A3 Haber

İzmir depremi yargıya taşınıyor: Göz göre göre geldi, önlem almadılar!

İzmir depremi yargıya taşınıyor: Göz göre göre geldi, önlem almadılar!
Aralık 20
11:47 2020

İzmir’de yurttaşlar, 30 Ekim’de meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki depremin yaralarını sarmaya çalışıyor. Mağdur vatandaşların avukatı Samed Tekin, deprem öncesi yayımlanan rapor ve uzman görüşlerine dayandırdığı dilekçede, sorumluluğun idarede olduğunu belirtti. Maddi ve manevi zararlarının karşılanması için harekete geçen İzmirli mağdurlar, deprem tehlikesine yönelik uyarıların olmasına rağmen idare tarafından hiçbir önlem alınmadığını vurguladı.

İzmir’de yaşanan 6,9 büyüklüğündeki şiddetli depremde 117 kişinin yaşamını yitirirken 107 kişi de enkazdan sağ olarak kurtarıldı. Deprem nedeniyle İzmir genelinde çok sayıda binada hasar tespit edildi. Depremin ardından ağır hasarlı binada evi olan iki yurttaş, depremin göz göre göre geldiğini ve uzmanların yanı sıra yayımlanan raporlara da dayandırarak dava açmaya hazırlanıyor. Deprem öncesi yayımlanan rapor ve uzman görüşlerinin tehlikeyi gözler önüne sermesine rağmen idarenin hiçbir şekilde önlem almadığı belirtildi.

Depremde en çok etkilenen yer olan Bayraklı ilçesi Mansuroğlu Mahallesi’nde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından “Kesin Hasar İsim Listesi’nde” ağır hasarlı olarak tespit edilen binada yaşayan iki yurttaş, oluşan zararda idarenin sorumlu olduğunu belirterek harekete geçti. İzmir’deki deprem tehlikesine yönelik uzman görüşleri ve raporları gerekçe gösterilerek Bayraklı’nın en riskli bölgelerden biri olduğu, dolayısıyla binaların sıkı bir denetime tabi tutulması ve depreme göre planlanmasının yapılması hatta böylesine yüksek riskli bir bölgede inşaat yapımına izin verilmemesi gerektiği belirtilirken adeta deprem gerçeğinin yok sayıldığı ifade edildi.

Bakanlık, Büyükşehir ve Bayraklı Belediyesi…

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bayraklı Belediyesi’ne gönderilen dilekçede Anayasa’nın 125. maddesinin 1. fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son fıkrasında da idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış olduğu hatırlatıldı.

Depremden değil, idarinin hizmet kusurundan…”

Bayraklı İlçesi Mansuroğlu Mahallesi’nde bulunan binanın 1. derece deprem bölgesinde yer aldığı belirtilen dilekçede, “Yerin, zeminin özelliklerine uygun yapılaşma şartları belirlenmeden imara açılmış ve ağır hasarlı hale gelen binaya yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın inşaat ve iskan ruhsatı verilmiş olması, idarenin, imara açılan bu bölgede hiçbir önlem almayıp hareketsiz kalması, üzerine düşen denetim görevlerini yerine getirmemiş olması, idarenin üstlendiği hizmeti kusurlu yapması gibi nedenlerle müvekilllerimin uğradıkları zararın mücbir sebep olan depremden değil, idarinin hizmet kusurundan kaynaklandığını açıkça ortayak koymaktadır” denildi.

Raporlar ve uzman görüşleri ihmali ortaya çıkardı

Dilekçede, Norveç GeoHazards Uluslararası Araştırma ve Eğitim Enstitüsü’nün 2006 yılında yayımladığı dünya üzerindeki deprem riskinin en yüksek olduğu 20 şehri belirleyerek deprem sonrası, yaşanabilecek olası can kayıplarının açıklandığı raporda İzmir’de meydana gelecek 6 şiddetindeki bir depremde 11 bin 500 kişinin yaşamını yitirebileceğine dikkat çekilen rapor yer aldı. Bu raporun 2006 yılında yayımlanmış erken bir uyarı olduğunu ancak 14 yıl önce yapılan bu uyarının idare tarafından dikkate alınmayıp gerekli önlemler üzerinde ya hiç çalışılmamış ya da yetersiz çalışmalar yapıldığı belirtildi.

İzmir depreminden tam 10 yıl önce eski Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Başkanı ve Deprem Araştırma Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Zafer Akçığ’ın “İzmir deprem bölgesinde olup riskli konumdadır, özellikle Balçova, Manavkuyu, Karşıyaka, Mavişehir İzmir’in deprem bakımından en riskli bölgelerini oluşturmaktadır, bu bölgelerde inşa edilen yapıların sıkı denetime tabi olması gerekir” ifadelerine yer verilerek uzmanların ve raporların açıkça belirtilen deprem tehlikesine rağmen yetkililerin yeterli önlemleri almadığı savunuldu.

Dilekçede, taşınmazın güncel rayiç bedelinin hesaplanarak meydana gelen hasar nedeniyle kullanılmaz hale gelen taşınmazın maddi değeri kadar maddi zararın ve 15 bin TL manevi zararın mağdurlara ödenmesi talep edildi.