A3 Haber

İYİ Parti grup toplantısında Akşener’den Bartın tepkisi: “Tedbir almazsanız bunun adı katliam olur!”

İYİ Parti grup toplantısında Akşener’den Bartın tepkisi: “Tedbir almazsanız bunun adı katliam olur!”

İYİ Parti grup toplantısında Akşener’den Bartın tepkisi: “Tedbir almazsanız bunun adı katliam olur!”
Ekim 19
11:13 2022

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Bartın’daki maden faciasına ilişkin hükümeti ve yöneticileri tedbir almamakla eleştirdi. Akşener, “Uyarılara rağmen tedbir almazsanız bunun adı katliam olur” dedi.

Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamlarda bulunuyor. Amasra’daki maden faciası nedeniyle kürsüye madenci baretiyle çıkan Akşener, partisine de talimat verdi: “Partimizin bünyesinde ne kadar hukukçu varsa, 41 maden şehitimizin ailesinin hakkını, hukukunu, hiçbir şey almadan en ciddi şekilde takip edeceksiniz. Bu işin sorumluluğu sizdedir.”

“Bu büyük acıları yaşıyorsak, bu iktidar ders almadığı için, her olayda yandaşını kollayan bu kirli zihniyet yüzünden yaşıyoruz” ifadelerini kullanan Akşener, “Bartın’ı yeni bir adaletsizlik sarmalına mahkûm ettirmeyeceğiz” diye konuştu.

Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Geçtiğimiz cuma milletçe çok büyük bir acı yaşadık. Büyük bir faciaya şahitlik ettik. Madencilere karşı sorumluluğumuz var. Partimizin bünyesinde ne kadar hukukçu varsa, 41 maden şehitimizin ailesinin hakkını, hukukunu, hiçbir şey almadan en ciddi şekilde takip edeceksiniz! Bu işin sorumluluğu sizdedir.

Yaptığımız çalışmalar sonucunda gördük ki, birçok maden faciasında olduğu gibi Amasra’daki felaket de geliyorum demiş. Sayıştay uyarmış, raporuna yazmış, müfettişler defalarca uyarmış, ceza kesmiş. Ocakta çalışan maden işçileri bile uyarmış ama sayın Erdoğan’ın atadığı yetkililer kıllarını kıpırdatmamışlar. Göz göre göre gelen felaketi izlemişler. Artık maalesef bu duruma şaşıramıyoruz! Bu kor yüreğimize daha önce de düştü. Zonguldak’ta 30 canımızı kaybettik. Soma’da en büyük maden faciasında 301 insanımızı yitirdik. Ermenek’te 18 kardeşimizi kaybettik. Bartın’da yine aynı iş bilmezliğin, aymazlığın sebep olduğu bir katliama şahit olduk! Bilerek katliam diyorum, bu kadar uyarıya rağmen tedbir almazsanız ve ölüme bile bile lades derseniz yaşanan felaketin adı cinayet olur, katliam olur.

Bu büyük felaketin ardından, Devletimizin, madencilerimiz için, seferber olduğunu gördük. Ancak, resmi ve gönüllü, yüzlerce kardeşimiz, madencilerimizi kurtarmak için çırpınırken, ülkeyi yönetenlerin aymazlığı ve yaptıkları ciddiyetsiz açıklamalar, yine hepimizi kahretti. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, ilgililere dönüp, “Bu uyarıları, neden dikkate almadınız?” diyeceğine; “İşçilerin sesine, neden kulak vermediniz?” diyeceğine; bu acıya sebep olanları, o dakika görevlerinden alıp, müfettişlerin önüne koyacağına; ne yaptı biliyor musunuz? 41 hayatın söndüğü bu felaketten bile, bir başarı hikayesi çıkarmaya çalıştı.

Yaşadığımız ekonomik felaketten, başarı hikayesi çıkarmaya uğraşmak, yetmemiş olacak; tuttu, ölümden de, başarı hikayesi çıkarmaya kalktı. Biliyorsunuz, empati kavramına yabancı olan bu arkadaş, 8 sene önce de, Soma’da, utanmadan çıkıp, “ölüm bu işin fıtratında var” demişti…

Bu defa da, çıkıp; “Çok şükür, 24 saat geçmeden 41’inci şehidimize de ulaştık.” dedi. “Biz, kader planına inanmış insanlarız, bunlar her zaman olacaktır.” dedi. Kaderden bahsetti, tevekkül’den bahsetti. Gerçekten ibretlik… Tevekkül nedir? Tevekkül; Her türlü tedbiri aldıktan sonra, bir işi, nihayetinde, Allah’a havale etmektir. Ancak, her tür tedbiri aldıktan sonra… Hamdolsun hepimiz, kadere iman edenlerdeniz. Hamdolsun hepimiz; “Hayrıhi ve Şerrihi Min Allâhû Teâlâ” diyerek, hayrın ve şerrin, Allah’tan geldiğine inananlarız.

Ancak, tevekkül, tembelliğe açılan bir kapısı değildir. Sorumsuzluğa uydurulacak bir kılıf, hiç değildir. Önce tedbir, sonra tevekkül. Dinimizin buyruğu budur. Yani Müslüman, her işin başında, önce tedbirini alacak, ötesini ise, Rabbine teslim edecek. Yaşadığımız felaketlerin altında yatan sorumsuzluğu, perdelemek için, imanımızı sömürmeye kalkmak, kimsenin haddi de, hakkı da değildir. Tevekkül ne kadar gerçekse, tedbir de o kadar gerçektir.

Bir kazanın, tüm şartları oluşmuşsa ve sen tedbir almıyorsan, o kaza meydana gelir. Tedbir almayıp, sorumluluğunu yerine getirmeyip, üstüne de, tevekkülden bahsetmek, meseleyi kadere havale etmek, en hafif tabiriyle, terbiyesizliktir.

Bakın, size bir örnek vereyim. 7 Ocak 2013’te, Kozlu Madeni’nde, metan gazı patlaması oldu. Kazada, 8 işçimizi kaybettik. Kazanın sebebini ve sorumlularını, tespit etmek için, soruşturma açıldı. Uzun süren bir yargı süreci başladı. Bilirkişi raporu, taşeron firmayı, müessese müdürünü ve yardımcısını, kabahatli buldu.

Taşeron firma, işi aksatmış. Göndermesi gereken ekipleri göndermemiş, tesisin güvenliğini tehlikeye atmış. Müessese müdürü de, taşerona yaptırım uygulamak yerine, işin üstünü örtmüş. Dava, 6 yılın sonunda, karara bağlandı.

“Mahkemenin kusurlu bulduğu kişi kurumun en tepesine oturtuldu”

Yargı dedi ki; “Kozlu maden ocağının, müessese müdürü, ölüme sebebiyet vermekten, tali kusurludur.” 4 yıl hapis cezası verdi. Bunun üzerine, yaşamını yitiren madencilerin aileleri, karara itiraz ettiler. “Bu kadar ağır bir kusurun cezası, nasıl 4 yıl olur?” diye, veryansın ettiler. “Asli kusurlu olan biri, nasıl tali kusurlu sayılır?” diye, isyan ettiler. Peki mahkeme ne yaptı? 4 yıllık hapis cezasını, para cezasına çevirdi. Yaşadıkları acı yetmezmiş gibi, o ailelerin yüreğinde, bir de adalet yarası açıldı. Peki, o müessese müdürüne ne oldu biliyor musunuz? Bay Kriz’in imzasıyla, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na, Genel Müdür olarak atandı. Yani, 8 canımızı kaybettiğimiz olayda, kusurlu bulunup, 4 yıl ceza alan bir kişi, kurumun, en tepesine oturtuldu. Bu da mı kader, Sayın Erdoğan!

Bakanı atayan sensin. 4 yıl ceza alan adamı, TTK’ya genel müdür yapan sensin. Madene, yönetici atayan da sensin. Denetimlerin gereğini yapmayanlar da, senin bakanın ve senin yöneticilerin. İşine gelince, “bakanıma talimat verdim” demeyi biliyorsun. İşine gelince, üzerine basa basa, “benim bakanım” demeyi de biliyorsun. Hadi bakalım. Madem senin bakanın, hesap sorsana! “Nerede tedbirler?” desene. Sayın Erdoğan; İşine geldiğinde “benim bakanım”, işine gelmediğinde, ‘kader’ diyemezsin. Beceriksiz yöneticilerinin hatalarına, iş bilmezliklerine, kader diyemezsin. 21’inci yüzyılda, bu teknolojik imkân ve altyapıyla, maden işçisine, ölümü, kader diye kabullendiremezsin.”

“Türkiye’deki ölüm riski, dünya ortalamasının 20 katından fazla”

Madencilik, elbette riskleri olan bir sektördür. Ama bu riskleri azaltmak da, pekâlâ mümkündür. Nitekim veriler de, tam olarak bunu gösteriyor. Soma Katliamı’ndan sonra geçen 6 yılda, yani 2015’ten 2020’ye kadar, her yıl, madenlerimizde çalışan, her 100 bin işçimizden, 53’ünü, iş kazalarında yitirmişiz. Bu oranın, bizden sonra, en yüksek olduğu ülke, Portekiz. Her yıl, 25 madencilerini kaybetmişler. Aynı oran Polonya’da 8, Almanya’da 4, Macaristan ve Slovenya’da ise sıfır! Dünya, kömür madenciliği endüstrisinde, her yıl, yeni standartlar belirliyor. Ve alınan önlemler sayesinde, sektördeki ölüm oranları, hızla düştü.

20 yıl önce, dünyada, milyon tonluk üretime düşen ölüm oranı, 5’ken; bu rakam, günümüzde, 1’in altına indi. Türkiye’nin, son 10 yıldaki ortalaması ise, milyon ton başına, 20 kişinin üzerinde. Yani Türkiye’deki ölüm riski, dünya ortalamasının 20 katından fazla.

Sayın Erdoğan; buna fıtrat diyemezsin. Buna kader de diyemezsin. Basit tedbirlerle önleyebileceğin ölümleri, bu millete, kader diye yutturamazsın! Dünya standartları ortadayken, Türkiye’ye reva gördüğün, bu acı tablo, düpedüz, insanlarımızın canını hiçe saymaktır. Senin ve atadığın beceriksiz yöneticilerinin asli görevi; ölümleri engellemektir. Ölüm oranlarını, dünya standartlarının altına getirmektir. Teknoloji var. İmkanlar var. Sayıştay raporları ortada duruyor. Atılacak adımlar, alınacak tedbirler belli. O nedenle; Hamaseti bırakıp, öncelikle işinizi yapacaksınız. Kazaların önüne geçmek için, irade göstereceksiniz. Yapamıyorsanız da, çekip gideceksiniz! Ayıptır, günahtır.

Bartın’da yaşanan bu katliamda; sorumlularla ilgili yapılacak işlemlerin, takipçisi olacağız. İktidarın umurunda olmasa da, biz, kaybettiğimiz madencilerimizin, hesabını soracağız. Soma’dan sonra yaşanan adaletsizliğin, tekrarına seyirci kalmayacağız.

Biliyorsunuz; Soma faciasında sonra, bazı düzenlemeler yapılmıştı. Ancak yapılan düzenlemelerin, neredeyse tamamı; iş kazalarını önlemeye yönelik olmayıp, işçilerin, iş kanunundan kaynaklı haklarında, bazı düzenlemeleri içeriyordu. Tek somut adım olarak nitelendirilebilecek, “sığınma odaları zorunluluğu” kapsamına ise, sadece metal madenleri alınmıştı.

Bu arada, ölüm aylıklarında, ciddi bir adaletsizlik var. Bunun giderilmesi için, meclis grubumuz, plan bütçe komisyonuna, bir önerge verdi. Ama her zaman olduğu gibi, Ak Parti ve küçük ortağının oylarıyla reddedildi. Madem öyle, biz de, bu konuda bir kanun teklifi getireceğiz. Milletvekili arkadaşlarıma talimatımdır: Yolsuzlukla mücadele kapsamında vereceğiniz, kanun tekliflerimizin yanında, bu konuyla ilgili kanun teklifimizi de, lütfen süratle meclis gündemine taşıyın. Milletimiz de, bu vesileyle, İktidarın, madencilerimiz konusunda, ne kadar samimi olduğunu bir kez daha görsün.

Soma Faciası’nın üzerinden, 8 yıl geçmesine rağmen, haklarında soruşturma başlatılan, kamu görevlileri için, bir buçuk yıldır, iddianame hazırlanmadı. İşletmenin sahibiyse, dört buçuk yıl hapis yattıktan sonra, 2020 yılındaki, infaz düzenlemesinden yararlanıp, cezaevinden çıktı. Bir vatandaşımızı tekmeleyen danışman da, şimdi Frankfurt konsolosluğumuzda, ticaret müşaviri… İşte size Sayın Erdoğan’ın adaleti! İşte sayın Erdoğan’ın vicdanı

“Bu büyük acıları yaşıyorsak, bu iktidar ders almadığı için yaşıyoruz”

Hayır kardeşlerim; bu işin fıtratında, ölüm yok. Bu büyük acıları yaşıyorsak, bu iktidar ders almadığı için yaşıyoruz. Bu büyük acıları yaşıyorsak, ne kadar liyakatsiz varsa, onları en üst mevkilere taşıyan, iş bilmezlik yüzünden yaşıyoruz. Bu büyük acıları yaşıyorsak, her olayda yandaşını kollayan, bu kirli zihniyet yüzünden yaşıyoruz. Ama söz olsun, yemin olsun ki; Bartın’ı yeni bir adaletsizlik sarmalına, mahkûm ettirmeyeceğiz! Yapanın yanına kâr kaldığı, bu adaletsiz düzeni, biz değiştireceğiz! Devlete ciddiyeti, milletimize de hürriyeti, biz getireceğiz! Biz bu işin takipçisiyiz. Sorumluların, en ağır cezaları alması için, elimizden geleni ortaya koyacağız.

Buradan, bir kez daha ilan etmek istiyorum: İş bilmezliğinizle, yüzsüzlüğünüzle, bezirganlığınızla, yıktığınız yuvaların günahı, yakanızı bırakmayacak. Yediğiniz haram lokmalar, boğazınıza dizilecek. Allah şahidim olsun ki, yaptıklarınız yanınıza kâr kalmayacak. Ve o kutlu gün geldiğinde, hesabınızı, milletimiz sandıkta kesecek. Kara gözlü, temiz yüzlü kardeşlerimize rahmet olsun. Ailelerine, sevdiklerine, ve ocaklarda ekmek kavgası veren, tüm madencilerimize, bir kez daha başsağlığı diliyorum.”

About Author

Ahmet

Ahmet

Related Articles

TÜM HABERLER