A3 Haber

Parti disiplini mi, güçlü olanın sopası mı: Nabıcaz be Kâmil?

Parti disiplini mi, güçlü olanın sopası mı: Nabıcaz be Kâmil?
Ocak 29
08:24 2021

Yönetmenliğini Serdar Akar’ın üstlendiği, Erkan Can’ın İdris kaptanı, Haldun Boysan’ın da Kamil’i oynadığı “Gemide” filmini bilmeyen yoktur.
Kafası “dumanlı” kaptanın ayılmaya ve olayları anımsamaya başlamasıyla karmaşık olaylar daha da karmaşık hal alır.
Ellerindeki iki cesetle ne yapacaklarını bilemeyecek durumda kalan kaptan Kâmil ve tayfaları arasında geçen argo diyaloglar kimilerinin tepkisini çekse de başarılı bulundu.
Filmin akıllarımıza kazınan “Nabıcaz be Kâmil?” repliğini gündelik hayatımızda da sıklıkla kullanırız.

140journos’a konuşan filmin senarist Önder Çaka, “Bir memleket gibidir gemi. Kaptan anlatır, bir ideolojisi vardır. Gemide metaforunu kullanarak bir ülkeyi tarif eder. Burada nizam, düzen vesaire gibi şeyler bozulmamalıdır… Kaptanın aslında hiç de bir ..k bilmediğini, o an altındaki insanların onun çok çok bilmediği başka kumpaslarla başka bir düzen kurduklarını görürüz. O zaman iktidar çaresiz kalır. Çünkü iktidar, aslında iktidar değildir yani. Bunu fark eder…” diye açıklar “Nabıcaz be Kâmil” diyalogunu.

CHP İzmir İl Yönetim Kurulu yaptığı son toplantıda, partinin İl Tarım Komisyonu Başkanı Hatice Uslu ile Gaziemir’in CHP’li belediye meclis üyesi Levent Çağlarsu’yu “ihraç” istemi ile CHP İzmir İl Disiplin Kurulu’na sevk etti.
İki isim de belli ki büyük suç işlemişti.
Ne yapmışlardı acaba?

CHP İzmir İl Tarım Komisyonu Başkanı Hatice Uslu, yaptığı açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer’in Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’na sosyolog Şevket Meriç’i atamasıyla ilgili, “Sanki belediyede hiç ziraat mühendisi yokmuş gibi Neptün Soyer’in filecisini Tarım Daire Başkanı yaptı. İzmir salak değil. Biz de salak değiliz. Kusura bakmasın ama burası Seferihisar değil” ifadelerini kullanmıştı.
Hatice Uslu’nun benzetmelerini eleştirebilirsiniz ama Ziraat Yüksek Mühendisi bir ismin, hem de İl Tarım Komisyonu Başkanı sıfatı taşıyan birinin büyükşehrin tarımla ilgili tasarrufunu sorgulamasını kriminal suç haline getiremezsiniz.
Partiden ihraç eder misiniz?
Elbette.
İzmir’de kaldırımlar, sokaklar, caddeler, yönetici koltuğunda oturanların “kendileri gibi düşünmeyenleri” kovduğu partililerle dolu.

Peki, Gaziemir’in CHP’li belediye meclis üyesi Levent Çağlarsu hakkında “ihraç” istenmesinin nedeni ne?
Gaziemir Belediye Meclisi AKP Grup Başkanvekili Uğur İnan Atmaca, 2020 Nisan ayı sonlarında Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda’nın meclis üyelerine bir kahvaltı verdiğini ve kahvaltıyla ilgili alınan dört ayrı faturalara göre, kahvaltıda 80 boyoz ve 80 gevrek, 10 kilo tereyağı, 10 kilo sucuk, 3 kilo beyaz peynir, 3 kilo tulum peyniri, 4,5 kilo su böreği, 1.5 kilo zeytin tüketildiğini öğrendiklerini söylemiş.
Atmaca 31 üyeli meclisin AKP ve MHP’li 11 meclis üyesi ile CHP’li 4 meclis üyesinin katılmadığı kahvaltıya katılan 16 meclis üyesinin tükettiği kahvaltılıklara gönderme yaparak, “Bu meclis üyeleri, demek ki kahvaltıda beşer tane boyoz ve gevrek yemiş. Neredeyse birer kiloya yakın tereyağı tüketmiş. Kilolarca peynir yemiş” demiş.
Bu sözler karşısında CHP’li meclis üyesi Levent Çağlarsu da “Bizim haberimiz yok. Kahvaltı oldu mu olmadı mı bilmiyorum. Ben meclis üyesi olarak katılmadım. 10 kilo tereyağı yemedim, sucuktan tatmadım, simidi, gevreği ellemedim. Biz Halil Arda’yı Belediye Başkanı olarak saymamıza rağmen kendisi bizi Meclis üyesi olarak saymadı” açıklaması yapmış.
Vay sen misin bunu diyen?
Hadi bakalım doğruca disipline…
Şimdi biz bu yaşananlara ne diyelim?
Parti disiplini mi yoksa gücü elinde tutanların “kendileri gibi düşünmeyenleri” ezmek için kullandıkları sopa mı?

“Sen bana destek ver, ben sana koltuk” başlıklı haberimizi anımsayanınız vardır.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun deyimi ile “AKP’nin baş müteahhidinden biri olan” Cengiz İnşaat’a satılan belediye arsası ile ilgili Karşıyaka Belediyesi’ni destekler açıklama yapan Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ile Tüm Yerel-Sen İzmir 2. No’lu Şube’nin bu açıklamalarının ardında aslında neler olduğunu yazdım.
İki düzeltme ve bir yeni haber ile konuyu kapatayım.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin yöneticilerin kim olduğunu yazarken Suzan Doğan’ın ismini yazmayı unutmuşum.
Gözden kaçırdığım bu ayrıntı için yapılan uyarılara teşekkür ederim.
Ayrıca, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin Karşıyaka Belediyesi’nin Cengiz İnşaat’a sattığı arsayı “normal” bulan açıklamasına, oda yönetim kurulu üyeleri Suzan Doğan ile Leyla Ayboğa’nın karşı çıktıklarını, tartışmalar yaşandığını, uzlaşma sağlanamaması nedeniyle de bu iki ismin muhalefet şerhi koyduklarını yazmamışım.
Özür dilerim.
Demek ki Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin “destek” açıklaması oybirliği ile değil, oy çokluğu ile çıkmış, bunu da öğrenmiş olduk.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin Karşıyaka Belediyesi’nin Cengiz İnşaat’a sattığı arsayı “destekleyen” yöneticileri arasında bulunan Tuğba Yıldırım’ın Harita Mühendisi olarak görev yaptığı İzmir Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı’ndan Karşıyaka Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürü olduğunu da yazmıştım.
Henüz resmiyet kazanmadığı için endişelerim vardı.
Şükür Karşıyaka Belediyesi beni yalancı çıkarmadı.
Belediyenin çıkardığı ve yerel ölçekteki pek çok gazete tarafından tartışılan Karşıyaka Belediyesi gazetesi, çiçeği burnunda Kentsel Dönüşüm Müdürü Tuğba Yıldırım ile söyleşi yapmış.
Doğrusu çok etkilendim.
En çok da şu tümcelerden:
“Belediye başkanımız Sayın Cemil Tugay’ın öncülüğünde bunu gerçekleştireceğimize, vatandaşlarımıza hakkaniyetli ve ilkeli hizmeti temel alan bir süreç yaşatacağımıza inanıyorum…”

Bir gün içinde bu kadar “özgürlükçü” ve “iktidar hedefleyen” CHP’nin yaşadıklarını görünce kendimi “gemide” sandım.
Hatta kafası “dumanlı” İdris Kaptan kaçtı içime diye düşündüm.
Bunca cesetle ne yapacağımı bilemeyince en sonunda ben de tayfaya sordum:
Nabıcaz be Kâmil?

 

Son dakika notu: Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin Karşıyaka Belediyesi’nin Cengiz İnşaat’a sattığı arsayı “destekleyen” açıklamasına oda sekreteri Başar Özmen’in de şerh koyduğunu öğrendim. Böyle giderse bildiriye kimse sahip çıkmayacak hatta korsan bildiri olarak kalacak gibi görünüyor…