A3 Haber

TİB biliyor: Birileri spor kompleksi işletme işini, diğeri de para mı almış?

TİB biliyor: Birileri spor kompleksi işletme işini, diğeri de para mı almış?
Ocak 21
07:47 2022

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı.
Kısa adı ile TİB.
15 Temmuz başarısız darbe girişiminden sonra önemli iddialarla dava konusu oldu.
Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 27 Eylül 2019’da verilen kararda; Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, 17-25 Aralık operasyonları, MİT tırları operasyonu, Kozmik Oda’ya girilmesi operasyonlarını gerçekleştirdiği anlatılarak TİB’deki yapılanması sayesinde ise üst düzey devlet yöneticilerinin telefon ve makam odalarını usulsüz dinlediği belirtildi.
Sonuçta TİB, olağanüstü hâl (OHAL) kapsamında 17 Ağustos 2016’da Resmî Gazete’de yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldı.
Bütün yetkileri de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Başkanlığı’na devredildi.

İktidar partisi, o dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın 17-25 Aralık soruşturmaları sırasında oğlu Bilal Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmelerinin “sızmasından” sonra TİB’i günah keçisi ilan etmişti.
Nedeni basit.
Türkiye’de o dönemde yasal ya da illegal bütün sinyal takipleri TİB tarafından yapılmaktaydı.

Örnekle açıklayayım.
Kolluk kuvveti (polis, jandarma) suçla mücadele kapsamında delil elde etmek için savcılık ya da onun aracılığı ile mahkemeden alınan “dinleme” kararını TİB’e bildiriyordu.
Çoğumuzun bildiğinin aksine dinlemeler direkt kolluk kuvveti tarafından yapılmıyordu.
Dinleme, kolluk kuvvetine TİB tarafından verilen özel şifre ile yapılıyordu.
Yani kolluk sadece kendine verilen sınır içinde, TİB’in olanaklarından yararlanıyordu.
O yüzden de özellikle telefon dinlemelerindeki “sızmalar” kolluktan değil, TİB’in kendi içinden kaynaklanıyordu.

Peki AKP iktidarı döneminde ortaya çıkan TİB’i kim kurmuştu?
Basri Aktepe.
Ankara 25 Ağır Ceza Mahkemesi “silahlı terör örgütüne üyelik” suçunu işlediği gerekçesiyle 12 yıl hapis cezasına çarptırdığı Aktepe’nin, Amerika’da FBI tarafından eğitildikten sonra emniyet istihbarat, MİT ve TİB’de önemli görevler üstlendiğine dikkat çekti.
Mahkeme ayrıca Basri Aktepe’nin halen kullanımda olan MOBESE sisteminin de büyük pay sahibi olduğunu belitti.

Bütün bunları neden anlattım?
Bir dönem Aydın Cumhuriyet Başsavcısı olarak da görev yapan Ekrem Yiğit, Ağustos 2016’da Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “FETÖ/PDY” soruşturmasında yapılan operasyonla gözaltına alındı.
Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılanan Yiğit, Temmuz 2017’de “terör örgütüne yardım” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün ile cezalandırılarak tahliye edildi.

Ekrem Yiğit’in hakkında bir başka iddia daha vardı.
2012 yılında Aydın Belediyesi’ne operasyon yapılmış “İhaleye fesat karıştırmak, çete ve örgüt kurmak, irtikap” suçu işledikleri gerekçesiyle 47 kişi hakkında dava açılmıştı.
Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanıklardan dönemin Aydın Belediye Başkan Yardımcısı Kâmil Kaya üç ayrı suçtan 9 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılırken, dönemin Belediye Başkanvekili Ahmet Gümüş ise irtikap suçundan 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılmıştı.

Birçok belediye personelinin de hapis cezası aldığı davada Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’yla ilgili “ses kayıtlarının” dönemin Aydın Başsavcısı Ekrem Yiğit’in talimatıyla yok edilerek iddianame dışında tutulduğu iddiası ortaya atılmıştı.
Diğer taraftan da davaya bakan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Mutlu “FETÖ operasyonları” ile tutuklanmıştı.

Yazımın başında TİB ve dinlemeler konusunda verdiğim bilgiye dayanarak öncelikle vurgulamak gerekir ki, başsavcının “ses kayıtlarını” yok etmesi hayatın olağan akışına çok da uygun değil.
Hadi savcılıktaki çözümleri “kaybetti” diyelim.
Mahkeme dosyasına da girmedi.
Kolluk kuvvetlerindeki ya da TİB’deki kayıtlar ne olacak?
Onları yok etmesi pek de mümkün değil.
O yüzden bu iddianın gerçek olması için başka “delillere” ihtiyaç var.

Öyleyse başka bir dosyaya bakalım.
İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 2018/8 esas sayılı dosya.
Sanıkları arasında 2011-2014 yılları arasında AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış Ahmet Kurtuluş da var.
Kurtuluş, 31 Mayıs 2019’da adli kontrol altında tutulduğu evinde ve 5 yaşındaki çocuğunun gözleri önünde polis yeleği giymiş Yener Toga tarafından vurularak öldürüldü.

Ahmet Kurtuluş 25 Ekim 2018’de soruşturmayı yürüten İzmir Cumhuriyet Savcısı Ferhat Deniz tarafından sorgulandı.
Avukatlarının da hazır bulunduğu sorguda Ahmet Kurtuluş, yararlı olabileceğini düşündüğü bilgileri vermek için ifadeye geldiğini söyledi.
Neydi Ahmet Kurtuluş’un verdiği bilgiler?

Gürbüz Yüksel’i Ankara’ya tayini çıkmadan 1-2 ay önce MİT Bölge Müdürü olarak tanıdım. 1-İki yemek yedik. Veda yemeğinde Okan Bato ile tanıştım. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun yargıya intikal eden bir problemini çözdüğünü ve Aydın merkezinde spor kompleksinin komple işletme ihalesini aldığını Gürbüz söyledi. Doğrudan kendi yapamazdı. Ali Sütçü ve 3-4 isim daha saydı. İşlerin başına geçmemi teklif etti. Ben de güzel iş olduğunu düşündüğüm için teklifi kabul ettim. Vergi mahkemelerim nedeniyle yüzde ellisini vekaleti bende olan eşim Gülçin üzerine aldım. Eşimin bağlantısı ve bilgisi yoktur.
İhalenin nasıl olduğunu neyin karşılığı olduğunu bilmiyorum. Tahminime göre Özlem Çerçioğlu kendisine yapılan yardım karşılığı güzellik yapmış olabilir. Aydın Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ile doğrudan Gürbüz görüşüyordu. Ali Sütçü’yü devamlı yanına gönderirdi. Bu şekilde irtibat sağlanıyordu…

Ahmet Kurtuluş’un sözünü ettiği “problem” Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “terör örgütüne yardım” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alan dönemin Aydın Cumhuriyet Başsavcısı olarak da görev yapan Ekrem Yiğit’in talimatıyla Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’yla ilgili “ses kayıtlarının” yok edilerek iddianame dışında tutulması olabilir mi?
Neden olmasın…
Dönemin Aydın Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Yiğit’in dosyadaki “ses kayıtlarını” yok etmesi ne kadar hayatın olağan akışına uygun değilse, dönemin MİT İzmir Bölge Başkanı Gürbüz Yüksel’in yok etmesi hayatın olağan akışına uygun.
Neden mi?
Çünkü o dönem “ses kayıtlarının aslı” TİB’de duruyor.
Peki TİB’de kim var?
Eski MİT çalışanı Basri Aktepe.
Aktepe kendisi gibi istihbaratçı olan Gürbüz Yüksel ile aynı “cemaate” üye olmaktan yargılandığı Başsavcı Yiğit’in “ricasını” kırar mı?
Kırmayabilir…

Aydın eski Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Yiğit’in yargılandığı dosyanın içinde başka bir ayrıntı daha var.
“Bilek güreşi” başlıklı yazımda İstanbul Avcılar Belediyesi’ne düzenlenen operasyonda 17 kişinin gözaltına alındığı yazmıştım.
Bu isimler arasında Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun “danışmanı” olarak bilinen Erkan Karaaslan da vardı.
Ne tuhaftır ki Erkan Karaaslan 9 Nisan 2015 ile 9 Eylül 2015 tarihleri arasında Aydın eski Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Yiğit ile tam 10 kez telefonda konuşmuş.
“Ne var bunda?” diyeceksiniz.
Aynı Erkan Karaaslan kendi kurduğu sonradan İstanbul Sarıyer Belediyesi’ne devrettiği Sarbel şirketinden eski başsavcı Yiğit’e toplamda 48 bin lira para göndermiş.
Ne için?
Dosyada yanıtı yok, şimdilik bilmiyoruz.

Öyleyse şunu diyebilir miyiz?
Birileri, başka birilerinin “ses kayıtlarını” yok etme karşılığı birilerine spor kompleksi işletme ihalesi, diğerlerine de “danışmanı” aracılığı ile para ödemiş olabilir mi?
Bunun için “cemaat” ilişkileri kullanılmış olabilir mi?
Bence endişe etmeyin.
Devletin kaydına giren tek bir evrak bile kaybolmaz.
Unutulurmuş gibi yapılır, hiç ummadığın anda çıkar.
Bu dumanın da yangını çıkacaktır.