A3 Haber

Bu “türban polemiği” neyi örtüyor, neyi açığa çıkarıyor?

Bu “türban polemiği” neyi örtüyor, neyi açığa çıkarıyor?
Ocak 03
13:28 2021

Türkiye bir kez daha türban polemiğinin ortasında…
Ama fark var.
Eskiden “Kamusal alanda dinsel semboller/kıyafetler olamaz” diyenler ile “Türban her yerde olacak” diyenler arasındaydı bu tartışma.
Aradan epey zaman geçti. AKP siyasal ve ideolojik hegemonyasını, tüm sembolleri ve ritüelleriyle toplumsal alanın her yerine nakşetti. “Muhalefet” partilerinin derinliklerine bile…
Şimdi polemik “Senin türbanlın vitrin süsü / Benim türbanlım gerçek türbanlı” ya da “Türbanlılardan özür dile / Hayır asıl sen özür dile” tartışmasına döndü.

Dikkat ederseniz, Erdoğan-Kılıçdaroğlu arasındaki son tartışmada laikliği savunan taraf yok. Laikliği savunmak zaten uzunca süredir kriminalize edilmişti, adeta “suç” haline getirilmişti. Laik duyarlılığı dile getiren yurttaş, kolaylıkla TCK’nin 216/3 maddesinden cezalandırılabiliyor ya da AK troller marifetiyle linç ettirilebiliyordu.

2016’nın Nisan ayında TBMM’nin AKP’li başkanı İsmail Kahraman “Yeni anayasada laiklik olmamalı” deyince, büyük kentlerde sol, sosyalist, muhalif, ilerici gruplar anayasal haklarını kullanıp tepki göstermek için sokağa çıkmıştı. İki-üç dakika içinde biber gazı, tazyikli su ve cop marifetiyle dağıtılmışlardı. O tarihten sonra da “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganı azalarak duyulmaz hale geldi.

Son tartışmaya gelince… Aslında ortada bir tartışma, bir politik gerilim yok… Laiklik ile laiklik karşıtı anlayış tartışmıyor…
Olan şu: CHP bir kez daha AKP’yi konsolide ediyor, AKP’ye payanda, kolon, kiriş oluyor. Bu polemikte ödünsüz laiklik savunusu yapan taraf yok. Türbanı paylaşamıyorlar. “Sen daha türbansızsın, ben daha türbanlıyım” kavgası var.
Eğer laik duyarlılık olsaydı, 2020’nin Haziran ayında, bundan altı ay kadar önce ilk kez bir türbanlı başsavcı atandığında tepki gösterilirdi. Türkiye’nin ilk türbanlı başsavcısı atandığında, haftalarca bekledim, herhangi bir siyasi parti, dernek, vakıf, oluşum, platform ses çıkarır mı, itiraz eder mi, konuya dikkat çeker mi diye… Heyhat!
Türkiye’de, zaten yarım yamalak uygulanan laiklikten ve aydınlanmadan kalan son kırıntılar da tamamen süpürülmüştür

Oysa ki söylenmesi gereken basit ve açıktı:
Türban, siyasal islamcılığın sancağı ve bayrağıdır.
Türban şeriat örtüsüdür.
Türban baş açma yasağıdır.
Türban bu denli bir sembolken, kamusal alandaki türbanı “kılık kıyafet özgürlüğü” olarak okumak/yorumlamak liberal bir şarlatanlıktır.
Türban meselesine “türban takma özgürlüğü” olarak yaklaşan; türbanın gerçek, sembolik ve siyasal anlamlarını görmezden gelen çakma “laik”lerin muhalefeti bu kadar oluyor.

Yıllar önce çok haklı ve meşru bir soru sorulmuştu: Türban neyi örtüyor?
O soru halen güncelliğini koruyor. Bu kez şöyle sormalı: Bu türban tartışması neyi örtüyor?
Bir bakalım çevremize, neleri örttüğünü ve kime yaradığını görürüz.
Şimdi aslında “Türban neyi örtüyor?” sorusunu sormanın ve türbanın ardındakileri tek tek ifşa etmenin zamanı. Türbanla sarıp sarmalanan yağmayı, talanı, ilkel birikimi, akla karşı açılan savaşı, bilim düşmanlığını, barbarlığı, iş cinayetlerini, hepimize dayatılan ortaçağı, zenginlerin saltanatını, paranın iktidarını afişe etmenin zamanı… Hepsinin üstündeki türban örtüsünü kaldırıp altındaki çöküşü ve çürümeyi görmenin zamanı!
“Türban neyi örtüyor?” sorusu bir kez daha yakıcı bir biçimde güncellik kazanırken, ilericilere düşen görev, bu soruya olanca açıklığıyla yanıt vermek ve bu yanıtı alabildiğine yaygınlaştırmaktır.
Sahi… “Senin türbanlın vitrin süsü / Benim türbanlım sahici” tartışması neyi örtüyor?

Not: Yazıda kullanılan görsel, Yemenli fotoğraf sanatçısı Boushra Almutawakel’in “Kadın ve yok oluş” adlı çalışması.