A3 Haber

Havai fişek fabrikasındaki patlama davasında üçüncü duruşma: İki kişi tahliye edildi

Havai fişek fabrikasındaki patlama davasında üçüncü duruşma: İki kişi tahliye edildi
Haziran 10
23:03 2021

Sakarya’nın Hendek ilçesinde, 7 kişinin hayatını kaybettiği, 127 kişinin de yaralandığı havai fişek fabrikası patlamasında ihmal olduğu gerekçesiyle 2’şer yıl 8’er aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle yargılanan, 4’ü tutuklu 7 sanık hakkındaki davanın 3’üncü duruşması görülmeye başlandı. Fabrika çalışanları, denetimlerden önce haber geldiğini ve baskı altında olduklarını ifade etti.

Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasında, geçen yıl 3 Temmuz’da meydana gelen patlamada, 7 işçi hayatını kaybetti, 127 kişi de yaralandı. Olayın ardından Hendek Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı soruşturma kapsamında, patlamada ihmali olduğu öne sürülen tutuklu fabrika sahibi Y.C., fabrika sorumlu müdürü A.A., fabrika müdürü ve genel ustabaşı H.A.V., genel ustabaşı E.Ö. ve tutuksuz iş güvenliği uzmanı A.B., A.R.E.C. ile sorumlu personel A.Ç. hakkında ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2’şer yıl 8’er aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Basın açıklaması yaptılar

Duruşmanın başlamasından kısa süre önce salonun yakınında toplanan müştekiler, fabrikada ölen işçilerin yakınları ve patlamada yaralanan bazı işçiler ile avukatlar, basın açıklaması düzenleyerek, sorumluların en ağır cezayı almasını talep etti. Açıklamanın ardından duruşma salonuna girecekler, güvenlik önlemleriyle içeri alındı. Davaya müdahil olmayan ya da görevi bulunmayanların içeri girmesine müsaade edilmedi.

“İşçi canı çok ucuz, dosyada bunu gördük”

Patlamada dayısı Seyfi Çanakçı’yı kaybeden ve davaya müdahil olan avukat Gülşen Uzuner, olayda birçok kişinin sorumlu olduğunu savunarak, “Bu celsede eksik kalan müştekilerin ifadeleri ve mahkemenin çağırdığı tanıklar dinlenecek. Bilirkişi raporu henüz dosyaya gelmedi. O yüzden duruşma büyük ihtimalle ertelenecek. Biz bu dosyaya ilişkin ilk iki celsede hep şunu söylemiştik. İşçi canı çok ucuz, bu dosya bunun çok net görüldüğü bir dosya. Hiçbir önlem alınmamış ve bu çalışma biçimi devam ettirilmiş. O nedenle kasıt düzeyinde bir durum var bu dosyada. Dinlenen müştekilerden ve dosyadaki belgelerden bunu çok net görüyoruz. Buna ilişkin bilirkişi raporunu bekliyoruz” dedi.

“Adalet gecikirse, acımız katmerlenir”

Olayın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen acılarının hala ilk günkü gibi taze olduğunu dile getiren Uzuner, “Ben de dayımı kaybettim patlamada. Hem avukat olarak hem de aile olarak katılıyorum dosyaya. Adaletin gecikmesi bizim açımızdan acılarımızı katmerlenmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla yargılama süreçlerinin bir şekilde bu acıları yeniden pekiştirmemesi gerekiyor. Sabah bunu diğer ailelerle konuştuk. Herkes buraya o anları yeniden yaşayarak geliyor. O nedenle çok acı. Bizi diri tutan tek şey gerçekten başka canlar kaybetmek istememek. Biz hayatını emeğiyle kazanan insanlarız. Dolayısıyla biz başkasını da kaybetmemek için bu mücadelemizi veriyoruz” diye konuştu.

Fabrikanın 23 yıllık çalışanı Kıymet Narat, yaşanan olaydan önce devamlı fabrika yetkililerini uyardıklarını ama sonuç alamadıklarını belirterek, “Fabrikada çalıştığımız ilk günden beri üzerimizde baskı vardı. Fakat bu baskı patlamadan 1 ay öncesinde daha da arttı. Bize üretim konusunda çok baskı yapıyorlardı. Fabrikada denetimler yapılıyordu fakat bu denetimler bize 3 gün öncesinden haber verilerek yetkililerin geleceği söyleniyordu. 20 işçi toplamda maksimum 80 koli çıkarabilirken bizden 100 koli çıkarmamız isteniyordu. Sorumlulardan şikayetçiyim” dedi.

“Kokunun lavabodan geldiğini söyledi”

Fabrikanın üretim bölümünde işçi olarak çalışan ve patlamanın yaşandığı gün izinli olan Ayfer Cerrah, patlamadan önce yetkilileri defalarca uyardıklarını söyleyerek, “1 günde ortalama 20 ile 30 koli arasında üretim yapıyordum. Bu çok fazlaydı. Koku almaya başladım ve bunu E.Ö.’ye ilettim. O bir şey söylemedi, tepki göstermedi. Aradan biraz vakit geçince o da kokuyu aldı ve bana sordu. Ben de muskaların (havai fişek) koktuğunu söyledim. O da bana muskaların değil, lavaboların koktuğunu söyledi. ‘Sorun yok’ dedi. Bir gün paketleme yaparken muska elimi yaktı. Muska bölümünde çalışanlar da onu bölümün yan tarafına yere serdiler” diye konuştu.

Fabrika sahibi fenalaştı

Tutuksuz sanık fabrika sahibi A.R.E.C., mahkeme heyetine kendisini iyi hissetmediğini söyledi. Bunun üzerine duruşmanın yapıldığı cezaevi yerleşkesinde bulunan salona sağlık ekibi istendi. Salona gelen sağlık ekibi eşliğinde yürüyerek, ambulansa götürülen A.R.E.C., hastaneye kaldırıldı.

Sorumlu müdür ile genel ustabaşı tahliye edildi

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan fabrika sahibi Y.C. ile fabrika müdürü ve sorumlu ustabaşı H.A.V.’nin tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, fabrika sorumlu müdürü A.A. ile genel ustabaşı E.Ö.’nün yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi.

Tutuksuz yargılanan fabrika sahibi A.R.E.C., sorumlu personel A.Ç. ve iş güvenliği uzmanı A.B.nin tutuksuz yargılanması devam edilmesine karar verildi. Duruşma 13 Eylül gününe ertelendi.

“Bu kadar ucuz olamaz”

Kararın açıklanmasının ardından davayı takip eden patlamada ölen işçilerin yakınları ile avukatlar duruşma salonu önünde açıklama yaptı. Tahliye kararlarına tepki gösteren Avukat Can Atalay, şunları söyledi:

* İşçi canını sarf malzemesi olarak görmeye alışmış bu işveren ve bu işverenin elemanları ile yöneticileri. E.Ö. bunlardan bir tanesi. Mesele 7 işçinin canı, mesele oradan sağ kurtulan bu insanlar. Bu kadar ucuz olamaz.

* Türkiye’de en ucuz üretim maliyeti işçi canı olarak görülmemeli. Bu insanlar işsiz kalma pahasına bu davayı takip ediyorlar. Bu insanlar para teklifine rağmen bu davayı takip ediyorlar. Buraya gelip bu insanlara sahip çıkmamız gerekir. Biz bu tahliyelere katılmıyoruz.

* Başta E.Ö. olmak üzere işçi yatıştıran, işçinin şikayetini bastıran işçiyi tehdit eden ve buna ortak olanların yani olası kasıtla cinayete ortak olanların bu kadar hızlı salıverilmesine biz katılmıyoruz. Bu davanın takipçisiyiz. Bu dava kimse ekmeğini kazanırken öldürülmesin diyedir.

“Yaptıklarının hesabını verecekler”

Sorumlu müdür ile genel ustabaşının tahliye edilmesine tepki gösteren Avukat Gülşen Uzuner sürecin takipçisi olacaklarını belirterek, şöyle konuştu:

* Böyle kurtulamayacaklar, yaptıklarının hesabını versinler. Yaptıklarının hesabını versinler ki biz bir daha cenazeye gelmeyelim, biz bir daha dava dosyasına gelmeyelim.

* Başka bir şekilde bir araya gelelim. Biz morg kapılarında tanıştık birbirimizle. Aileler orada beklerken tanıştı. Parçalar karıştı birbirine biz böyle tanıdık birbirimizi. Bunu da görsünler, bunu da bilsinler. Bu işin peşindeyiz bütün Türkiye’ye de bunu duyuracağız. DHA