A3 Haber

Rafa kaldırılan yönetmelik meclis tarafından kabul edildi: Siyasi hata mı?

Rafa kaldırılan yönetmelik meclis tarafından kabul edildi: Siyasi hata mı?
Eylül 19
12:42 2021

İzmir Büyükşehir Belediyesi geçtiğimiz aylarda Türkiye’de ilk kez Zabıta Daire Başkanlığı’na bağlı Sokak Ekonomisi Şube Müdürlüğü kurmuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler Dairesi Başkanlığı ve Zabıta Dairesi Başkanlığı’nca birlikte yürütülmesi planlanan “Geçici Süreli İzinlendirilen Seyyar Satış Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik” taslağı hazırlanarak belediye meclisine sunulmuş, ancak yerel muhalefetin ile İzmir Ticaret Odası ve Esnaf Odaları Birliği’nin tepkisi üzerine komisyona havale edilerek soğutulmaya çalışılmıştı.
“İzmir’in gündemindeki yeni tartışma konusu belli oldu” başlıklı yazımda “Ortada tartışılmadan işleme konan, belki de toplumun çok da onay vermeyeceği düşüncesi ile ben yaptım oldu mantığı ile yürütülen önemli bir proje var” diyerek konuya dikkat çekmiştim.

Aradan zaman geçti.
Sokak Ekonomisi Şube Müdürlüğü’nün yaklaşık 11 ay önce sessiz sedasız kapatıldığını öğrendik.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin AKP’li üyelerinin de karşı çıktığı proje bir süreliğine rafa kaldırılmıştı.
Sonra ne oldu?
Geçtiğimiz haftalarda CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu İzmir’e geldi.
İzmir Seyyar Esnaf ve Sanatkârlar Meclisi üyeleriyle buluştu.
İzmir’in her anlamda Türkiye’ye örnek olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Umut ediyor ve inanıyoruz ki, İzmir yine Türkiye’ye örnek olur, onuruyla çalışmak isteyen günübirlik satıcılarımız için güzel projeler geliştirir” dedi.

CHP liderinin bu sözlerinin ardından geçtiğimiz hafta rafa kaldırılan yönetmelik bir kez daha büyükşehir belediye meclisinin gündemine geldi.
Bu kez İzmir Ticaret Odası ve Esnaf Odaları Birliği ortada yoktu.
Muhalefetin “ret” oyuna karşılık yönetmelik oy çokluğu ile meclisten geçti.
Şimdi onaylanması ve uygulamaya geçilmesi bekleniyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde kabul edilen yönetmeliğe itirazlar var.
İtirazların ilki yönetmeliğin amaç ve kapsamına.
Kestane, mısır ve çiçek ürünleriyle ilgili düzenlemenin sabit işyerleriyle ilgili olmadığı, seyyar satıcılarla ilgili olduğu yönetmelikte belirtilmemiş.
Ayrıca “Komisyonca müsaade edilen ürünler” ifadesi, ilerleyen zaman içinde birçok ürününü de yönetmelik kapsamına dahil edebileceği endişesini taşımaktadır.

İtirazların ikincisi Belediyenin böyle bir yönetmelik çıkarmak için yetkisinin olup olmadığı konusunda.
Kimi hukukçular, yönetmeliğin hazırlanmasında dayanak gösterilen 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Kıyı ve Sahil Şeridi, Yol, Meydan ve Yeşil Alan Yetki ve Görev Uygulama Yönetmeliği’nin böyle bir hak vermediğini savunmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin kimi kararlarını da anımsatan hukukçular, “yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir” sonucunu anımsatarak, yönetmelikte “dayanak” olarak sıralanan beş ayrı kanun, hazırlanan yönetmeliğin yasal dayanağını değil; ilgili olduğu yasal düzenlemeleri gösterdiği için dayanak olmadığını savunmaktadırlar.

İtirazlardan bir diğeri de yönetmeliğin, kayıt dışı ekonominin yine kayıt dışında kalmasını sağlamak olduğu.
Yüzde 25 kadın ve engelli kotası gibi yapılan işi kamuoyuna sempatik gösterecek popülist bir yaklaşıma rağmen yönetmelikte seyyar satıcıların merdiven altından çıkıp kayıt altına alınmasını sağlayacak vergi kayıt belgesi istenmemesinin önemli bir eksiklik olduğu savunulmaktadır.

Aslında soru basit.
Bir insan neden seyyar satıcılık yapmak ister?
Çünkü sermayesi ticari işletme kurmaya, dükkân kiralamaya, eleman çalıştırıp sigorta maaş gibi giderleri karşılayacak kadar yeterli değildir.
Böyle olduğu için de küçük sermayesi ile en fazla kazancı nasıl elde edebileceğini düşünür.
Kendisinin üretmediği (halden ya da diğer toptancılardan satın aldığı) üründen elde edebileceği maksimum kazanç bellidir.
Bu kazancı artırabilmenin yolu ürününün fiyatını yükseltmek olamayacağına göre, kalan tek yol maliyeti azaltmaktır.
Bunun yolu da kira, vergi, stopaj, sigorta, maaş gibi gider kalemlerini sıfırlamaktır.

Yönetmelik, kestane, mısır ve çiçek ürünlerini kapsamaktadır.
Aslında çiçekçilerin böyle bir yönetmeliğe ihtiyacı olup olmadığı da tartışılır.
Çünkü İzmir’in pek çok bölgesinde çiçekçiler için düzenlenmiş alanlar vardır.
İleride bu iş kolları genişletilmez ise şimdilik bunlara kestane ve mısır satıcıları eklenmek istenmektedir.

Toptancıdan mısır ve kestane alan bir kişi, kendisine gösterilen alanda vergi, kira gibi ek maliyetlerle birlikte nasıl kazanç elde edecektir?
Dükkân kiralamak ile yönetmelikteki seyyar satıcılığın arasındaki fark nedir?
Ayrıca böyle bir girişimde belirlenen yerlerden çok daha fazla talep olması durumunda kimin hak ettiği konusundaki seçim nasıl yapılacaktır?
Ya da kendine verilecek alanla ilgili devir hakkı olacak mıdır?
Olacak ise bu yeni bir rant kapısı oluşturmayacak mıdır?

Her yanı ile tartışılan bu yönetmeliğin, uzun vadede siyaseten ters tepeceğini düşünenlerdenim.
Siyasi tarihimiz benzeri örneklerle doludur.
Bir kentte devlete ait işletmenin on kişilik işçi kadrosunu “oy uğruna” seçim malzemesi yapan siyasetçiler, çoğu zaman işe aldıkları on kişinin oyunun tamamını alamamışlardır.
Ama işe alamadıkları yüzlerce kişinin oyunu kaybetmişlerdir.
Tehlikeli sularda yüzdüğü anlaşılan yönetmeliğe Ticaret Odası ve Esnaf Odaları’nın “sessizliği” ise ayrı bir merak konusu.
Büyükşehir ile ilişkilerini bozmamak adına mı sessiz kalmışlardır, yoksa “bırakalım yapıp esnaftan tepki görsünler” mantığı ile mi davranmışlardır şimdilik belirsiz.
Yakın zamanda kokusu çıkar merak etmeyin…