A3 Haber

Enver Aysever’in açtığı davada savunma yapan Tunç Soyer: “Muhatabımız değil”

Enver Aysever’in açtığı davada savunma yapan Tunç Soyer: “Muhatabımız değil”
Haziran 22
08:20 2021

Özeti şu:
İzmir Büyükşehir Belediyesi 2021 yılı içinde “Yaşam Boyu Eğitim Projesi” kapsamında okur yazarlık atölyesi çalışması yapmak için ihaleye çıktı.
İhalenin tek şartı, kazanan firmanın gazeteci-yazar Enver Aysever ile sözleşme yapmasıydı.
Teknik şartnameye göre İzmir ili sınırları içinde 12 Eylül 2021’e kadar 9 ay x 2 gün olmak üzere toplam 18 gün için şehir içi ve şehirler arası havayolu ile ulaşım (İstanbul-İzmir-İstanbul), bir öğün öğle yemeği, iki gün dört yıldızlı otelde konaklama bedeli dahil isteniyordu.
İhaleyi 238 bin 500 lira ile en düşük teklifi veren Giresun’da kurulu Aripsas Sosyal Hizmetler firması kazandı.
Ayrıntısını okumak isteyen A3’te yayımlanan “İşte o “şanslı” yazar: Seçilmiş 20 İzmirliyi kim okuryazar yapacak?” başlıklı yazıyı okuyabilir.

Haberimizin ardından iş ulusal medyaya, köşe yazılarına yansıdı.
15 Mart 2021’de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Kamuoyunda oluşan hassasiyete kayıtsız kalmam mümkün değildir. Söz konusu ihalenin iptal edilmesi talimatını verdim” diyerek ihalenin iptal edildiğini açıkladı.
Tunç Soyer’in açıklamasından bir gön önce Kültür ve Sanat Dairesi Başkanı E. Efe Oruç tarafından hazırlanan bilgi notuna göre, gazeteci Enver Aysever yaptığı her etkinlik başına 10 bin lira ücret alacak, ayrıca yol, yemek ve iki günlük konaklama bedeli karşılanacaktı.

Aysever de bu durumu doğrulayarak etkinlik başına 10 bin lira alacağını kabul etti.
İhalenin toplam bedeli 238 bin 500 lira, gazeteci Enver Aysever’e ödenecek ücret ise etkinlik başına 10 bin lira.
İhale şartnamesine göre toplam 18, Büyükşehir’in açıklamasına göre pandemi nedeniyle dokuz olan bu etkinlikle ilgili Enver Aysever’e dokuz ayda 90 bin lira ödenmesi kesin, 180 bin lira ödenmesi ise olasılık.

Medyada tartışılan ihalenin iptal edilmesiyle tartışma bitmedi.
Enver Aysever önce sosyal medya üzerinden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na gönderme yaparak “Sayın Tunç Soyer, maalesef süreci açıklamayarak kuşku yarattı” düşüncesini paylaştı.
Ardından Cumhuriyet Gazetesi Enver Aysever’in yazılarına son verdiğini açıkladı.
Son olarak da Enver Aysever “Sayın Soyer ısrarlı çağrılarımı yanıtsız bıraktığı için bu yola başvurmak zorunda kaldım. Sessiz kalarak bu izlenimi yaratan Soyer yazık ki olumsuz algının sorumlusudur” ifadelerini kullanarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer hakkında dava açtığını duyurdu.

A3 Haber durmadı.
İhaleyi kazanan firmanın peşine düştü.
Sonuçta gördük ki, ihaleyi kazanan Giresunlu Aripsas firması, aslında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başta Meslek Fabrikası olmak üzeri pek çok ihalesini kazanan bazı firmalarla kardeş.
Bildiğiniz, Büyükşehir’in taşeronlarından biri yani…

A3 Haber’de yayınlanan yazıların ardından Aripsas firmasının sahibi ile telefonda görüştüm.
Bana ihaleye herkes gibi yasal yollardan katıldığını, Enver Aysever’i hiç tanımadığını, ihaleyi kazanmasının ardından bir ay içinde sözleşme yapma zorunluluğu olduğu halde aradan geçen sürede kendisiyle görüşemediklerini söyledi.
Enver Aysever de “İhaleyi kazanan şirketi tanımıyorum. Dolayısıyla uzaktan yakından ilgim olmayan bir sürece dahil edilmiş oldum ve kamuoyu önünde doğrudan saldırıya uğradım. Kasıtlı olmasa bile belediye ve sayın başkan bu duruma sebebiyet verdi” diye kendini savundu.

Haberimizi takibe devam ettik.
Ve mahkeme geldi çattı.
Enver Aysever’in iddialarına karşılık, İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’den savunma istedi.
Bu arada meraklısına not olarak ileteyim.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in mahkeme kayıtlarındaki ikametgâh adresi Yeşiltepe Mahallesi Halil Rıfat Paşa Caddesi No: 6
Yani bildiğimiz “Şato.”
Hani “Şato” tartışıldığı gibi misafirhane, konuk evi falan değil, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın resmi konutu artık.

Biz mahkemeye devam edelim.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in vekili Köymen Erden Hukuk Bürosu tarafından mahkemeye verilen dava dilekçesindeki yanıtlara göre, aslında belediye her şeyi kitabına uygun yaptı.
2020’de Enver Aysever’in bu atölyelere “konuk eğitmen” olarak katıldığı belirtilen dilekçede, 2021’de de çalışmanın devamı için 245935 sayılı başkanlık oluru ile şeffaf ve hiçbir tereddüde yer verilmeyecek şekilde yapıldığı belirtilerek, “İhalenin iptali İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ihaleyi kazanan Aripsas Ltd. Şti. firması arasında gerçekleşen hukuki bir süreçtir. Ancak kamuoyu bu ihaleyi Enver Aysever’i ilgilendiren bir ihale olarak gördüğü için müvekkilin bilgilendirme amaçlı Twitter hesabından açıklama yapılmıştır” denildi.

Yani şunu demek istemişler.
238 bin 500 liraya kazanılan ihalenin teknik şartnamesinin üçüncü maddesinde yazan “Yüklenici firma, atölye etkinliklerini gerçekleştirecek gazeteci-yazar Enver Aysever ile aralarında yaptıkları protokolü, sözleşme imzalandıktan bir ay içerisinde idareye bildirecektir” kısmını aman sakın dikkate almayın.
İhalenin Enver Aysever ile ilgisi yoktur.
Muhatabımız ihaleyi kazanan Aripsas firmasıdır.
Enver Aysever muhatabımız değildir.

Soyer’in avukatları tarafından mahkemeye verilen dilekçede, “pandemi sürecine bağlı olarak gelişen koşullara bağlı olarak eğitimlerin online yapılacak olması nedeniyle ihalenin ardından programın dokuz aylık periyotta ayda bir kez olarak revize edildiği, ödeme miktarının da 90 bin liraya indirildiği belirtilmiştir” deniliyor.
Burada duralım.
İhalenin teknik şartnamesine bakalım.

Şartnamenin 4.8 maddesini lütfen okuyun.
O maddede Enver Aysever’e ödenecek para miktarından söz ediliyor mu?
Hayır…
Sadece hizmet bedeli, şehirlerarası hava yolculuğu, bir öğün öğle yemeği ve iki gün dört yıldızlı otelde konaklama (9 ay X 9 gün = 18 gün) dahil fiyat verecektir yazıyor.
Demek ki şartnamede yazmıyor ama ihaleyi yapan, belediyenin kültür daire başkanı, avukatlar, hatta Aysever’in kendisi etkinlik başına 10 bin lira alacağını biliyor.
Bir tek “kamuoyu” bilmiyor.
Ne güzel değil mi?
İşin içinden çıkamadın mı at topu “kamuoyuna” onlar oynasın.
Yazımın sonunda Soyer’in avukatlarının mahkemeye verdiği savunmanın tam metnini bulabilirsiniz.

Biz basit bir “Bilal’e anlatırcasına” matematik yapalım.
Eğer pandemi olmasaydı, Enver Aysever dokuz ayda kaç etkinlik yapacaktı?
Toplamda 18.
Belediye yetkililerinin, Tunç Soyer’in ve Aysever’in program başına verilecek ücret konusundaki uzlaştıkları rakam ne?
Toplam 180 bin lira.
İhaleyi kazananın verdiği rakam ne?
Toplam 238 bin 500 lira.
Enver Aysever’in alacağı 180 bin lirayı çıkarırsak ne kalıyor?
58 bin 500 lira.
Kaç etkinlik olacaktı?
Toplam 18.
58 bin 500 lirayı 18 etkinliğe bölersek ne kalıyor?
3 bin 250 lira.
Yani bu şu demek: Enver Aysever’in İzmirli 20 gence vereceği iki saatlik dersin/kursun günlük yeme-içme, yolculuk gideri 3 bin 250 lira.
Hesap bu kadar basit.
Bu işi yapanların vicdanına sığıyorsa sorun yok.

Gelelim Enver Aysever cephesine.
Benimle arası iyi değil herhalde ya da kızgın.
Genel Yayın Yönetmenimiz Süleyman Gençel aracılığı ile görüşüyoruz.
Yaşananlar ve mahkeme süreci ile ilgili sorular yönelttim.
Gelen yanıtları gazetecilik gereği yayınlamak zorundayım.
Şöyle diyor Aysever özetle:

Ben ihale haberini sizin sitenizden öğrendim. İzmir siyasetine, bürokrasisine, belediye işleyişine uzağım. Sayın Soyer’in başkanlığında başka üniversiteler, kurumlar ve belediyelerle yaptığım üzere bir çalışma için anlaştık. İhale türü yöntemi kabul etmem söz konusu değildir. 2021 yılında prensip olarak anlaştık ancak kimse beni arayıp ayrıntılı bilgi vermedi. Ben adı geçen şahısların hangi gerekçe ile bu yazışmaları yaptığını bilmiyorum. İhaleyi kazanan şirketi tanımıyorum. Dolayısıyla uzaktan yakından ilgim olmayan bir sürece dahil edilmiş oldum ve kamuoyu önünde doğrudan saldırıya uğradım. Kasıtlı olmasa bile belediye ve sayın başkan bu duruma sebebiyet verdi, dava konusu budur. Mahkemeye verdikleri yanıtlarda da benim konudan haberdar olmadığım açıkça ortaya çıkmıştır. Siz bu belgelere ulaşabilirsiniz. Baştan beri Sayın Gençel ile konuşarak tüm süreci şeffaf ve ayrıntılı aktardım. Ben belediye ile herhangi bir anlaşma yapmadım, ihale hangi ölçülerle yapıldı bilemiyorum. Muhatabı da ben değilim. Benim sayın başkandan beklediğim bu süreç ilgimin olmadığını açıklamasıydı. Bizim için dava kazanılmış oldu.

Peki bu etkinlik açık ihale yerine doğrudan temin ile yapılamaz mıydı?
Enver Aysever’e bunu da sordum.
Süleyman Gençel aracılığı ile bana şu yanıtı verdi:

Doğrudan alım yöntemi hukuki olarak doğru olandır kuşkusuz. Tüm belediyeler bu yolla halka kültür sanat hizmeti sunmaktadır. Benim yüz yüze İzmir’de yapacağım çalışma için konuşulan rakam ayda 10.000 TL olmuştur. Ancak bu geçen sene rakamıdır ve karara bağlanmamıştır, çünkü benimle kimse iletişime girmemiştir. Uygulama hangi kaygı ya da amaçla ihale yoluna dönmüştür bilmem mümkün değildir. Hizmeti veren dilediği ücreti isteme hakkına sahiptir. Harcama yükümlülüğü başkandadır ve hesap verme sorumluluğu ona aittir. Ne hukuki ne etik bir sorun benim için geçerli değildir. İhaleyi açarak ve iptal ederek belediye kendini kuşkulu hale getirmiştir.

Bu işten ve bunca açıklamadan ne anladık derseniz.
Bana göre üzeri örtülen bir şeyler var.
Hani o meşhur söz gibi.
“Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu…”