A3 Haber

Günlük Almancada artık “Türk”ten türetilmiş ve “dolandırıcı, sahtekar” anlamına gelen “Getürkt” sözcüğüne yer yok

Günlük Almancada artık “Türk”ten türetilmiş ve “dolandırıcı, sahtekar” anlamına gelen “Getürkt” sözcüğüne yer yok

Günlük Almancada artık “Türk”ten türetilmiş ve “dolandırıcı, sahtekar” anlamına gelen “Getürkt” sözcüğüne yer yok
Aralık 12
17:24 2021

Almancada hâlâ kullanılan Viyana kökenli bir sözcük, geçtiğimiz günlerde Avusturya medyası ile Türk aydınları arasında bir dizi yazışmaya konu oldu. Sahte, sahtekâr, yapmacık, aldatıcı gibi anlamlar içeren “getürkt” sözcüğünü kullanan ünlü bir politikacıya itiraz eden Avusturyalı Türk aydınları, taleplerini kabul ettirdiler. “Neger, Zigeuner” (zenci, çingene) gibi sözcükler nasıl artık kullanılamıyorsa, bu “getürkt” sözcüğünün de günlük dilden sürülmesi gerektiği belirtildi. Bir yeni sürecin başladığı ortaya çıktı. Yeni Posta’nın konuya ilişkin haberini sunuyoruz…

Avusturya eski Başbakan Yardımcısı ve ÖVP (Avusturya Halk partisi) eski Başkanı Dr. Reinhold Mitterlehner Avusturya’nın önde gelen gazetesi Der Standard ile onun internet sitesinin (“derstandard.at”) sorularını yanıtlarken, iki kez Türk sözcüğünden türetilmiş, Almancaya da hileci, sahtekâr, dolandırıcı, yapmacık ve manipülasyoncu gibi olumsuz ve aşağılayıcı anlamlarla yerleşmiş “getürkt” sıfatını kullanınca tepki gördü. Bir mülakat, içinde kullanılan bir sıfat ve buna Türkiye kökenli Avusturyalı aydınların itirazıyla başlayan bir sürecin, yeni kapılar araladığı görüldü.

Dr. Mitterlehner’in, kısa bir süre önce sadece başbakanlığa değil siyasete de veda eden Sebastian Kurz ile polemiklerinde bazı gönderme ve bağlantılarla ifadelerini güçlendirmek için “getürkt” (Türkleştirmek, sahtecilik) sıfatını kullanması, özellikle aydın Türk çevrelerinde tepkiyle karşılandı.

Mülakatı okuyan Avusturya Türk Kültür Cemiyeti Başkanı ve yayıncı Birol Kılıç, bir grup arkadaşıyla birlikte ortak bir mektup kaleme alarak itirazlarını gazeteye ve Dr. Mitterlehner’e örnekler vererek “diplomatik bir dil çerçevesinde” iletti. Mektupta, Türk toplumunun “getürkt” gibi toptan ırkçı bir yönelimle ve dolandırıcı, sahtekâr gibi olumsuz anlamlar içeren bir sıfatla anılmasının kırıcı, ayrımcı ve çirkin olduğu dile getirildi.

Çağdaş Avusturya’da böyle kavramlar dilden ayıklanmalı

Der Standard gazetesi ve haber sitesi, iki-üç gün süren yazışmalardan sonra Reinhold Mittellehner’in de onayı ve gazete üst yönetiminin tavsiyesiyle “getürkt” sözcüğünü mülakattan sildi ve değişikliğin altına da şu notu düştü: “Gelen okuyucu tepkileri üzerine ‘getürkt’ kelimesi mülakat içinden kötü bağlamları yüzünden daha sonra çıkarılmıştır ve kesinlikle yayınlarken bu amaçla kullanılmamıştır.”

Dr. Reinhold Mittellehner uyarılar sonucu sadece bu çirkin sözün silinmesine onay vermekle kalmadı, ayrıca kendisiyle uygar bir şekilde yazılı iletişim kuran ve nazik bir dille “getürkt” sözcüğünün tuzaklarına dikkat çeken grubun duyarlılığına da hak verdi. Dr. Mitterlehner’in, kendisine tarihi ve 21’inci yüzyılda içerdiği renklerle iyice çeşitlenmiş Avusturya toplumunun çağdaş gerçeklerini hatırlatan Türk topluluğunun itirazları doğrultusunda özür dilemesi ve ileride bu “getürkt” sözcüğünü kullanmayacağını yazılı olarak bildirmesi de dikkat çekti.

Olayı kamuoyuna mal eden, kısa adı “TKG Think Tank” olan Avusturya Türk Kültür Cemiyeti adlı düşünce kuruluşunun çatısı altında hareket eden bir grup Türk, itirazlarından sonuç almanın huzurunu yaşıyor ve ülkedeki iç barışın bütün “suikastlara” rağmen “bir nebze de olsa” güçlendiğini düşünüyor.

Avusturya Türk Kültür Cemiyeti Başkanı Birol Kılıç ne diyor?

Bu itirazcıların aslında son 30 yılda birçok alanda Türklere ve Türk kültürüne yapılan haksızlıkları, Türklükle ilgili temelsiz yanlışlıkları dile getiren bir düşünce fabrikasının üyeleri olduğunu hatırlatan Avusturya Türk Kültür Cemiyeti Başkanı, yayıncı Birol Kılıç, bu ilginç olayla ilgili sorularımızı yanıtladı:

Siz “getürkt” sözcüğünün çağımıza yakışmayan bir yük, ırkçı bir “bağlam” içerdiğini belirterek, “zenci”, “çingene” gibi sözcüklerde olduğu türden ve “political correctness” gereği günlük dilden sürülmesi, hatta müzelik ilan edilmesi gerektiğini “nazik ve diplomatik, fakat bir o kadar da keskin bir dille” kaleme alındığını belirttiğiniz mektuplarda ifade ettiniz. Bunu da dostlarınızla birlikte adı geçen sözcüğün, sıfatın ve hatta “kavramın” doğum yeri olan Viyana’da bir itiraz halinde örgütlediniz. Başarılı da oldunuz. Türk sözcüğüne ve Türklüğe yönelik bir aşağılama, bir suçlama içeren Viyana kökenli bu sıfatın Der Standard’ın sitesinden kaldırılması, kolay olmadı herhalde. Sizi harekete geçiren duygu neydi?

Yaşamımızın merkezi Viyana veya Avusturya’nın herhangi bir yeri. Çocuklarımız, torunlarımız burada doğdu ve büyüdüler. Demokratik, çoğulcu ve kuvvetler ayrılığının işlediği bir hukuk devleti olan Avusturya’da barış içinde medeni bir şekilde hür olarak her türlü önyargılardan uzak, Türk asıllı Avusturya vatandaşları olarak yaşamak istiyoruz. Bu nedenle bazı konularda daha bir duyarlıyız. Avusturya’nın her alanda gelecekte daha güzel ve güçlü bir ülke olmasını yaşamının merkezi Viyana olan Türk asıllı Avusturya vatandaşı olarak diliyoruz ve sade vatandaşlar olarak elimizden geleni yapıyoruz. Türkiye’de ailemizden, akrabalarımızdan ve atalarımız olan Yunus Emre, Hacı Bektaşı Veli, Mevlana, Pir Sultan Abdal, Abdal Musa, Kaygusuz Abdal, Kazak Abdal, Harab.i, Daimi, Âşık Veysel gibi değerli hümanist Türk düşünce ve felsefe insanlarının eserlerinden ve sözlerinden etkilenerek beşikten itibaren “Erdemli insan nasıl olunur?” ve “Eline, beline, diline dikkat et!” diye diye büyüdük. Türk isminin bu bağlamda Almancada ırkçı, kırıcı bir şekilde “getürkt” diye kullanılması kimsenin ağzına yakışmıyor. Çünkü kem söz sahibinindir. Bu manada Türkçede bizler de diğer halklar için söylenmiş ve alışkanlık haline gelmiş ifadelere artık veda etmeliyiz. Silahlara veda gibi, en başta başka halk ve mezhepler için çirkin sözlere de veda etmek zorundayız. Her şey bir söz ile başlar. Özellikle sağlıklı bir gelecek için. Duruşumuzun arkasında yatan samimi duygularımız bunlardır.

“Bunu yanlış ve çirkin bulduk”

Mülakat içinde “getürkt” sözcüğü nasıl geçti? Neydi sizi rahatsız eden

Bu olay aslında bir örnekti. Alman diline yerleşmiş “getürkt” sözcüğünün, erdemli örnek insan olarak son dönemde özellikle Sebastian Kurz karşıtı kitabı “Haltung” (Duruş) ile yeniden ahlaklı duruş ilgi odağı olan Sayın Dr. Dr. Reinhold Mitterlehner’in bir mülakatında kullanılması dikkatimizi çekti. Dr. Mitterlehner, eski Başbakan Sebastian Kurz’un ekibi ile tüm hilekârlıklarını ve Avusturya Cumhuriyeti’nde iktidar gücünü nasıl bir manipülasyon ve hile ile ele geçirdiğini Der Standard’da anlatıyordu. Dr. Mitterlehner sıradan biri değildir. Avusturya eski başbakan yardımcısı ve ÖVP’nin eski başkanıdır. Ayrıca şu anda fahri olarak Avusturya Bilim Toplumu Vakfı adlı çok ciddi bir kuruluşun da başkanıdır. Sayın Dr. Mitterlehner, Kurz’un manipülasyonlarını, hilekârlıklarını “getürkt” sözcüğünü kullanarak mahkûm etmeye çalışarak, tabiri caizse, tüm bu pislikleri Türk kelimesini sıfat olarak Türkleştirme ile “getürkt”, yani hile ve dolandırıcılık ile andı. “Getürkt” ne demek? Türkleştirme. Dillerine girmiş ne yazık ki. Bizler, “Bu kelimeyi artık kullanamazsınız” diyoruz. Bunu son derece yanlış ve çirkin buluyoruz. Türklüğe ve hatta çağdaş Avusturya’ya bir haksızlık olarak değerlendiriyoruz. Bu tutum kendisine de yakışmamıştır ve bizleri üzmüştür diyoruz, dedik ve bunları kendisine kibar bir mektupla kopyasını ilgili ve sorumlulara ekleyerek medeni bir şekilde, olayı kesinlikle şahsileştirmeden, ilettik.

Bu sözcüğün Sebastian Kurz vakasını zaten açıklayamayacağını ve çağımıza yakışmayan bir haksızlık içerdiğini mi düşündünüz?

Evet, kabul etmem gerekiyor, bizim hareket noktamız şaşkınlık, üzüntü ve hatta kederdir. Son yıllarda siyaset adına Türkiye’den buraya Viyana sokaklarına kavga, iftira, şantaj ve protestolar getirildiğine tanık oluyoruz. Burada Türk ismi ve Türk bayrakları şiddet ile eşdeğer anılmaya başlanmıştır. Buna vesile olanlar ve uzantıları, hâlâ yarı cahil lümpenler veya çok bilmiş kravatlı yarı cahil ama kaş yapayım derken hep göz çıkaran aydın iddiası ile bazıları Avusturya’da ve sosyal medyada cirit atıyor. Farkındalar veya değiller Türk, Türk bayrağı ve Türkiye ismini rezil ettiklerinin. Bunlar tüm Türkiye göçmenlerinin, özellikle kendileri gibi düşünmeyenlerin başını belaya sokuyor ve kendileri gibi düşünmeyen insanları, tehditle, şantajla köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bunlar var. Ama Türk kültürü ve Türk halkı bunlarla özdeşleştirilemez. Sözü geçen sıfat da bu haksızlığı içeriyor. İşte son 60 yılda örnek, aklı başında, çalışkan ve dürüst insanların imajını, Türkiye’den gelip burada sözde İdris ama özünde iblisler zedelediler; tüm kazanımları beş-on yıl içinde yok ettiler. Gerçek budur. Tarihe not düşelim.

O yüzden Avusturya’da, bu resimleri yazılı ve görsel basında gören ve okuyan Avusturyalılarda Türklere karşı bir korku, hatta tiksinti oluştu. Türkler sanki her an evleri basacak ve terör estirecek insanlardı. Böyle önyargılar oluştu. Haksız da değiller. On binlerce Türk asıllı, Avusturya’da medeni bir biçimde ve Türk kimliğiyle entegre olmuş insan var. Ayrıca onlar da bu kendilerine Türk diyen ama kravatlı ve kravatsız entrika, iftira ustası veya şiddete yatkın ve büyük tepki toplayan insanlardan çekiniyorlar. Diğer bir deyişle hem Avusturyalılar hem de aklı başında Türkler, bu tehdit eden, etrafına adeta pislik çalan ve kendine Türk diyenlerden korku ve tiksinti içindeler. Bu teşhisi bazı grupların yaptığını kabul etmeliyiz. Daha sonra düzeltmeye çalışmalıyız. Saygınlığı sözünü ettiğimiz çevrelerce aşağı çekilmiş Türklerin sayısı Avusturya’da 400 bine yaklaşmasına rağmen, böyle “getürkt” gibi kelimeler kullanılıyor. O yüzden bu kelimenin kullanılmasını tüm bu iblisleri bir kenara bırakarak ve hiç bahsetmeyerek, konuyu insanca, ırkçılık ve ayrımcılığın olmadığı bir ortamda birlikte yaşama konularına dikkat çekerek kaleme aldık. Sonunda karşı tarafı ikna ettik. Kendilerine, biraz bizi zorlasalar da teşekkür ederiz.

Der Standard, Avusturya’da siyasal kültüre de yön veren bir gazete. Belki bizdeki Cumhuriyet ile karşılaştırılabilir. Gazete yönetimi konuya ve itirazlarınıza nasıl yaklaştı?

Gerçekten de Avusturya ve Alman dilinin konuşulduğu ülkelerde büyük bir prestije ve güvenilirliğe sahip, bizim de severek takip ettiğimiz liberal, demokratik sol tandanslı Der Standard gazetesi ve sitesi, itirazlarımızı sonunda yerinde buldu. Evet, sonunda. Bundan sonra Alman diline oturmuş “getürkt” kelimesinin, kim kullanırsa kullansın, redaksiyon süzgecinden geçemeyeceğini bildirdi. Böyle bir cevap aldık. Hatta üzüntülerini de ifade ettiler. Bizim kendilerine şu anda teşekkür etmek dışında bir sözümüz veya tavrımız olamaz. Teşekkür ederiz, hep birlikte bir şeyler öğrendik.

“Bu basit bir sözcük kavgası değil”

Dr. Reinhold Mitterlehner nasıl karşıladı itirazlarınızı?

İlk mektubumuzu büyük bir olgunlukla ve bu sözcüğü bir daha kullanmayacağı bilgisini de ileterek yanıtladı. Sayın Dr. Mittellehner’e yolladığımız uyarı ve talep mektubunda, Avusturya’da “getürkt” sözcüğünün çirkin ve ırkçı olduğunu, bu artık iyice çeşitlenmiş çağdaş Avusturya toplumunda müzeye kaldırılması gerektiğini belirtmiştik. “Bu sözcüğü sizin tarafınızdan onaylanmış mülakatınızdan lütfen geri çekin ve yerine başka kelime kullanın” diye yazdık. Alman diline yön veren ünlü “Duden” sözlüğünün bile “getürkt” kelimesi hakkında “Bu, Türklerin ayrımcı ve ırkçı bulduğu bir sıfat kelimesidir ve kullanılmamalıdır” uyarısında bulunduğuna dikkat çektik. Dr. Mitterlehner derhal özür diledi ve bir daha bu sözcüğü kullanmayacağını ifade etti. Ama biz ondan özür beklemiyorduk. Dijital sitede de kendi mülakatından kendi isteğiyle o sözleri özellikle geri almasını ve silinmesini bir zahmet acilen salık vermesini dile getirdik. Kısaca Der Standard’a da bir mesaj geçerek bu iki yerde kullanılan “getürkt” kelimesini sildirmesini rica ettik. Özür beklemiyorduk, silinmesini istiyorduk. Çünkü kendisi örnek, önemli bir insan ve örnek bir insanın ağzından bu “getürkt” kelimesi çıkamaz. Çıksa bile silinmelidir ve sonsuza kadar orada kalamaz. Burada Sayın Dr. Mitterlehner bizi biraz zorladı. Daha sonra yoğun bir yazışma sonucu hem gazetenin hem de bizlerin baskısı ile bu iki kelimeyi geri aldı ve mülakatından sildirdi. Sayın Dr. Mitterlehner’e, silinmesine müsaade ettiği için teşekkür ederiz. Hıristiyan Demokrat Avusturya Partisi ÖVP’nin eski başkanı olan Dr. Mitterlehner’i daha çok sevmeye ve saygı duymaya başladık. Bizi zorlasa da…

Der Standard da bu sözcüğün günlük Almancadan kaldırılması yolunda önemli bir adım atmış olmadı mı böylece? Yani “zenci”, “çingene” vs. sözcüklerin günlük dilden sürülmesi, kullanılmaması gibi, bundan böyle bu aşağılayıcı sıfat “getürkt” de kullanılmayacak diyebilir miyiz?

Elbette, bizce de Der Standard’ın bu adımı, büyük bir adımdır, değerlidir. Onlar da şaşırdı ve bu kelimenin bizlerde oluşturduğu tepkiyi sonradan anladı. Onlar için de yeni bir gelişme. Olgunluk gösterdiler. Bir kapıyı, bu manada aralamış oldular. Bu tutum, bizim gibi Avusturya vatandaşlarının dikkatini gösteriyor. Ayrıca buradaki yaşam kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğumuzun da kabullenilmesidir. Der Standard gazetesinde Dr. Mitterlehner ile mülakatı önemli ve ünlü, benim şahsen değer verdiğim bir gazeteci yapmıştı. Kendisi mülakata kelime anlamında müdahale edemeyeceğini, kelimenin değiştirilmesinin ancak mülakatı veren kişinin izni ile olacağını ve bu onay gelmediği için dokunamadığını bildirdi. Sonra tatlı baskılara dayanamayan Dr. Mitterlehner’den o onay gelince, değiştirdiler. Ancak bu gazeteci, bundan sonra kendisinin bu kelimenin kullanılmasına müsaade etmeyeceğini de bildirdi ve yanlış anlaşılmalardan dolayı üzüntüsünü dile getirdi. Hepsi tabii yoğun bir mektuplaşma ve kullandığımız aydınlatıcı ama kırıcı olmayan Almanca uyarı mektuplarının sonucu! Mülakatı yapan gazeteciye teşekkür ederiz. Der Standard gazetesine ve Genel Yayın Yönetmeni’ne içtenlikle teşekkür ederiz. Avusturya Bilim Fonlama Vakfı Genel Sekreteri hanımefendiye başkanlarını uyarmaları konusunda yolladığımız mektupları değerlendirdikleri için teşekkür ederiz.

Olay büyümeden diplomasi çerçevesinde ve dostça halledildi. Çok yorucu, üzücü idi. Türk olmak kolay değil gerçekten… Ama Avusturya’da değerli insanlar var. Yanlışlıklar medeni bir şekilde çözülebiliyor. Avusturyalı olmak da kolay değil aslında.

About Author

Ahmet

Ahmet

Related Articles