A3 Haber

Beş soruda Erdoğan’ın açıkladığı ‘Doğu Akdeniz’ planı: Bölgede ne kadar kaynak var, Türkiye’ye ne getirecek?

Beş soruda Erdoğan’ın açıkladığı ‘Doğu Akdeniz’ planı: Bölgede ne kadar kaynak var, Türkiye’ye ne getirecek?
Aralık 10
17:37 2019

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Libya’yla yaptığı anlaşmaya ve gelecek sondaj faaliyetlerine ilişkin açıklama yaptı. Erdoğan’ın açıklaması pek çok soruyu beraberinde getirdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün yaptığı konuşmasında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki planlarına ilişkin yeni açıklamalarda bulundu.

Libya ile yapılan anlaşmaya değinen Erdoğan “Bu mutabakat muhtırasıyla Türkiye esasında uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandı. Bir sondaj gemisi daha alacağız. Sadece Akdeniz’de değil, Karadeniz’de hatta uluslararası sularda da bu çalışmaları sürdüreceğiz” dedi.

Erdoğan, Libya’ta asker gönderme ihtimaline ilişkin de konuşarak, “Libya isterse Türkiye bunun kararını kendisi verir, kimseden izin almayız” dedi.

“Kaddafi döneminde adım atmıştık”

Libya’yla varılan anlaşmanın yeni olmadığını, Muammer Kaddafi döneminden beri tasarlandığını duyuran Erdoğan, şunları söyledi:

“Son yılların Kaddafi döneminde bununla ilgili bir adım atmıştık. Fakat attığımız adım Kaddafi’nin ölümü sebebiyle devam etmemişti. Ondan bu yana bir sessizlik vardı. Bu sessizliği de bölgede Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan gibi kendileri egemenliği altına alarak, ‘Türkiye, Libya buralarda sesleri çıkmayacak, buralarda biz hakimiz, Türkiye sondaj gemilerini gezdiremez’ gibi tehditler savurdular. Bu tehditleri dinlemedik. Haklarımıza rağmen tehdit ettiler ama biz aldırmadık.

Bu mutabakat muhtırasıyla Türkiye esasında uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandı. Bir sondaj gemisi daha alacağız. Sadece Akdeniz’de değil, Karadeniz’de hatta uluslararası sularda da bu çalışmaları sürdüreceğiz. Bu anlaşmayı biz Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzaladık. Mısır, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ciddi anlamda rahatsız oldular. Biz bu adımı atınca bunların oyunları bozuldu. Bu anlaşmayla Doğu Akdeniz’deki yetki alanımızı maksimum düzeye çıkardık. Ortak arama faaliyetleri gerçekleştirebileceğiz. Yunanistan, Mısır, İsrail ve GKRY bu bölgeden Türkiye’nin onayı olmadan doğal gaz hattı kuramaz.”

Libya mutabakatının geleceği karanlık

“Yunanistan’ın eli kolu bağlandı”

Erdoğan, konuşmasında Libya’yla varılan anlaşmanın “uluslararası hukuka uygun” olduğunu savunarak, Yunanistan’ın “elinin kolunun bağlandığını” iddia etti. Erdoğan, şunları söyledi:

“Bugüne kadar hep vurdular aldılar. Bundan sonra böyle olmayacak. Artık biz de hakkımıza sahip çıkacağız. Libya güzel bir bant. Bu bantta Libya’nın da Türkiye’nin de hakları var. Türkiye hem karşı kıyı ülkesi olan Libya ile anlaşarak uluslararası deniz hukukuna uygun davranmıştır hem de Yunanistan’ın eli kolu bağlandı. Yunanistan’ı çıldırtan bu. Yunanistan’ın itiraz edebileceği bir boşluk yok. Yunanistan, muhtıranın metnini vermedi diye Libya Büyükelçisini sınır dışı etti. Bu gizli bir muhtıra değil. İki taraf da onay sürecini tamamlayarak yürürlüğe girdi. Şimdi Birleşmiş Milletler’e (BM) gönderdik, tescil aşamasında. Neredeyse oy birliği içerisinde TBMM’den geçti, bir parti hariç.

Bu anlaşma Türkiye Libya arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlarını belirlemiş oldu. Ortak arama tarama faaliyeti yapabilir. Kıta sahanlığı haklarımızın korunmasına devam edeceğiz. Hem kendi haklarımızı hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) haklarını korumaya devam edeceğiz. Eskiden biz böyle sondaj için bir gemi alalım, bırakın kiralamaya muktedir değildik. Şimdi bizim kendimize ait gemilerimiz var. “

1 – Uluslararası hukuk ne diyor?

Erdoğan tarafından gösterilen haritada, Yunanistan’a ait adaların deniz sınırlarının yok sayıldığı görülüyor. Girit, Rodos, Meis ve Kerpe Adası’nın yakınlarından çizilen hat Yunanistan’ın tepkisini çekiyor.

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, ülkelerin kıyılarından 200 deniz mili uzaklığa kadar olan bölgeyi münhasır ekonomik bölge olarak tanımlıyor ve bu alanda kaynak araştırmasına izin veriyor. Ancak söz konusu sözleşmeye göre, iki ülkenin münhasır ekonomik bölgelerinin çakışması durumunda taraflar kendi aralarında anlaşmaya varmak durumunda.

Doğu Akdeniz’de Libya ve Türkiye arasındaki anlaşma, Kıbrıs’ı ve Yunanistan’ı kapsamadığı gibi, Türkiye söz konusu sözleşmeye taraf da değil.

2 – Bölge devletlerinin “eli kolu bağlı” mı?

Erdoğan, “Yunanistan, İsrail, Mısır ve Rum Kesimi onayımız olmadan adım atamaz” diyerek, bölgede güç diplomasisi kullanacağının işaretlerini veriyor. Buna karşın Türkiye’nin şimdiye kadarki daha “yumuşak” sayılabilecek hamleleri bile tepkiye sebep oldu.

ABD, Türkiye’ye Kıbrıs açıklarındaki sondaj faaliyetlerini durdurma çağrısı yaparken, Avrupa Birliği Türkiye ile üst düzey diyaloğu keserek, faaliyetlerin sürmesi durumunda Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını açıkladı. Türkiye’nin son zamanlarda yakın olduğu Rusya da, İsrail ve Yunanistan’la ilişkilerinin yanısıra, Libya’da Halife Hafter’i desteklemesi sebebiyle Türkiye’den yana tavır almayabilir.

Hafter’e bağlı Libya Deniz Kuvvetleri Komutanı Farag el Mehdavi, Yunanistan kanalı Alpha TV’ye yaptığı açıklamada bölgeye gelen Türk araştırma gemilerini batırma emri aldığını söyledi. Erdoğan’ın “anlaştığı” Libya hükümeti, ülkenin batısında kontrol sahibi. Türkiye’nin “sınır çizdiği” bölgenin büyük bölümü, anlaşmaya karşı olan Hafter’in kontrolünde.

3. Bölgede ne kadar doğalgaz var?

İsrail’in Tamar ve Leviathan yataklarında toplamda 920 milyar metreküp, Mısır’ın Zohr yatağında 800 milyar metreküp ve Kıbrıs’ın Afrodit ve Kalipso yataklarındaysa toplamda 320 milyar metreküp doğalgaz bulunduğu biliniyor. Bölgede inşa edilecek LNG terminallerinin maliyeti milyar dolarları buluyor.

Rusya’nın 35 trilyon metreküp doğalgazıyla karşılaştırıldığında Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz kaynakları epey küçük kalsa da, bölgede hala çok miktarda keşfedilmemiş doğalgaz olduğu tahmin ediliyor. Türkiye, iki sondaj gemisiyle bu kaynaklara sahip olmayı amaçlıyor.

4 – Türkiye sondaj faaliyetleriyle neyi amaçlıyor?

Enerji Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye’nin sondaj gemileri ile önümüzdeki yıl 5 adet kuyu açarak petrol ve doğalgaz aramacılığında aktif bir strateji izleyeceğini açıkladı. Azeri doğalgazını Avrupa’ya ulaştırmak için çalışma yürüten Türkiye, Doğu Akdeniz konusunda Avrupa Birliği ile anlaşabilmiş değil.

Kıbrıs, İsrail, Mısır ve Yunanistan Doğu Akdeniz’de enerji paylaşımı konusunda uzlaşı sağlarken, söz konusu ülkeler arasındaki anlaşmalara dahil olmayan Türkiye’nin özellikle İsrail ve Mısır’la diplomatik ilişkileri sorunlu.

Avrupa ülkeleri, Doğu Akdeniz doğalgazını Rusya’ya enerji bağımlılığını azaltacak olması için önemsiyor. Erdoğan, bölge doğalgazının Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye üzerinden satılmasını öneriyor. Önerinin ekonomikliğine rağmen, Türkiye’nin tek taraflı adımlar atarak gerilimi yükseltmesi bu ihtimali güçleştiriyor. AB ülkelerinin, Mısır’daki tesisler kullanarak sıvılaştırılmış doğalgaz satın almaya daha sıcak baktığı söyleniyor. Erdoğan’ın Doğu Akdeniz sebebiyle yaptırım getirilmesi durumunda “4 milyon Suriyeliyi Avrupa’ya göndereceğini” açıklaması şantaj siyaseti olarak görülüyor.

5 – Sondaj gemilerinin Türkiye’ye maliyeti ne?

Türkiye, ilk sondaj gemisini 2017 yılında Norveç’ten 154 milyon dolara satın almıştı. “Deepsea Metro II” isimli geminin adı “Fatih” olarak değiştirildi. Bunun ardından “Deepsea Metro I” gemisi de 262,5 milyon dolara satın alınarak, ismi “Yavuz” yapıldı.

Her iki gemi de 3 bin 700 metre derinlikte sondaj faaliyeti yürütebilirken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin üçüncü bir sondaj gemisi alacağını açıkladı. Erdoğan, bu geminin maliyetine, nereden ve hangi kaynakla alınacağına dair açıklama yapmazken, geminin Karadeniz ve uluslararası sularda kullanılacağını söyledi.

Doğu Akdeniz’de İtalyan ENI ve Fransız Total enerji şirketleriyle karşı karşıya gelen Türkiye’nin, uluslararası sularda hangi şirketlerle anlaşma yaparak faaliyet yürüteceği de belirsizliğini koruyor.