A3 Haber

Halk sağlığı uzmanı Dr. Akalın üçüncü doz karmaşasını yazdı: Üçüncü doz diye bir şey yok!

Halk sağlığı uzmanı Dr. Akalın üçüncü doz karmaşasını yazdı: Üçüncü doz diye bir şey yok!
Temmuz 02
13:37 2021

Türkiye, üçüncü doz Covid-19 aşısını konuşuyor. Bakan, bakanlık yetkilileri, bilim kurulu üyeleri, konunun uzmanları üçüncü dozu farklı açılardan değerlendiriyor. Halk sağlığı uzmanı Dr. Akif Akalın, üçüncü doz konusundaki yaratılan kafa karışıklığına adeta isyan etti. Akalın, neden üçüncü doz diye bir şey olmadığını kaleme aldı. İşte o yazı…

Dr. Akif Akalın | Sağlık Bakanlığı dünden beri durduk yere herkesin kafasını karıştırdı. Hani kaş yapayım derken göz çıkartmak diye bir deyim vardır, yani Sağlık Bakanlığı gerçekten aşının gözünü çıkarttı.

İki lafı bir araya getirememek

Bütün sorun Sağlık Bakanlığı bürokrasisinin iki lafı bir araya getirerek, derdini düzgün bir cümle ile yurttaşlara anlatabilecek yeterlilikte bir kadroya sahip olmamasından kaynaklanıyor.

Yine akademik yeterlilikleri çok şaibeli olan Bilim Kurulu’nun, “üçüncü doz” soytarılığına da müdahale etmediğini, her zamanki gibi seyirci kaldığını görüyoruz. Oysa çok basitçe “iki doz Sinovac aşısı yaptıranlar, bir doz da Biontech yaptıracaklar” deselerdi, insanların kafası karışmayacaktı.

Neden üçüncü doz diye bir şey yok 

Öncelikle sorunun nereden kaynaklandığını açıklayalım.

Sorun aşılamanın başında hükumetin, “aracı” kabul etmeyen Biontech aşısı yerine, aracıya ses çıkartmayan Sinovac aşısı getirmesiyle başlıyor. Bu dönemde elde başka aşı olmadığından “öncelikli” gruplar, yani sağlık emekçileri ve yaşlılar “mecburen” Sinovac aşısı ile aşılanıyorlar.

Daha sonra bir şekilde hükumet Biontech aşısını da getirmeye razı oluyor ve daha genç yaş gruplarına yaygın olarak Biontech aşısı yapılmaya başlanıyor.

Yani, sonuç olarak Türkiye’de biri aralarında benim de olduğum iki doz Sinovac aşısı yaptıran ve diğeri iki doz Biontech aşısı yaptıran iki grup oluşuyor.

Sonra ortaya “delta” varyantı çıkınca, Sinovac aşısının hem ölü virüs aşısı olması nedeniyle yapıldıktan altı ay sonra etkinliği azalacağı için, hem de “delta” varyantına karşı yeterli koruma sağlamaması nedeniyle (aslında başka nedenler de var fakat kafa karıştırmak istemiyorum), iki doz Sinovac aşısı yaptırmış olanlara, bir doz da Biontech aşısı yaptırmanın faydalı olacağı düşünülüyor.

Fakat iki lafı bir araya getirerek, bir cümle içinde ifade edebilme becerisi olmayan Sağlık Bakanlığı kadroları, kamuoyuna sadece “iki doz Sinovac yaptırmış olanlara bir de Biontech yapılacak” diyemediği için herkesin kafası karışıyor.

Üçüncü doz karmaşası

Dün iki doz Sinovac aşısı yaptırmış biri olarak, Biontech aşısı yaptırmak için gittiğim Çanakkale Tıp Fakültesi’nde aşı sırasında beklerken, insanların kendi aralarında yaptıkları konuşmalara kulak misafiri oldum.

Herkes meseleyi Sağlık Bakanlığı’nın “yanlış” açıklaması nedeniyle “üçüncü doz” olarak algıladığı için, kuyrukta aslında daha önce iki doz Biontech yaptırmış olanlar da vardı. Adına “üçüncü doz” deyince, işte insanlar böyle yanlış anlıyor. Oysa iki doz Biontech aşısı yaptırmış olanların üçüncü doza ihtiyacı yok ki.

Elimize bir “onam formu” verdiler. Formun en son sorusu “bu aşı kaçıncı doz” şeklindeydi. Sırada önümde olan kişi soruya “3. Doz” yanıtını vermiş, “iki doz Sinovac yaptırdım, şimdi üçüncü doz için geldim” diyordu. Bunun üzerine görevli, sadece Biontech aşısı yapıldığını, eğer “üçüncü dozunu” Sinovac aşısıyla yaptırmak istiyorsa MHRS’den yeniden randevu alması gerektiğini ve randevu alırken Sinovac aşısını işaretlemesini söyledi.

Değerli okurlarımız. Bakın bu konuşma bir “tıp fakültesinde” yapılıyor. Yani burası hekim yetiştiren, hekimlere de uzmanlık eğitimi veren bir yer. Daha ötesi yok yani… Daha burada aşı ile görevlendirdiğiniz insanlar bile meseleyi anlayamamış ve yurttaşlara doğru bilgi veremiyorlarsa, gerisini siz düşünün.

Gerçekten yazık bu ülkeye

Ekranlarda muhalif politikacıları izlerken de içim acıyor. Memleket o hale geldi ki, bu saatten sonra “kim gelirse gelsin” ülkeyi yeniden rayına sokabilmek uzun, gerçekten çok uzun bir zaman alacak.

Bakınız, lütfen dikkat ediniz, burada Sağlık Bakanlığı’nda görevli, “işinin ehli” olması gereken, adlarının önünde Profesör unvanı olan insanların, derdini yukarıda kurduğumuz sekiz (8) sözcüklük bir cümle ile ifade edememelerinden kaynaklanan bir sorunu tartışıyoruz.

Gerçekten yazık bu ülkeye.

***

Dr. Akif Akalın kimdir? 

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Halk sağlığı eğitimini Ryerson Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’nda tamamladı. Sağlık Bakanlığı’na bağlı çeşitli kurumlarda hekim ve yönetici olarak ve Toronto Belediyesi’nde halk sağlıkçı olarak görev yaptı. İstanbul Sıtma Savaşı Derneği, Pratisyen Hekimlik Derneği ve Türk Tabipleri Birliği Genel Pratisyenlik Enstitüsü’nün kurucuları arasında yer aldı. Halen soL Haber Portalı’nda Sınıfın Sağlığı blogunun editörlüğünü ve Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde sürdürülen Toplumcu Sağlık Söyleşileri’nin koordinatörlüğünü yürüttü. İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı’nda ve İstanbul Üniversitesi Mediko-sosyal Merkezi’nde görev yaptı. 

Kitapları: 

  • Sağlığa ve Hastalığa Toplumcu Yaklaşım, Yazılama Yayınları, 2015
  • Toplumcu Tıbba Giriş: Toplumcu Tıp Ders Notları, Yazılama Yayınları, 2013.
  • Toplumcu Tıp: Sovyetler Birliği Deneyimi, Yazılama Yayınları, 2010.
  • Türkiye’de Sağlık Politikaları Üzerine Yazılar – 2: Sağlıkta Dönüşüm, Hekim Forumu Yayınları, 2009.
  • Birinci Basamakta Diyabetik Hastanın Yönetimi, KSGB Yayınları, 2001.
  • Sağlık Ocağı Hizmetleri ve Yönetimi, KSGB Yayınları, 2000.
  • Gülcan Ebenin Not Defteri, KSGB Yayınları, 2000.
  • Pratisyen Hekimler İçin 1999 Yılı Hizmetiçi Eğitim Organizasyonu, KSGB Yayınları, 2000.
  • Sürekli Tıp Eğitimi, TTB Yayınları, 1994.