A3 Haber

Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi

Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi

Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi
Mart 21
10:46 2022

Yargıtay tarafından bozulan Çarşı davası ile İstinaf Mahkemesi’nce bozulan aralarında 2017’den beri tutuklu bulunan Osman Kavala’nın da bulunduğu 17 kişinin yargılandığı  Gezi Davası’nın beşinci duruşması bugün İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşma 22 Nisan’a ertelendi.

Gezi Davası’nda savcılık mütalaasının ardından ilk duruşma bugün görüldü. Duruşmaya demokratik kitle örgütleri, uluslararası basın, konsolosluk temsilcileri, siyasi partiler katıldı.

Duruşma öncesi Taksim Dayanışması Çağlayan Adliyesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile yurttaşlar da destek verdi. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, SOL Parti İstanbul İl Başkanı Leyla Koç Üzüm, HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oruç, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ahmet Şık, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz yer aldı.

Duruşma öncesi basın açıklaması: Umut yargılanamaz

Gezi Dayanışması, duruşma öncesi Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda siyasi parti temsilcileri ve demokratik kitle örgütleri katıldı. Açıklamayı okuyan Akif Burak, “Gezi, ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır. Gezi Direnişi Anayasal bir zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla iki kez tescil edilmesine rağmen, hukuka ve gerçeğe aykırı, tümüyle mesnetsiz iddialarla, üçüncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği ısrarla çarpıtılmak, karalanmak isteniyor. İstedikleri sadece bu değil. Gezi’nin Haksızlığa, adaletsizliğe, keyfiliğe, dayatmaya, baskıya karşı direnmenin adı olduğu, bir parktan tüm ülkeye ve dünyaya yankılanan; kente, doğaya, yaşama sahip çıkanların hep bir ağızdan, bir arada söyledikleri şarkı olduğu unutturulmak isteniyor” dedi.

“Dokuz yıl geçti ama direniş sürüyor”

“Niyetinizi ve korkularınızı biliyor, bu beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Çünkü Gezi’yi yaşadık, biliyoruz” diyen Burak, sözlerine şöyle devam etti:

  • Gezi, bu ülke tarihinin en demokratik, en barışçıl, en yaratıcı, en katılımcı, en kapsayıcı, en kitlesel hareketidir. Hep birlikte konuşup karar vermenin, fikri ve hayatı paylaşmanın, yaşama her boyutu ile sahip çıkmanın duvar yazısı olmuş halidir. Ölümcül polis şiddetine karşı her şehirde yankılanan barışçıl ve haklı tepkinin adıdır. 9 yıl geçti, ancak Gezi Direnişi tüm berraklığıyla, tüm haklılığıyla var olmaya devam ediyor. Ama bugün, tüm dünyada kabul gören bu haklılığa rağmen, Taksim Dayanışması’ndan kent, demokrasi ve hukuk emekçisi arkadaşlarımız Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın da aralarında yer aldığı itham edilenlerin şahsında, ülkemizin 80 kentinde Gezi’ye katılarak anayasal haklarını kullanan, demokrasiye güç vermiş milyonlarca yurttaşımız bir kez daha haksızca yargılanmak isteniyor. Daha önce iki kez aynı ithamlar karşısında haklılığı ispatlanan Mücella Yapıcı hakkında müebbet, Tayfun Kahraman ve Can Atalay hakkında onlarca yıl hapis talep ediliyor. 2017 yılından bu yana özgürlüğü gasp edilen Mehmet Osman Kavala hakkında müebbet isteniyor. Dokuz yıl, üç dava, onlarca duruşma boyunca söylediğimizi yeniden tekrarlıyor, yıllardır süren hukuksuzluk ve gerçekliği çarpıtma ısrarına inat tekrar söylüyoruz: Gezi’yi kirletemezsiniz! Gezi Direnişi’ni suçla, terörle, darbeyle, kalkışmayla anılan bir eyleme dönüştüremezsiniz! Gezi Direnişi’ni bir kez daha yargı marifetiyle karalama çabanız boşunadır! Gerçekleri çarpıtmanıza izin vermeyeceğiz! Sipariş senaryolarınızla, milyonlarca insanın, demokratik hak ve talepleri için, parklarda, meydanlarda, sokaklarda; özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam için ortaya koyduğu direnişi kirletmenize izin vermeyeceğiz.

“Gezi hep haklı”

Burak açıklamanın devamında şunları söyledi:

  • Bu ülkenin eşitlik, özgürlük ve adalet umudunu kirletmenize izin vermeyeceğiz! Abdocan’ın, Mehmet’in, Ethem’in, Medeni’nin, Hasan Ferit’in, Ali İsmail’in, Ahmet’in ve Berkin’in düşlerinin kirletilmesine izin vermeyeceğiz. Çünkü haklıyız! Gezi hep haklı. Gezi Direnişi’nin tarihsel gerçekliği, hayali senaryolara dayanan suçlamalarla, insanları iddianame bile olmadan aylarca, yıllarca tutuklu bırakmakla, tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş mahkemelerin zorlamasıyla değiştirilemez. Bu akıl ve hukuk dışı dava derhal geri çekilmeli, kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır. Gezi sürecine dair dava edilmesi, yargılanması gereken birileri varsa, amansızca ve kural tanımadan kullandıkları şiddetle Gezi’nin çocuklarının düşlerini, geleceğini çalarak ölümlere ve yüzlerce yaralanmaya neden olanlardır. Ülke tarihinde bir onur sayfası olarak yer alan Gezi Direnişi’ni, bu ülkenin geleceğine sahip çıkan demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin. Bu ülkeye bir gün demokrasi gelecekse, onca baskı ve şiddete rağmen kısamadığınız seslerin Gezi’deki yankısından gücünü alacaktır. 2013’ün Haziran’ında Gezi Parkı’ndaki o rengarenk dayanışmacı anlayışı sahiplenen tüm yurttaşları, özgürlük ve demokrasi talebiyle ülkemizin geleceğine umut olan tüm kurumları, ‘terör’, ‘darbe’, ‘dış güçlerin oyuncağı’ gibi asılsız ithamlarla lekelenmek istenen Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Çünkü yaşam alanlarını savunanların, mühendislerin, mimarların, şehir plancılarının, doktorların, gazetecilerin, avukatların, öğrencilerin, akademisyenlerin, emekçilerin, kadın hareketinin, LGBTİ+ bireylerin yanında hep birlikte kol kola girip baskılara karşı direnmeye devam etmenin yolu, kısacası demokrasinin yolu Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaktan geçiyor.

Duruşmadan notlar şöyle:

Osman Kavala Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla cezaevinden duruşmaya katılıyor.

Mahkeme başkanı, esas hakkındaki mütalaanın celse arasında sunulduğunu söyledi. Söz hakkı verilen duruşma savcısı mütalaayı tekrar ettiğini belirtti. Emniyet Müdürlüğü avukatı, tüm sanıkların cezalandırılmasını istedi.

Yargılanan kişilerden Can Atalay, usul ile ilgili, “Biz ısrar etmeseydik heyetiniz bozmaya ilişkin beyanımızı bile almayacaktı. Bozmaya ilişkin beyanlarımızı ısrarla ‘savunma’ diyerek aldınız. Yargılama faaliyeti olarak ne yaptınız? Çarşı davasıyla ilgili kurduğunuz ara karar, adli tıpa yazdığınız yazı, bozmaya ilişkin beyanlarımızın alınması, Kavala’nın tutukluluk durumuna ilişkin olarak avukatların beyanı… Sadece bunları yaptınız.” beyanında bulundu.

“2014’te kulağımıza ulaştırılan duyumlara rağmen bu ülkeden gitmedik”

Atalay şunları söyledi:

  • “Birazdan söyleyeceğim taleplerin reddi olamaz. Biz süre talep etmiyoruz. Biz Gezi’yi savunduk, savunmaya devam edeceğiz. 2014’te kulağımıza ulaştırılan duyumlara rağmen bu ülkeden gitmedik.
  • Biz bu yargılamayı uzatmıyoruz. Önceki duruşmada bize yurtdışına çıkış yasağının konulmamasını “ahlaksız teklif” olarak nitelemiştim. Bunun manası “Gidin, elimizi rahatlatın, hızlıca karara gidelim” demekti. Biz bunu elimizin tersiyle iteriz.
  • “Biz çiğ yemedik, o yüzden karnımız ağrımıyor”
  • İnsan utanacağı hiçbir şey yapmamalı. Biz çiğ yemedik, o yüzden karnımız ağrımıyor.

“Bir düğmeye basıldı, Gezi davası bozuldu”

  • Bir düğmeye basıldı, Gezi davası bozuldu. Bir düğmeye basıldı, Yargıtay 16’ıncı Ceza Dairesi kendi dosyasında bulunmayan, Gezi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek Çarşı davasını bozdu. 30. ACM alelacele dosyayı size gönderdi.
  • Biz nereye gitsek peşimizden gelen savcı Edip Şahiner ve temsil ettiği siyasi kadro bu sefer çok daha ince (!) çalışmış, iddianamenin ve ilk esas hakkında mütaalanın yüklerinden kendilerini kurtarmaya çalışırken tarafımızca suçüstü yakalanmıştır.
  • Yağma yok! Canınızın istediğini canınız istediği zaman söyleyip istemediği zaman vazgeçip başka bir şey söyleyemezsiniz! Ceza yargılaması işkence ile delil elde etme dönemini yaşandı, ceza yargılamasının anahtarının AKP seçkinleri tarafından Fethullahçı çeteye anahtar teslim emanet edildi, delil imal edildi. Bu yargılama ile “delilsiz” delile ihtiyaç duyulmayan yargı dönemi mi başlıyor?
  • Ortada delil yok, akla ziyan komplo teorileri var. Heyetiniz eğer bir provokasyon arayacaksa birilerinin bizi (o da sadece bir kaç kere) telefonla aramasına değil Fethullahçı çete mensubu polis şeflerinin halka zulüm provokasyonuna bakmalıdır!

“Biz bu ülkeden gitmeyeceğiz”

  • İddianamenizde iddialar sıralanmış ama bunlarla ilgili usulü işlemler tamamlanmadan nasıl mütalaa aldınız, biz nasıl savunma vereceğiz? Yargılatmayı uzatma iddiasını kabul etmiyoruz. Biz bu ülkeden gitmeyeceğiz. Biz bu ülkeye yüreğimizle bağlıyız.”
  • Mütaalanın 6’ıncı sayfasında bahsedilen 5 DVD’yi kim gördü, kim inceledi? Bu görüntüleri kim kaydetmiş? Bu görüntüler hangi hukuki dayanak ile elde edilmiş de biz ona delil diyoruz? Bu dijital delillere sonradan müdahale olup olmadığına baktınız mı?

“Siz hukuk adına konuşmayın, siyaset yapın!”

  • Siz hukuk adına konuşmayın, siyaset yapın! Savcı, Fethullahçı polislerin eylemini sahipleniyor. 15 Haziran’dan önce telefon konuşması yok, çünkü bizim lehimizedir o konuşma. Fethullahçı Nazmi başlatıyor soruşturmayı imzasız rapora dayandırıyor.
  • Fethullahçılar zulüm olup yağdılar. Bunu herkes gördü. Bunları araştırmadan nasıl iddianame hazırlar, nasıl esas hakkında mütalaa verirsiniz?”
  • Gezi davası İstanbul ACM’deydi. Biz orada yargılanmaya başladıktan bir süre sonra muhalefet şerhleri dikkat çeken ve bence bize ceza vermeyeceği belli olan mahkeme başkanı el çabukluğu ile bizim dosyadan alındı.
  • 30 ACM başkanı Mahmut Bey inatla şerh yazmaya başladı, beraat kokusu aldım. Hemen değiştirildi.

“Erdoğan dokuz yıldır ne zaman canı sıkılsa Gezi diyor”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 yıldır ne zaman canı sıkılsa Gezi diyor, Gezi’deki dava diyor. Bu dosyadan ceza çıkmak durumunda. Bu dosya sürekli gündemde. Geçtiğimiz hafta çıkan haberlerle ilgili kısmi tensip geldi ama Beştepe’de bu davayla ilgili toplantı yapıldığı Adalet Bakanı Gül’ün fikri kabul edilmediği için istifa ettiğini biliyoruz. Bunu tekzip edemediler.
  • Bu denge içinde geçen gün İçişleri Bakanı açıklama yaptı. Heyetiniz Soylu hakkında suç duyurusunda bulunacak mı? Yargılamayı etkilemenin daha bariz bir örneği yok.
  • Soylu’nun peynir ihracatçıları ile ilişkisiyle ilgilenmiyorum.Benimle, Mücella abla ve Tayfun ile ilgili beyanda bulunmaktan men ediyorum ve sizin de suç duyurusunda bulunmanızı istiyorum.Eğer bu talebimi redderseniz karar tümüyle politik olacaktır.

Can Atalay’ın ardından konuşan Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar, “Siz bir tane bile tanık dinlemediniz, tevsii tahkikat taleplerini bir kenara ittiniz. Yasal olarak sizin sanıkları dinleme hakkınız bile yok.” dedi.

Bayraktar şu ifadeleri kullandı:

  • “30 ACM’de verilen sanık ifadelerini tekrar ettirdiniz, başka hiçbir şey yapmadınız, işin esasına girmediniz. Doğrudan karara gitme amacındasınız. Müvekkilim usul hükümleri karşısında yalpalayan bir mahkeme karşısında dört yıldan fazladır tutuklu.
  • Hiçbir davada olmayan bir şeyle karşı karşıyayız. Savcılık olmasına rağmen bakanlar bu davaya müdahil oluyor. 700 kişi müştekiyiz diyor, bunların biri dahi mahkemeye getirilmiyor.
  • Durum buyken karara gitmek doğru değil. Davayı yerinde muhafaza etme kararından geri dönülmesin, geri dönülmeyecekse tevsii tahkikat yürütülmesini, Barkey’in kaldığı otelin tespit edilip Nimet Çubukçu’nun dinlenmesini talep ediyorum.”

Köksal Bayraktar’ın ardından sanık Ali Hakan Altınay’ın avukatı Tora Pekin, “Dosyaya getirilen ve tartışılan hiçbir delil yok, delillerin toplanması taleplerini reddetiniz. Bir tek delilin konuşulmadığı dosyada karara gidilmesi hakkında ne düşünürsünüz?” diye konuştu.

Avukat Tora Pekin, AİHM’in Türkiye’ye dosyanın kapsamlı olması gerekçesiyle savunma için toplamda altı ay süre verdiğini hatırlattı ve esas hakkında savunma için süre talep etti.

“Kesintiler olan tapelerin kararları ve ses kayıtları yok”

Can Atalay, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman’ın avukatı Evren İşler, “Hem iddianamenin hem de esas hakkında mütalaanın dayanağı olan tapelerle ilgili sorunlar var. Kesintiler olan tapelerin kararları ve ses kayıtları yok. Bunlar olmadan işlem yapılması mümkün değil. Ne yaparsanız yapın, nasıl kıymetlendirirseniz kıymetlendirin bu kararlar hukuka uygun hale gelmeyecek. Kararların ve ses kayıtlarının dosyaya getirilmesini istiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

“Ermenilerle dostluk kurmak”

Kavala müdafi, Avukat Fethi Demir ise iddianamenin diline dikkat çekerek şunları söyledi:

  • “İddianamede Anadolu Kültür Anonim Şirketi için legal görünümlü illegal diyor. Bu dilin hukuk devleti ile bir ilgisi var mı? 2002’de kurulmuş Anadolu Vakfı’nın bugüne kadar herhangi soruşturmaya konu olup olmadığının araştırılmasını talep ediyoruz. Kavala için Mezopotomya Vakfı’nın kurucuları arasında sayılmış. Kürtçe eğitim yapan üniversite konu edilmiş. TRT Kürtçe yayın yapıyor. Artuk üniversitesi var. Bu ne zaman Türkiye’de suç oldu? Kavala için Ermeni ve Kürt yurttaşlarla uğraşıyor deniliyor. Ermenilerle dostluk kurmak, Kürtlerle arkadaş olmak bir problem mi? Hem yurttaş diyorsunuz hem ötekileştiriyorsunuz. Böyle bir şeyi savcı nasıl yazar?”

“Anlaşılmıştır” ile biten cümleler var

Çiğdem Mater’in avukatı Hürrem Sönmez ise, “Mütalaada ‘anlaşılmıştır’ ile biten cümleler var. Müvekkilim ile ilgili ‘Gezi kalkışmasının başarısız olması sonucu belgeselin yarım kaldığı anlaşılmıştır’ denilmiş. Ben avukatı olarak neden çekmediğini bilmiyorum. Siz nereden anladınız? Hukukla bağlı bağımsız mahkemelerin yargılama yapacağına inanıyoruz hala. Müvekkilin ‘Ermenistan Erivan film festivaline götürülen ve hükümeti yıkmak için çektiği’ iddia edilen videonun ne olduğunun tespit edilmesini ve iddia makamının iddiasını somutlaştırmasını talep ediyoruz” dedi.

Casusluk suçlaması

Heyet, Kavala’ya söz verdi. Kavala, “Taleplere katılıyorum ve bunlarla ilgili kararınızı bekliyorum” dedi.

Yargılananlardan biri olan Mine Özerden, avukatının başka bir duruşmada olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

  • “Tevsii tahkikat talebimiz var. Daha önce yazılı olarak da bildirdik ama reddettiniz. Bu kararınızdan dönmenizi talep ediyorum. 61. hükümetin mağdur olarak belirtilen üyelerinin tanık olarak dinlenmesini istiyorum.”

Kavala’nın tutukluluk halini devamı istendi

Taleplerle ilgili görüşü sorulan duruşma savcısı Edip Şahiner süre taleplerinin kabulüne karar verilmesini istedi. Savcı Şahiner Kavala’nın tutukluluk halinin de devamına karar verilmesini talep etti.

Kavala, ara karardan sonra şunları söyledi:

  • “Beraat ettikten sonra iki ayrı suçlamadan tutuklandım. Önce casusluk suçlamasının olduğunu, gizli bir bilginin olduğunu, iddia makamının araştırmadığını, casusluk suçlamasının kurucu unsur olmadığını anladım. İddia makamının Henri Barkey ile ilgili somut bir belge ortaya konmadığını gösterdi. Bu görüşmeler sadece 500 metre uzaklıktaki baz istasyonlarından verilen sinyallere dayandırılıyordu.”

Osman Kavala’nın avukatı Tolga Aytöre ise savunmasında, “2 yıldır casusluk suçlamasıyla ilgili tutukluluğun devamını istiyorsunuz. Bu suçlama hiçbir suçun unsuru olamaz. Bu yargılama siyasi baskı altında yapıldığı için güvenmiyoruz. Siyasi bir coşkuyla yazılmış bir mütalaa bu. Bu iddianame ve mütalaanın ayak izlerine basmayın, aldatılıyoruz. Bu çok uzun sürmez, hukuktan uzaklaşanların çok da uzağa gidemediğini gördük. Karar, takdir heyetinizin” dedi.

Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşma 22 Nisan’a ertelendi.

About Author

Ahmet

Ahmet

Related Articles