneye çıkarmak suretiyle tiyatro kavramını, konular ve görüşlerin özgürce tartışıldığı bir kamusal alanı da kapsayacak şekilde, genişletmeyi amaçlar. Etkinliğin formatı, Horvat ve konuğunun kırmızı pelüş kadife koltuklarda karşılıklı oturup günün meselelerini derinlemesine tartıştıkları bire bir görüşmelerden oluşur. Ekonomist Thomas Piketty, yazar Tariq Ali, rapçi M.I.A daha önce programa konuk olanlardan yalnızca birkaçıydı. Bu, önde gelen düşünürlerin ilerici düşüncelerini, ille de eleştirel kuram geçmişi olması gerekmeyen izleyici kitlesine tanıtan, inanılmaz ölçüde erişilebilir bir formattır ve Hırvatistan National Theatre’a göre, her yıl çok farklı geçmişe sahip kabaca 5000 ziyaretçiyi kendine çekmektedir. Solun kalpleri ve akılları kazanmada başarılı olabilmesi için daha az vaaz meraklısı ya da daha az akademik ama daha eğlenceli olması gerektiğine inanan Horvat için bu katılım çeşitliliği çok önemli.

Heyecanla “Solun bir eğlence fırtınası haline gelmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu neşe hissi, neşeyi paylaşma hissi oyun kavramıyla somutlaşan öngörülemez fırsatlar doğurur –çünkü, oyun eyleminin ta kendisi bizatihi ve özünde kâr olduğundan, oyun kâra yönelik değildir” diyor.

“Örneğin, Hırvatistan’da Vis’e, Bosna’ya ya da Sutjeska’ya giden birinin buralarda önemli bir şey yapılmış ve önemli bir şey yıkılmış olduğunu görebileceğini düşünüyorum.”

“Yalnızca üretim araçları kullanmak yerine üretim memleri de kullanmamız gerektiğini düşünüyorum ve sanırım popülistler ve alternatif sağ olarak adlandırılanlar bu konuda çok daha başarılı. Solun bunu çok daha iyi anlaması ve şimdiye kadar olduğundan çok daha iyi kullanması lazım. Ayrıca, solun [geçmişte] bunu başarıyla kullandığını gösteren pek çok tarihsel örnek var. Bir tür oyun, eğence ve yıkımla insanları davaya çekmekte başarılıydı –örneğin, Durumcuları ve [Guy] Debord’u ve dérive (**) kavramını ya da bilinenin bu şekilde yabancılaştırılmasını, Bertolt Brecht’tin Verfremdungseffekt (Yabancılaştırma Efekti) olarak adlandıracağı şeyi hatırlayın. V, -kendisi de mevcut distopyanın güdümlü ideolojik yapı bozumu haline gelebilecek olan- bir tür oyunla yabancılaştırabilirsiniz, verfremden.”

Overton [Söylem] Penceresini açmadığında Horvat’ı Hırvatistan’ın Vis adasında bulabilirsiniz. Dalmaçya’nın güney kıyısı açıklarında yer alan ve Hırvatistan anakarasının en uzağındaki adalardan biri olan Vis son yıllarda Horvat için hem bir üs hem de esin kaynağı haline gelmiştir.

Yeni kitabı Poetry from the Future: Why a Global Liberation Movement Is Our Civilisation’s Last Chance’da (Gelecekten Şiir: Neden Küresel bir Özgürlük Hareketi Uygarlığımızın Son Şansıdır) adanın tarihi ön plana çıkar. Vis, Yugoslavya’da Nazi işgaline karşı savaşan komünist partizanların üssü olarak kullanılmıştır ve yerel söylenceye göre adanın mağaralarından biri, partizanların lideri ve gelecekteki Yugoslavya devlet başkanı Mareşal Tito’nun gizlenme yeridir. Horvat’a göre, “devrimci mücadele temelinde yeni bir toplum” kurma fikrinden esinlenen partizanlar tüm zorluklara rağmen faşizmle savaşmıştı. Ama Yugoslav deneyini tüm kalbiyle takdir etse de Horvat asla Yugoslavya nostaljisi içinde olmadığını ısrarla vurgular:
“Nostaljik değilim. Ama Yugoslavya’dan öğrenilecek şeyler olduğunu ve Hırvatistan’da Vis’e, Bosna’ya ya da Sutjeska’ya ya da faşizm karşıtı mücadele verilen herhangi bir yere giden birinin buralarda önemli bir şey yapılmış ve önemli bir şey yıkılmış olduğunu görebileceğini düşünüyorum. Ama bunu yücelten insanları da eleştiriyorum. Farklı bir şey yapmak ve bu tarihsel dizinin gerçekleşememiş olasılık ya da olanaklarını gerçekleştirmek için çok eleştirel ve öz-eleştirel olmamız gerektiğine inanıyorum… Bunu değiştirebilmenin tek yolu onunla yüzleşmek ve gözümüzü dört açarak ona bakmaktır. Geriye gitmek için değil geleceğe ilerlemek için.”

(*) Bireylerin ve/veya toplulukların, mizahi bir “kendini ifade etme” biçimi olarak ürettiği dijital kültür nesneleri. Kültürel araçlar vasıtasıyla kolayca yayılan, özellikle çocukları ve kolay etkilenen insanları etkileyen yaygın bir düşünce ya da düşünce şekli.

(**) Letterist International üyesi Guy Debord’un “Dérive Teorisi”nde ileri sürdüğü devrimci bir strateji. Debord, bu kavramı “kentsel toplumun koşullarına bağlı bir deneysel davranış biçimi: çeşitli ortamlardan hızlı geçiş tekniği” olarak tanımlar.

(Çeviri: Ayşen Tekşen) 

 

About Author

Ahmet

Ahmet

Related Articles

TÜM HABERLER