A3 Haber

İzmir Yaşam Alanları: Çeşme Turizm Projesi, İzmir’in Kanal İstanbul’udur; CHP’nin duruşunu kaygıyla izliyoruz

İzmir Yaşam Alanları: Çeşme Turizm Projesi, İzmir’in Kanal İstanbul’udur; CHP’nin duruşunu kaygıyla izliyoruz
Mayıs 04
11:28 2021

İzmir ve ilçelerindeki rant projelerine karşı mücadelesiyle adını duyuran İzmir Yaşam Alanları (İYA), Çeşme Turizm Projesi adıyla sürdürülmek istenen projeye karşı mücadeleye devam ediyor. İYA’dan yapılan açıklamada, “Bölgemiz yerelinde iktidar olan ana muhalefet partisi CHP’nin de benzer politikalar izlemesini, merkezi iktidarın politikalarına bir biçimde sessiz kalmasını, bu politikaları onaylamak biçiminde yorumluyoruz” denildi.

A3 Haber Merkezi | 2020 başında kamuoyuna duyurulan Çeşme Turizm Projesi’nin “doğa talanı” ve “rant projesi” olduğunu savunan İzmir Yaşam Alanları (İYA) platformu, konuya ilişkin yeni bir açıklama yayımladı. Platformun açıklamasında, konuya sessiz kalan CHP’ye yönelik sitem dikkat çekti.

Çeşme Turizm Projesi’ni “İzmir’in Kanal İstanbul’u” olarak tanımlayan İzmir Yaşam Alanları platformu, talana karşı birlik ve dayanışma çağrısında bulundu.

“Çeşme Talan Projesine Karşı CHP’nin Duruşunu Kaygıyla İzliyoruz” başlıklı açıklama şöyle: 

2020 başından bu yana davalar açtık. Basın açıklamaları yaptık, Büyükşehir ve Çeşme Belediye Başkanlarını ziyaret ettik, söyleşiler, brifingler düzenledik, anlattık.

Her ortamda, her fırsatta,

  • 95 milyon m2 hazine arazisinin haraç mezat satılacağını,
  • Planlananların Biyolojik Çeşitlilik Yasası’na, Anayasaya aykırılığını,
  • Günümüzde bile su sıkıntısı yaşanan bölgede, ileride durumun daha da vahim olacağını,
  • Sadece kara parçalarını değil, denizi bile satacaklarını,
  • Doğayı talan edeceklerini,
  • Alana özgü tarım ürünlerinin sonunun geleceğini,
  • Yerel halkın kendi yurdunda yabancı olacağını,
  • Halkın deniz kıyılarından yararlanamayacağını,
  • Bölgede yer alan nadir ve endemik türlerin yok olacağını,
  • Yarımada’da uluslararası değerde bir yaban yaşamının, habitatın var oluğunu,
  • Nüfusun yarımadada milyonu bulacağını,
  • Yarımada’da trafik sorununun altından kalkılamayacağını haykırarak dile getirdik.

Gelinen noktada görüyoruz ki, anlatamamışız.

Projeye başından beri gerçek bir karşı duruş sergilemeyen Büyükşehir ve Çeşme Belediye Başkanları ya vaat edilen “istihdam” sözünün büyüsüne kapılmış, ya da rantı başkalarına kaptırma endişesi içinde art arda “Rant varsa biz yemeliyiz kimseye kaptırmayız”, “Sermayeyi küstürmeyelim, hele bir projeyi görelim”, “Pandemide istihdama karşı çıkamam” biçiminde açıklamalar yapıyorlar.

Merkezi iktidarın, ekonomik değeri olan her türlü yer altı, yerüstü kaynağını sermayeye peşkeş çektiğini, dereleri, tarım arazilerini, koyları tüm hukuki kazanımlara karşın parsel parsel sattığını görüyor, her yerde haykırmaya, direnmeye devam ediyoruz.

Bölgemiz yerelinde iktidar olan Ana Muhalefet Partisi CHP’nin de benzer politikalar izlemesi, merkezi iktidarın politikalarına bir biçimde sessiz kalmasını, bu politikaları onaylamak biçiminde yorumluyoruz.

CHP’nin il ve ilçe yöneticilerinin, aralarında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da olduğu İzmir milletvekillerinin, kendilerine verilen brifinglere, yapılan basın açıklamalarına, açılan davalara rağmen tehdidin büyüklüğünü kavrayamadıklarını, kentin, bölgenin karartılan geleceğine sahip çıkamadıklarını düşünüyor, en son Sayın Kılıçdaroğlu’nun, “Bir beton ormanına dönüşmez ve büyük ölçüde korunursa elbette ülkeye döviz getirecek bir yatırıma negatif bakmayı düşünmüyoruz. Bütün mesele, yapılan işin Türkiye’nin saygınlığına, doğasına, kültürüne, tarihine koşut olsun. İstihdam sağlayacak ve turizmi 12 aya çıkaracak projelere pozitif bakıyoruz. Çeşme projesi ile ilgili Sayın Bakan, burayı betonlaştırmayacağının taahhüdünde bulunmuş arkadaşlarımıza… Eğer betonlaştırmayacaksa, çevreyi koruyan bir yapılaşma olacaksa burada herhangi bir tereddüdümüz yok” biçimindeki açıklamalarını kaygıyla izliyoruz.

Çünkü projenin betonlaştıracağını da, yaşam alanlarını yok edeceğini de biliyoruz. Hazine arazilerinin arsaya dönüştürerek satılması konusuna yaptığımız itirazları görmezden gelen, yukarıda sıraladığımız onlarca doğal varlığımızın maruz kalacağı tehditleri göz ardı eden, oluşacak 1 milyonun üzerindeki nüfusun yaratacağı betonlaşma yoğunluğunun, ulaşım, alt yapı ve kültürel sorunlarını düşünmek bile istemiyorlar.

Çanakkale köprüsüyle başlayıp, Kazdağları’nın ciğerinden geçecek otoyolla Bergama’nın, Menemen’in verimli topraklarından, Kuş cennetinden geçerek, “İzmir Körfez Geçiş Köprüsü”yle, Çeşmeye bağlanmak istenen projeyi görebiliyoruz. Çeşme yarımadasının sermayedarlara allanıp, pullanıp pazarlanmaya çalışıldığını, Kanal İstanbul benzeri bir projeyle, yarım adanın dönüştürülme planlarını biliyoruz. Bu projenin, merkezi iktidarın ardında durduğu çokuluslu bir yağma olduğunu, biliyor, bir süre sonra İnciraltı projesi ile birleşeceğini öngörebiliyoruz.

İYA olarak söylediklerimiz ve söyledikleri arasındaki farkı görmeyen, görmek istemeyen, görüp de anlamayan, anlamak istemeyenlere tek bir sözümüz var: “Büyük bir vebalin altında kalacaksınız.”

“Betonlaşma olmayacaksa karşı değiliz” söyleminin sonuçlarını gelecek kuşaklara açıklayamayacaksınız.

İzmir Yaşam Alanları hukuk mücadelesi ile de, politik mücadelesi ile de bu büyük talanı anlatmaya, duyarlılık geliştirmeye, bölgenin, yaşamın çıkarına olmayan projelere karşı durmaya devam ediyor, edecektir.

Birilerinin dediği gibi, “kafaları karıştırmaya” değil, bu güne ve geleceğe olan sorumluluk bilinciyle karışıklıkları gidermeye devam edeceğiz.

Yarımada’da “rant alanı yaratmaya” karşı, Kanal İstanbul’da olduğu gibi, İzmir’de de büyük bir mücadele ağının örülmesinin gerekliliği her geçen gün daha yakıcı bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır.

Ya sermayenin talan projelerinin izleyicisi, destekleyicisi olunacak, ya da Kazdağları’nda, Cerrattepe’de, İkizdere’de olduğu gibi Çeşme yarımadası da, İnciraltı da bütünlüklü, onurlu biçimde savunulacaktır.

Haydi, talana karşı birlik ve dayanışmaya…