A3 Haber

Geri Gönderme Merkezi’nde sallapati işler: İzmir Harmandalı’nda bir hukuksuzluk örneği

Geri Gönderme Merkezi’nde sallapati işler: İzmir Harmandalı’nda bir hukuksuzluk örneği
Eylül 07
11:39 2021

Ağustos başlarında İzmir Barosu Adli Yardım Bürosuna bir ihbar ulaşır.
İhbar, merkezi İzmir’de bulunan Mültecilerle Dayanışma Derneği’nden gelir.
Denir ki: “Taliban’dan kaçarak Afganistan’ın Tahar bölgesinden gelen 29 yaşındaki bir yabancı 6 Ağustos’ta Urla’da gözaltına alındı, Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde tutuluyor. İlgilenebilir misiniz?”
İzmir Barosu 17 Ağustos’ta bir avukatı görevlendirir.
Avukat 18 Ağustos’ta atlar otomobiline, ver elini Harmandalı Geri Gönderme Merkezi.
Merkezin kapısı duvar. Avukata şu yanıtı verirler: “Bu yabancının dosyası bizde ama kendisi yok, görüşemezsiniz.”
Ne yapsın avukat… Dosyayı inceler önce… Görür ki, İzmir Valiliği Göç İdaresi Müdürlüğü “sınırdışı” kararı vermiş. Ayrıca bir geri gönderme merkezinde altı ay gözetim altında tutulma kararı var. Herhangi bir suça karışıp karışmadığını inceleyip belirlemek için.
Avukat sorar: “Peki nereye sevk ettiniz Taliban’dan kaçan bu yabancıyı?”
Yanıt: “Söyleyemeyiz, yazılı başvurmanız lazım.”
Yorgunu yokuşa sürmek derler ya…
Avukat çıkarır çantasından kağıt-kalem. El yazısıyla dilekçe: “Yabancının nereye sevk edildiğinin tarafımıza ivedilikle bildirilmesi…”
Ertesi gün 19 Ağustos. Avukat işi sağlama almak için, bir gün önce yaşadıklarını özetleyen bir dilekçe yazıp hem İl Göç İdaresi’ne hem Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne e-posta yoluyla gönderir.
On dakika sonra Harmandalı’ndan gelen yanıt: “Söz konusu yabancı merkezimizde bulunuyor.”
Dün yoktu, bugün var: Buyur burdan yak!

Zaman yitirmeden Harmandalı’na gider avukat. Bu kez görüşür müvekkili olan yabancıyla.
Türkçe konuşabilen Afgan anlatır meramını: “Afgan ordusunda özel kuvvetlerde çalışıyordum. Taliban’la aram hiç iyi olmadı. Can güvenliğim yoktu. Bir buçuk yıl önce Taliban’dan kaçıp Van üzerinden Türkiye’ye geldim. Tanıdıklarım Urla’da olduğu için oraya gittim. İnşaatlarda çalıştım. Bir gün polis kontrolünde yakalandım. Önce Harmandalı’na, sonra Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildim. Aydın’daki merkezde Afganlılar ile Suriyeliler arasında bir kavga çıktı. Tekrar Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edildim. Üç gündür burada, Harmandalı’ndayım.”
Avukat, İzmir Barosu’ndan görevlendirildiğini, herhangi bir ücret ödemeksizin hakkındaki kararlara itiraz edebileceğini anlatır yabancıya. Anlaşırlar.
Avukat, 20 Ağustos’ta İzmir Sulh Ceza Hakimliğine “idari gözetim kararının kaldırılması” talebiyle itiraz dilekçesini verir. Ayrıca, yabancının sınırdışı edilmesi kararına karşı da idare mahkemesinde dava açar.
İzmir İl Göç İdaresi, Sulh Ceza Hakimliği’ne savunma gönderir: “Söz konusu yabancının 18 Ağustos’ta Kırklareli Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildiğini bildirir.”
İlginç: 19 Ağustos’ta Harmandalı’nda avukatla görüşen yabancı, 18 Ağustos’ta Kırklareli’ne gönderilmiş!
Külliyen yalan!
İzmir Sulh Ceza Hakimliği de, Göç İdaresi’nin “belgesiz, evraksız, kayıtsız, kuyutsuz” üç satırlık savunmasını karine kabul edip 26 Ağustos’ta şu kararı verir: “İzmir olarak biz yetkisiz, dosyanın Kırklareli Sulh Ceza’ya sevk edilmesi…”
Hayatı boyunca Kırklareli’ne hiç gitmemiş, Kırklareli’nin yerini haritada bile gösteremeyecek Afgan yabancının dosyası Kırklareli’ne gönderilir!
Hadi bir de burdan yak!

Avukat, işin peşini bırakmaz. 1 Eylül’de Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne gidip dosyayı bir kez daha dikkatle inceler. Dosyada herhangi bir sevk yazısının olmadığını görür. Aynı gün içerisinde İzmir Sulh Ceza Hakimliğine itiraz dilekçesi verir. Görevi ihmal edenler, savsaklayanlar hakkında da suç duyurusunda bulunulmasını talep eder.
Bu yazı yazılırken, durum bu minvaldeydi. Ne olur, ne çıkar bilinmez.
Diyeceğim o ki: Bu döküntü, bu mezbelelik, bu sallapati, bu son kullanma tarihi geçmiş düzende hak nasıl aranacak?
Arasan da nasıl bulunacak!