A3 Haber

Hrant Dink, katledildiği yerde anıldı: Faşizme inat kardeşimsin Hrant!

Hrant Dink, katledildiği yerde anıldı: Faşizme inat kardeşimsin Hrant!
Ocak 19
18:30 2022

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, aramızdan ayrılışının 15’inci yıldönümünde katledildiği yerde anıldı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da yurttaşlar, Şişli’deki Sebat Apartmanı’nın önünde “Faşizme inat kardeşimsin Hrant” sloganıyla bir araya geldi.

Agos Gazetesi önünde 19 Ocak 2007 yılında uğradığı saldırı sonucu öldürülen Hrant Dink, katledilişinin 15’inci yılında anıldı.

Siyasi parti başkanları, milletvekilleri, demokratik kurum ve meslek odası temsilcileri ile gazetecilerin aralarında olduğu yüzlerce kişi, İstanbul Şişli’de Agos Gazetesi’nin bulunduğu Sebat Apartmanı’nın önünde toplandı.

Kitle her yıl olduğu gibi bu sene de hep bir ağızdan “Faşizme inat kardeşimsin Hrant” sloganıyla Dink’i ve onun düşüncelerini unutmadığını gösterdi.

Anmada ayrıca, “Buradayız Ahparig” “Hrant için, adalet için”, “Katilleri koruyan cinayete ortaktır”, “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz”, “Yaşasın halkların kardeşliği” ve “Biz bitti demeden bu dava bitmez” sloganları atıldı.

Sebat Apartmanı’ndan seslenen “Hrant’ın Arkadaşları” grubundan Bülent Aydın, “Hrant Dink samimiyetin, hakikati söylemenin barış dilini kuruyordu. Arkadaşımız bu ülkenin nefretten beslenenleri O’nu bu yüzden katletti. Hrant Dink bu ülkede farklılıkların bir arada yaşanacağını düşünüyordu bu yüzden katlettiler” dedi.

Anmada Hrant Dink’in eşi, Rakel Dink de bir konuşma yaptı.

“15 yıl oldu, sesin hala kulağımızda”

Rakel Dink, “İstiyorlar ki silahlar konuşsun, insanlar konuşmasın, yine kendi dillerini dayatıyorlar ama umudu söndüren olmayalım” dedi.

Rakel Dink, “15 yıl oldu. Sesin hâlâ kulağımızda. Şu geçmişin kilidini açalım da özgür kalsın acı dolu ruhlar. Evimizi inşa edeceğimiz, sağlam kayadır gençlik. Hakikat sağlam kayadır. Gelecek korkuları ve hayalleriyle büyüklerinin acı dolu mirası arasında sıkışıyor çocuklar. Ya kendilerine ya başkalarına zarar veriyorlar. Oysa bir araya gelip su gibi aksalar karşılarında hiçbir şey duramaz. Bu dünya ne zorbalar ne zulümler gördü, gün geldi hepsi yıkıldı. Devirler değişti, ne sultanlar ne padişahlar, ne krallar yıkıldı, yine yıkılacaklar. Köyde köprünün başında silahlıyla durup gelenden geçenden haraç alana eşkıya derlerdi, sonra silahları kâğıt parçalarının ardında sakladılar, adlarına devlet dediler. Kâğıtlarda kendi koydukları kanunlar yazılıydı. Biz inandık, siz inanmayın çocuklar. Herkesin olana benim diyenlere inanmayın. Bu topraklarda yükselen her itiraza ‘dış güçler’ dediler. Doğru sizin içiniz onların dışıdır. Sizin içiniz yandığında onlar hep dışarıda duman var dediler, pencerelerini kapattılar.” diye konuştu.

Rakel Dink şu ifadeleri kullandı:

  • “Gezi Direnişi’nde gençler önce yaşadıkları şehri korumaya çalıştılar, sonra zulme uğrayan dostlarını korumak için çoğaldılar, ona da dış mihrak, terör dediler, şu dediler, bu dediler. Çocuklarımızın gözleri çıkarıldı, çocuklar öldürüldü.
  • Bu kadar çok gencin bu kadar az kırıp döktüğüne de az rastlanılırdı üstelik. Şimdi kendi yazdıkları kâğıt parçalarıyla sözüm ona yargılayorlar, mümkün mü? Ey yöneticiler gerçekten adil mi karar verirsiniz? Doğru mu yargılarsınız insanları, hayır. Hep haksızlık tasarılarınız içinizde. Zorbalık saçar elleriniz yeryüzünde. Sana terörü her sorduklarında lanetledin.
  • Dünyada çok terör estirildi, estirilmeye devam ediliyor. Gücü ele geçiren zulme çıkıyor, hangisi birbirini suçlayabilir, olan halklara oluyor. Her 19 Ocak’ta başka zulümleri de anmaya, hatırlatmaya çalıştık. Resimler yan yana konulduğunda o acı albüme birlikte bakıldığında belki asıl katil ayan beyan ortaya çıkar diye. Kıbrıs’ta bir başka gazetecinin Kutlu Adalı’nın nasıl peşine düşmüşler gördün mü? Bu topraklarda estirilen terörün asıl kaynağını söylerken yanlış mı söylüyormuşuz? Kutsal Kitap der ki karanlığın meyvesiz işlerine ortak olmayın, tersine onları açığa çıkarın.

“İstiyorlar ki silahlar konuşsun…”

  • Dostlarımızı yıllarca hapislerde bekletiyorlar, birini salıp birini alıyorlar. Saçma sapan gerekçelerle, yalanlarla artık gerekçe bile uydurmuyorlar. Öyle işte deyip alıyorlar. Ülkenin her derdine koşan genç avukatları aldılar, gazetecileri aldılar; Osman’ı da Bircan’ı da aldıkları gibi. Kürdüm diyen her siyasetçiyi aldılar.
  • İstiyorlar ki silahlar konuşsun, insanlar konuşmasın. Yine kendi dillerini dayatıyorlar ama umudu söndüren olmayalım. Seni toprağa verirken buradan yükselen isyan ve itiraz sesi susmadı, susmayacak. Bir gün yine birleşip sel olup akacaklar. Kiminin gönlü kırık, bize olurken neredeydiniz diye soruyorlar. Biz öyle olmak istemedik, gücümüz yettiğince seslerine ses katmaya gayret edeceğiz. Sesin kulağımızda, sözümüz söz.”