A3 Haber

8 yaşındaki Eymen Kara’nın ölümüyle yaşananların gerçek tanımı: İtibar suikastı

8 yaşındaki Eymen Kara’nın ölümüyle yaşananların gerçek tanımı: İtibar suikastı
Ekim 13
07:47 2021

Türk Ceza Hukuku Günleri’nde konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Hukuk, itibar suikastı, dedikodu ve söylentinin değil; gerçeğin, yalnızca gerçeğin peşindedir. Hak aranacak yegâne yer yargıdır. Bu noktada kimsenin kendisini hâkim, savcı yerine koyma, mahkeme yerine geçme yetkisi yoktur” değerlendirmesini yaptı.

İzmir Bayraklı’daki bir rezidansın otoparkında 8 yaşındaki Kutsal Hazar Eymen Kara, halası Zerrin Akça’nın kullandığı aracın altında kalması sonucu hayatını kaybetti.
Zerrin Akça ya da İzmir’de tanındığı isimle Zerrin Kara’nın kim olduğu ve korkunç kaza ile ilgili ayrıntıları “8 yaşındaki Eymen’in ölümü kapatılacak mı?” başlıklı yazımdan okuyabilirsiniz.
Küçük Eymen’in başına gelenler, birkaç gündür ulusal televizyon ekranlarında tartışılıyor.
Tartışmalar öyle bir noktaya geldi ki, çocuğunu kaybetmiş bir baba için “Üzüldüğü hiç belli olmuyor. Gözyaşı bile dökmüyor” diyecek kadar vicdansızlık içeriyor.

8 yaşındaki Eymen’in trafik kazasında hayatını yitirmesinden sonra kaleme aldığım yazının ardından oldukça ilginç saatler yaşadım.
Önce; henüz yıllık izinde mi yoksa görevden mi alındığı belli olmayan üst düzey bir bürokrat tarafından yönlendirildiği “belli” olan kampanya başlatıldı.
Bana da aktarılan bilgiler 8 yaşında hayatını kaybeden Eymen Kara’nın babası Adem Kara’nın ne kadar olumsuz bir kişi olduğu ve bu tartışmayı para için açtığı yönündeydi.
Bu bilgileri aktararak baba Adem Kara hakkında olumsuz algı yaratılmaya çalışılmasına şimdi de inandığı tepkim şu oldu: “Sözünü ettiğiniz insan dünyanın en ağır suçlusu ya da en kötü babası olsun. Bu, onun oğlunun nasıl öldüğünün peşinde koşmasını, gerçeği arama hakkını elinden alır mı?”
Bence hayır…

Dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi öncesi Giresun’un Eynesil ilçesindeydim.
Evinin çatışından düşerek öldüğü yönünde karar verilen Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan ile söyleşi yaparken de aynı duyguları yaşamıştım.
Bazı olaylar sadece hukuki sorun değildir.
Aynı zamanda toplumun vicdan sorunudur.
Şaban Vatan’ın kızı için yıllardır sürdürdüğü mücadeleye, ona verilen desteğe bakarsanız, hukukun verdiği kimi kararların toplum vicdanında karşılığı olmadığını görürsünüz.

8 yaşındaki Eymen’in İzmir’in Bayraklı ilçesinde kaza sonucu yaşamını yitirmesinin ardından özellikle de televizyonlarda başlayan tartışmaları izlerken bunları düşündüm.
Kimi zaman babanın kimi zaman ise halanın yerine kendimi koymaya çalıştım.
Reyting uğruna örselenen kimliklerin, itibar suikastına uğrayan kişiliklerin ve toplumun bunu meraklı gözlerle izlemesinin yarattığı tahribatı gördüm.
Ne zaman bu kadar kötülük doldu içimize?

Ne diyordu Adalet Bakanı Abdulhamit Gül?
“Hukuk, itibar suikastı, dedikodu ve söylentinin değil; gerçeğin, yalnızca gerçeğin peşindedir.”
Toplum olarak peşinde olmamız gereken de bu değil mi aslında?
Siyasi iktidarın “ayar çekmeleriyle” hızla güven kaybı yitiren hukuk ve adalet kavramları içinde gerçeği nasıl bulacağız?
Şimdilik boş verelim reyting kavgalarını.
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün de söylediği gibi “gerçeğin” peşine düşelim.

İzmir Bayraklı’daki bir rezidansın otoparkında 8 yaşındaki Kutsal Hazar Eymen Kara, halası Zerrin Akça’nın (Kara) kullandığı aracın altında kalarak yaşamını yitirmişti.
Sonra ne oldu?
Zerrin Akça kazanın ardından 1 Ağustos 2021 günü saat 22.49’da Alsancak Polis Merkezi Amirliği’nde ifade verdi.
Akça ifadesinde, Eymen Kara’nın öz yeğeni olduğunu belirterek, “… Otoparkın yavaşlamak için yapılmış setin üzerinden geçerken yavaşladım daha sonra yola devam ettim. Bu sırada aracın içinde Eymen’in olmadığını fark ettim ve arkama baktığımda yerde yattığını fark ettim ve aracı durdurup hemen yanına koştum… Ben araçtan ne zaman indiğini fark etmedim. Eymen hiperaktif bir çocuk olduğu için yerinde duramıyordu. Ben nasıl olduğunu anlamadım. Otoparka girdiğimizde de kendisi arka koltuktan ön koltuğa geçmişti. Ön koltuktan arabanın kapısını açıp açmadığını bile fark edemedim” dedi.
Yani Zerrin Akça’ya göre 8 yaşındaki Eymen Kara, aracın arka koltuğundan ön koltuğuna geçmiş, nasıl olmuşsa halasına görünmeden kapıyı açmış ve inmişti.

Sizlerle defalarca izlemek zorunda kaldığım ve her seferinde yüreğimin ağzıma geldiği (küçüklere izlettirmemenizi tavsiye edeceğim) olay anı görüntülerini paylaşacağım.
Görüntüler, yarı yarıya yavaşlatılmış ve hala Zerrin Akça’nın ifadesinde geçen anların bire bir kamera kayıtlarına yansımış halidir.
Önce Zerrin Akça’nın poliste verdiği ifadeyi, ardından da görüntüleri izleyin.
Sonda vicdanınıza bakarak ne hissettiğinizi kendinize sorun.
Bizim görevimiz olayı bütün çıplaklığı ile size iletmek.

Kamuoyunda tartışılan iki konu daha var.
Birincisi, hala Zerrin Akça’nın olaydan sonra Eymen’i aracına taşıması ve dakikalarca aracını neden hareket ettirmediği.
Akça’nın savunmanları bunu aracın teknik özelliklerinden (çalışırken kapı açılmasından sonra aracın kendisini otomatik park pozisyonuna aldığı ve bir süre bunu değiştirmediği) sonucuna dayandırıyor ve sürenin de 2-3 dakika olduğunu söylüyorlar.
Ortalıkta dolaşan videolarda da böyle görünüyor.
Oysa videonun gerçek hali izlendiğinde aracın 2-3 dakika değil, 6 dakika 22 saniye hareket etmediği görünüyor.

İkincisi ise, olaydan sonra çevreden neden yardım istemediği?
Zerrin Akça’nın savunmaları bunu da (garajda yardım istenecek kimse yoktu) diye açıklıyor.
Olsa kamera görüntülerinden alınan bu fotoğrafa göre, Akça’nın aracı hareket ettiremediği anlarda garajdan başka araçlar da çıkış yapıyor.

Peki kazanın gerçekleşmesi, ifadelerin alınması, küçük Eymen’in toprağa verilmesinden yaklaşık iki ay sonra olay neden yeniden gündeme geldi?
Baba Adem Kara neden isyan edip yeniden dosyayı gündeme taşıdı?
Babanın gündeme taşıdığı olayın ardından neden “hatırı sayılır” birileri babanın adli sicil kaydına ait bilgileri basına sızdırdı, hatta yayınlanan haberlerin kaldırılması için ricacı oldu?
Baba Adem Kaya para peşinde mi?
Sessiz sedasız yürütülen soruşturmada asıl varılmak istenen nokta neresi?
Kazanın yeniden gündeme gelmesi, televizyonlarda tartışılması hangi sonucu değiştirir?
Hukuk ne yapıyor, soruşturma ne alemde?

Baba Adem Kaya ile iki kez görüştüm.
Israrla üzerinde durulan para konusunu özellikle sordum.
Zaten kanunlarımızın verdiği maddi ve manevi tazminat davası, kan parası, sigorta tazminatı gibi “para ile ilgili” konularda yeterli derecede bilgisi olan baba Adem Kaya asıl öfkesinin bu olmadığı konusunda ısrarlı.
Baba Adem Kaya ailesi tarafından iki aya yakın süre kandırıldığını düşündüğü için kızgın.
“Bana oğlumum halasının kullandığı arabadan düşerek başını yere çarptığı ve bunun sonucunda hayatını kaybettiği söylendi. Olay yerine ait görüntüler izlettirilmedi. Ablamın ve benim ortak avukatımız gerçekleri gizledi. Bir gece kuzenimin eşi ile telefonda görüşürken anlattıkları üzerine görüntüleri izlemek için ısrarcı oldum. Sonunda başka bir avukat tutarak görüntüleri izledim. İşte o anda kandırıldığımı anladım ve büyük bir öfke duydum. Neden benden gerçeği gizlediler?” diyerek konuyu yeniden gündeme getirmesinin nedenini böyle açıklıyor.

Kaldığımız yerden “gerçeği” aramayı sürdürelim.
8 yaşındaki Eymen Kaya’nın ölümünden sonra açılan soruşturmayı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı yürütmeye başladı.
Dosya ile ilgili gerekli evrakları toplayan, olay yeri görüntülerini izleyen İzmir Cumhuriyet Savcılığı Hazırlık Bürosu 8 Eylül 2021 tarihinde 2021/99888 sayılı soruşturmayı 2021/21867 iddianame numarası ile 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

Soruşturma Savcısı Soner Kaya, “… Eymen Kaya araç seyir halinde iken araçtan indiği ve elini kapıya sıkıştırarak yaklaşık 16 metre sürüklendiği ve devamında aracın sağ arka tekerinin ölenin üzerinden geçtiği…” diyerek şüpheli Zerrin Akça Türk Ceza Kanunu’nun 85/1, 22/6 ve 53/6 maddelerine yargılanması istedi.
Meraklısı Türk Ceza Kanunu’nda bu maddelerin ne anlama geldiğini internet üzerinden küçük bir araştırma ile öğrenebilir.
Soruşturma dosyası tamamlanıyor.
Muhtemelen yakın tarihte açılacak dava ve tarafların sunacakları deliller, alınacak ifadeler sonucu karar bağlanacak.

İşte tam da burada baba Hakan Kara ve “kimilerinin” aklında soru işaretleri var.
Hukuki tartışmaları uzun uzun buraya taşıyıp kafa karışıklığı yaratmak istemem.
Ancak Zerrin Akça’nın daha önce iktidar partisi AKP’den milletvekili adayı olması nedeniyle kimi siyasilerin yargılamaya “müdahale” edeceği kuşkusu oldukça yaygın.
Asıl amacın babaya “paracı” gösterilerek, Zerrin Kara’nın az bir ceza ya da hiç ceza almadan bu dosyanın “kapatılması” endişesi kafaları kurcalıyor.
Bu yöndeki çabaların olayla ilgili haberlerin “kaldırılması” konusunda yaşananlarla örtüşmesi de bu iddiaları güçlendiriyor.

Her zaman söyledim, inatla söylüyorum.
Adalet ve hukuktan güvenecek başka bir dalımız yok.
Evet, bazen içimize sinmeyen kararlar alınıyor olsa da sonuçta ağır aksak işlese de eninde sonunda adalet yerini buluyor.
Küçük Eymen artık yok.
Okula gidemeyecek, kitap okuyamayacak, yüzemeyecek.
Davalar sürecek, suçlamalar devam edecek.
Bazen hukuki sonuçlar değil, toplumun vicdanıdır asıl cezalandıran.
Bunu Eynesil’de Rabia Naz’ın olayında yaşadık.
Umarım Eymen Kara da Rabia Naz gibi toplumun kanayan vicdanı olmaz.
Olursa daha çok reyting konusu olur.
Televizyon karşısında hem ağlar hem de çiğdem çitleriz…