A3 Haber

TÜİK öyle diyor ama: Yoksulluk oranı gerçekten düşüyor mu?

TÜİK öyle diyor ama: Yoksulluk oranı gerçekten düşüyor mu?
Mayıs 18
12:56 2022

TÜİK’in yayımladığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranı düşük illerin sayısı artıyor… Peki bu gerçek mi? Dr. Ergün Demir ve Dr. Güray Kılıç, birincil kaynak ve verilere dayanarak, bu bilginin ne denli gerçek olup olmadığını araştırdı…

Dr. Ergün Demir – Dr. Güray Kılıç | Tüm ülkede işsizlik ve yoksulluk, bölgeler ve iller arasında ise sosyal ve ekonomik eşitsizlik giderek artmaya devam ederken, TÜİK’in yayımladığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre gelire dayalı göreli yoksulluk oranı en düşük olan bölge/illerin sayısı artmaktadır. Peki bu durumda zenginleştiği belirtilen bu illerin birçoğunda yoksulluk nedeniyle sağlık primini ödeyemeyen vatandaş sayısı neden azalmamakta, hatta giderek artmaktadır?

TÜİK’in 12 Mayıs 2022 tarihinde yayımladığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasında şu öne sürülüyor:

Gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgelerin yüzde 14,4 ile Adana, Mersin, yüzde 13,7 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt, Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan olduğu, göreli yoksulluk oranı en düşük olan bölgelerin ise yüzde 2,2 ile Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli, yüzde 6,5 ile Bursa, Eskişehir, Bilecik ve yüzde 7,7 ile Gaziantep, Adıyaman, Kilis olarak hesaplandığı belirtilmekte.

TÜİK’in tanımlamalarına göre:

Yoksulluk: İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılayamama durumudur. Dar anlamda yoksulluğu açlıktan ölme ve barınacak yeri olmama durumu olarak ifade etmekte; geniş anlamda yoksulluğu ise olanakları gıda, giyim, barınma gibi temel gereksinimleri karşılayarak yaşamlarını devam ettirmeye yettiği halde toplumun genel düzeyinin gerisinde kalmak şeklinde tanımlamaktadır. Mutlak yoksulluk ise hane halkı veya bireyin yaşamını sürdürebilecek asgari refah düzeyini yakalayamaması durumudur. Göreli yoksulluk ise bireylerin, toplumun ortalama refah düzeyinin belli bir oranın altında olması durumudur. Buna göre toplumun genel düzeyine göre belli bir sınırın altında gelir ve harcamaya sahip olan birey veya hane halkı göreli anlamda yoksul olarak tanımlanmaktadır.

Yoksullukla mücadele: Sosyal güvenliği olmayanların sağlık primi giderlerinin karşılanması… Herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan, aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşların genel sağlık sigortası primi devlet tarafından ödenmektedir. Ayda 150,12 lira GSS primi ödeyemeyen düşük gelirli 7,3 milyon vatandaşın sağlık primi vatandaşların ödediği vergilerden oluşan genel bütçeden karşılanmaktadır.

Gelir tespitine göre sosyal yardım: İhtiyaç sahibi kişilere, hanenin sosyo-ekonomik durumuna ilişkin “sosyal güvencesi olmayan ve hane içinde kişi başına düşen geliri net asgari ücretin üçte birinden az olma” şartı ile muhtaçlık kararı verilerek sosyal yardım yapılmaktadır.

SGK ile TÜİK verilerini karşılaştırmanın yöntem farklılığı (SGK veri, TÜİK anket) nedeniyle ciddi zorlukları vardır. Ayrıca kurumların yoksulluk ve yoksullukla mücadele verileri de uyuşmamaktadır. TÜİK verileri oldukça sorunlu görülmektedir.

  • TÜİK, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu illerin başında yüzde 14,4 ile Adana, Mersin illerini göstermektedir. Oysa SGK 2022 yılı verilerine göre GSS primleri devlet tarafından ödenenlerinin sayısının 18 yaş üstü toplam nüfusa (il seçmen sayısı) oranına göre (yüzde 74,1), kişi bazında (810 bin 306) Şanlıurfa ilk sırada yer almaktadır. Oysa Şanlıurfa TÜİK verilerinde gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu iller arasında nedense yer almamaktadır.
  • Göreli yoksulluk oranı en düşük olan iller arasında Bingöl, Gaziantep, Adıyaman, Kilis illeri belirtilmektedir. Oysa SGK 2022 yılı verilerine göre GSS primleri devlet tarafından ödenenlerinin sayısının 18 yaş üstü toplam nüfusa (il seçmen sayısı) oranına göre Adıyaman (yüzde 39,9) ile 13’üncü sırada, Bingöl (yüzde 32,6) ile 15’inci sırada, Kilis (yüzde 26,2) ile 18’inci sırada, Gaziantep (yüzde 22) ile 19’uncu sırada yer almaktadır. Yoksulluk oranı bu illerde gerçekten düşmüş ise neden yüzbinlerce vatandaş aylık 150 TL olan sağlık primini ödeyemeyerek gelir testine girmekte ve bu bedel devlet tarafından karşılanmaktadır?

GSS primi devlet tarafından ödenenlerin bazı illerde 18 yaş üstü nüfusa (Seçmen sayısına) oranı.

Sosyal güvencesi olmayan, geliri asgari ücretin üçte birinden az olan ve buna bağlı olarak GSS primleri devlet tarafından ödenenlerinin sayısının 18 yaş üstü nüfusa/il seçmen sayısı oranına göre Şanlıurfa ilk sırada yer almaktadır. Ancak Şanlıurfa TÜİK verilerinde gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu iller arasında ise nedense yer almamaktadır. Şanlıurfa’daki sayının kişi ve oran bakımından İstanbul’dan çok fazla olması dikkat çekicidir.

Bu durum akla şu soruları getirmektedir:

  • Sosyal yardım kapsamında yapılan yardım sayılarında manipülasyon mu var?
  • Yardımlar gerçekten ihtiyaç sahiplerine mi yapılmaktadır? Yoksa mükerrer midir?

Bu soruların cevabının kamuoyuna açıklanmasını gerekmektedir.

Bölgeler arası sosyal ve ekonomik eşitsizlikler giderek artmaktadır.

TÜİK verilerinin aksine işsizlik, yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizlik her yerleşim bölgesinde görülebilmekle birlikte Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde daha derin ve yaygın hal almıştır.

Bölgelerin oranları arasında farkın Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi aleyhine çok yüksek olmasının nedenleri arasında gelir dağılımındaki eşitsizlik, istihdamın olmaması, işsizlik ve yoksulluk başta gelmektedir.

Sonuç olarak

Yoksulluk, işsizlik ve ekonomik belirsizlikle beraber temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken “fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda” bulunan vatandaşların sayısı giderek artmaktadır. Milyonlarca hane elektrik, su, doğalgaz faturalarını, kiralarını ödeyemez, ocağında aş kaynamaz durumda olup gıda ihtiyaçlarını akşam pazarda çıkma gıdalarla veya tane ile satın alarak karşılamaya çalışmaktadır. Ancak TÜİK halka sahte mutluluk tablosu pazarlamaktadır. Muktedirlerin söylediği gibi sosyoekonomik düzey ve refah değil; aksine insani koşullarda yaşamı sürdürebilmek için yeterli gelire sahip olamama durumu yani yoksulluk giderek artmaktadır.

TÜİK gelir dağılımının pandemi döneminde nasıl düzeldiğini ve yoksulluğun nasıl azaldığını (!) açıklamak durumundadır.

AKP iktidarının müdahalesi ile TÜİK, sanal iyilik hali yaratmak için verileri makyajlamakta ve manipülasyon yapmaktadır. Tüm bunlara karşın gerçekleri paylaşmaya devam edeceğiz.

Kaynaklar: