A3 Haber

Son operasyonun öldürülen Ahmet Kurtuluş ile bağlantısı: “Tırpan” kime?

Son operasyonun öldürülen Ahmet Kurtuluş ile bağlantısı: “Tırpan” kime?
Ocak 11
07:56 2022

2020’ye girmeden 24 Aralık 2021’de Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı (KOM) koordinesinde 27 kentte mafya tipi organize suç örgütleri ve bu örgütlere silah temini sağlayan suç gruplarına yönelik operasyon yapıldı.
“Tırpan” adı verilen operasyonda 28 suç grubunda faaliyet gösterdiği tespit edilen 389 şüpheli hakkında gözaltına alındı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, KOM ekiplerince, 21 Mayıs’ta yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği sahil şeridi ve turistik illeri kapsayan sekiz ilde eş zamanlı “Sahil Rüzgarı” ile 5 Ekim’de dokuz ilde “Sahil Rüzgarı-2” operasyonları yapıldığı belirtilerek, yapılan çalışmalar sonunda baskı, cebir, tehdit ve şiddet yöntemlerini kullanarak kendilerini devletin erklerinden üstün göstermeye çalışan mafya tipi suç gruplarına yönelik “Tırpan” operasyonu yapıldığı duyuruldu.

Operasyonun en dikkat çekici yanı, “Sarallar” olarak bilinen grubun kimi üyelerinin de gözaltına alananlar arasında olmasıydı.
Kimilerine göre Saral ailesine böyle bir operasyon yapılması imkansızdı.
Nedeni olarak da ailenin üyeleri arasında yer alan Trabzon’un Of ilçesi belediye eski başkanı ve halen Cumhurbaşkanlığı danışmanı Oktay Saral ve Ankara eski Emniyet Müdürü Cevdet Saral gibi bürokrasi ve siyasette güçlü ilişkilere sahip olması olarak gösterildi.
Hatta 15 Temmuz başarısız darbe girişiminde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile birlikte TRT’ye giden ekibin içinde aileden Aziz Saral’ın da bulunması Saral ailesini “dokunulmaz” kıldığı iddia ediliyordu.

Kimilerine göre ise Sarallar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kasasıydı ve “tırpan” operasyonunun ardında bürokrasi ve siyasette halen etkin olan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı ve Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak vardı.
Yazılanlar ve iddialar bugüne kadar yalanlanmadığına göre gerçeklik payı var demektir.
Türkiye’de yıllık 5 milyon dolarlık “sanal kumar” piyasasının tek hâkimi olduğu emniyet raporlarında yer alan Saral ailesinin, bunu diğer mafya gurupları ile paylaşmamak istemesinin de operasyonun gerekçeleri arasında sayanlar var.

Gerekçesi ne olursa olsun, emniyet içindeki Bakan Soylu karşıtı bürokratlar eliyle yürütülen operasyonlar taşları da yerinden oynattı.
Siyasi ve bürokratik rekabet ne kadar sürer, zaman içinde üstünlük kime geçer bunu ilerleyen günlerde göreceğimiz belli.
Önemli olan ise Kıbrıs, Halil Falyalı, sanal kumar gibi mafyanın paylaşamadığı alanları kimin ele geçireceği ve kim tarafından yönetileceği.

Özet bilgilerden sonra gelelim asıl konumuza.
Ahmet Kurtuluş ismini anımsayacaksınız.
AKP’nin İzmir İl Başkan Yardımcılığı’nın ardından İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “FETÖ BORSASI” davası nedeniyle önce gözaltına alınan ardından tutuklanan, kelepçeli ev hapsine çıktıktan sonra da evinde öldürülen iş insanı.
Ektin pişmanlıktan yararlanmaya karar verdikten sonra kimi bürokrat, siyasi, yargı ve istihbarat yetkililerinin isimleri “deşifre” ettikten sonra, davanın seyrini sıradan cinayetten Türkiye’nin konuştuğu davaya dönüşmesini sağlamıştı.

Aynı davanın en önemli isimlerinden biri ise gizli tanık “Spil” olarak adlandırılmıştı.
Duruşma salonunda gizli tanık Spil’in kimliği deşifre olmuş ve Ahmet Kurtuluş’un şoförlüğünü yapan Ufuk Gürbüz olduğu ortaya çıkmıştı.
Ufuk Gürbüz, 24 Aralık 2021’de Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yapılan “tırpan” operasyonundan iki gün sonra, 26 Aralık 2021’de, İzmir Çiğli’deki restorandan çıktıktan sonra silahlı saldırıya uğradı.
Gürbüz saldırıdan yara almadan kurtuldu.
Saldırganların silahından çıkan mermiler Ufuk Gürbüz’ün aracının arka camına isabet etti.
Polisin araştırması sürüyor, şu ana kadar sonuç yok.

Ufuk Gürbüz’ün, Ahmet Kurtuluş’un şoförü olması nedeniyle pek çok ilişkisini bildiğini, pek çok isimle bire bir ilişki kurduğunu, yaşanan çoğu olayın da tanığı olduğunu yazdım.
Kendisi ile söyleşirken dikkatimi çekenlerden biri de Ufuk Gürbüz’ün anlattığı çoğu olayın İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “FETÖ BORSASI” dosyasında ve Gürbüz’ün ifadelerinde yer almayışıydı.
“Bunları neden poliste ya da savcılıkta anlatmadın?” şeklindeki sorularıma sürekli olarak, “Anlattım ama dosya ile ilgisi yok diye ifadelerimde yer vermediler” diye yanıtlıyordu.
Oysa anlattıklarının çoğu, bugün Türkiye’de ortaya saçılan ilişkileri, mafyanın yapılanma biçimini, palazlanmasını, ekonomik kaynaklarını ama her şeyden çok hangi isimlerin birbiriyle nasıl ilişki içinde olduğunu ortaya koyuyordu.

Sedat Peker her pazar videolar çekip “ifşaatlarda” bulunurken “Sedat Peker’in anlatmadıkları” başlıklı yazı kaleme almıştım.
O yazıda Kocaeli’nde İstanbul polisinin düzenlediği Sedat Peker operasyonunda gözaltına alınan ve Maltepe Cezaevi’nde hâkim karşısına çıkmayı beklerken akciğer yetmezliğine bağlı kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Mustafa Karslı’dan söz etmiştim.
Sedat Peker, Mustafa Karslı’yı tanımadığını açıklamıştı.

O yazıda Ahmet Kurtuluş’un polise verdiği ifadede Mustafa Karslı’dan “ortağım” diye söz ettiğini ve ortaklıklarının da “ittinova” isimli şirket üzerinden olduğunu söylediğini yazdım.
“İttinova” şirketinin aslında İTÜNOVA olduğunu ve eğer Sedat Peker’in, Ahmet Kurtuluş’u İTÜNOVA’ya kimler üzerinden, hangi siyasi tavsiyelerle ve SARALLAR ile birlikte nasıl ilişkilendirdiğini açıklarsa aralarındaki ilgiyi de çözeceğimizi vurguladım.
Yanıt gelmedi elbette.

Aynı soruyu artık “gizli” tarafı kalmayan Ufuk Gürbüz’e de sordum.
Yanıtlar, belki de bu ilişki ağını ortaya çıkarır nitelikte oldu.
Gürbüz’e göre, tutuklanmasından bir yıl önce Ahmet Kurtuluş’un evinin bahçesinde verdiği “mangal partisinde” Saral ailesinden Burhanettin Saral da vardı.
Ufuk Gürbüz özetle şunları söylüyordu:

  • Ahmet Kurtuluş, Fatih Saral ile iş yapıyordu.
  • Mustafa Karslı, Ahmet Kurtuluş ile Fatih Saral’ın aracısıydı.
  • Ahmet Kurtuluş’un Saral ailesi ile iş yapmasında Sedat Peker aracılık yaptı.
  • Fatih Saral, Ahmet Kurtuluş’a “Sosyal medya hesaplarını kapat, içkiyi azalt, seni İzmir’in kralı yapayım” dedi.
  • Ahmet Kurtuluş, Fatih Saral ve eski MİT İzmir Bölge Başkanı Gürbüz Yüksel, Sapanca’da bir otelde üç gün birlikte tatil yaptılar.
  • Ahmet Kurtuluş’u, İTÜNOVA’da Saral ailesi ile birlikte iş ortağı yapan Gürbüz Yüksel’dir.
  • Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin spor tesisi açılışına Mustafa Karslı ve Saral ailesi de katıldı. Onlar içeride oturdular, açılış için dışarı çıkmadılar.
  • Mustafa Karslı’yı bizzat ben Karşıyaka Medical Park Hastanesi’ne götürdüm.
  • Muayene eden doktor, akciğerlerinin sorunlu olduğunu söyleyerek “Sigarayla vedalaşmalısın” dedi. Doktorun önerisine
  • Mustafa Karslı’nın yanıtı, “Onlarca yıl cezaevinde yattım. Günde üç paket sigara içiyorum. Başka ne yapayım” oldu.

İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “FETÖ BORSASI” dosyalarında Ufuk Gürbüz’ün bu sözlerinden hiçbiri yok.
Hatta Ufuk Gürbüz’ün Sedat Peker tarafından İzmir’deki eski bir siyasi ve şimdinin bürokratına yollanan “yakut takımı” nasıl aldığı, nasıl götürdüğü, yolda iken sık sık aranıp “çabuk olmasının” nasıl istendiği yönündeki anlatımları da yok.
Sanki soruşturmayı başlatan savcı Ferhat Deniz’in “FETÖ BORSASI” tanımını bir kenara bırakıp yeniden sıradan “cinayet” dosyası haline getirdiği bir dava.
Ortaya çıkan bunca yeni gerçekten sonra belki Ufuk Gürbüz’ün ifadesi yeniden alınmalı.
Yazılmayan iddialar yeniden araştırılmalı.
Belki de yeni bir dosya oluşturulmalı.
Böyle bir fırsat yakalandı diye düşünüyorum.
Araştırdıkça bu isimlerin başka bağlantıları ortaya çıkıyor.
Sadece İzmir’de değil, tüm Türkiye’de.