A3 Haber

Süt Kuzusu’ndan “mağduriyet” çıkar mı?

Süt Kuzusu’ndan “mağduriyet” çıkar mı?

Süt Kuzusu’ndan “mağduriyet” çıkar mı?
Aralık 04
09:00 2023

“İşte kuzu kuzu geldim
Dilediğince kapandım dizlerine
Bu kez gururumu
Ateşe verdim yaktım da geldim…”

9 Eylül 2022’de İzmir’in 100. Kurtuluş Günü için hepimizin cebinden milyonlarca liracık ödeyerek “hayır hasenat işleri yapmasına yardımcı olduğumuz” Tarkan’ın meşhur şarkısının sözleriyle başladım.
Gururunu ateşe vererek kapandığı dizlerden ne yanıt geldiğini bilmiyoruz ama bu “mağduriyet” içeren durumun her zaman “olumlu” sonuç vermediği ortada.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da zaman zaman “mağduriyet” içeren çıkışlarla iktidarda kalmayı başardığına göre bundan “vazife çıkaranlar” elbette olacaktır.
Hele de yerel seçimler arifesinde “aday belirleme” takvimi çalışmaya başlamışken, bir de birbirinden dişli adaylar er meydanına çıkmışken “mağdur” olmak önemli.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Sayıştay’ın belediyede yaptığı denetim sonrasında hazırladığı rapordan “mağduriyet” çıkarmak istedi.
Tıpkı birkaç hafta önce, daha açılmamış bir “soruşturma” üzerinden yaratmaya çalıştığı mağduriyet gibi.
Aday belirleme sürecinde genel merkeze “mesaj” atsa belki daha etkili olurdu ama elbette tercih kendisinin.

Sayıştay raporları başta gazeteciler olmak üzere meraklıları için önemli bir kaynak.
Bu yıl yayınlanan raporlardan anladık ki, Sayıştay Başkanlığı’nın kendi internet sitesinde yayınladığı ile denetlediği kuruma verdiği rapor ayrı.
Daha doğrusu kuruma verdiği rapor daha ayrıntılı.
Nereden anlıyoruz?
Birazdan ayrıntıları ile anlatacağım İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in düzenlediği basın toplantısından.
Soyer’in basın toplantısına konu olan olay, Sayıştay’ın internet sitesinde yayınladığı raporda yok.
Soyer açıklamasa “haberimiz” de olmayacaktı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer 30 Kasım 2023’te düzenlediği basın toplantısında, Sayıştay’ın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kooperatiflerden işlenmiş ürün ve doğrudan alım yapmasını engelleyen kararına karşın açıklama yaptı.
Soyer, “5 yıldır İzmir’de ilmek ilmek ördüğümüz ‘Başka Bir Tarım Mümkün’ politikasına darbe yapılmıştır. Ne çocuklarınızı sütsüz ne de kooperatiflerimizi öksüz bırakacağız. Bir bedel ödenecekse de ödeyeceğiz” dedi.
“Bir bedel ödenecekse de ödeyeceğiz” sözünden yola çıkarak “bu bedelin” ne olduğuna şöyle enine boyuna bakalım isterseniz.

İlk olarak basın toplantısına katılan gazetecilere “verilmeyen” Sayıştay’ın Denetim Raporu’nun “ilgili” bölümü ne demektedir buna bakmak gerekir.
Verilmeyen bu bilgiyi daha sonra gazetecilik “merakı” ile araştırıp bulan ve yayınlayan Gündeme Bakış isimli internet sitesinden herkesle birlikte öğrenmiş olduk.
Yayınlanan belgeye göre, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tire Süt Kooperatifi’nden Ocak-Aralık 2022 döneminde 8 milyon 300 bin litre süt almış ve bunun karşılığında ise toplam 105 milyon 100 bin lira ödemiş.
Aynı dönemde İzmir Köy Kooperatifleri Birliği’nden ise 7 milyon 350 bin litre süt alarak karşılığında 88 milyon 807 bin 500 lira ödemiş.
Rapora dip not olarak eklenen önemli bir ayrıntı var.
Tire Süt Kooperatifi’nden alınan sütlere ödenen paranın içinde paketleme, büyükşehir depolarına teslim ve hanelere yapılan dağıtım dahil iken, İzmir Köy Kooperatifleri Birliği’nden alınan sütler için ise hanelere dağıtımı dahil değil.
Yani aslında önemli bir kalem tutan “dağıtım” çıkarıldığında Tire Süt’ün maliyeti daha az.
Burada İzmir Köy Kooperatifleri Birliği başkanının Tunç Soyer’in eşi Neptün Hanım olduğuna değinmeyeyim, zaten bilmeyen yok.

İkinci olarak ise, biraz ilgilenenler de biliyor ki, Sayıştay tarafından hazırlanan Denetim Raporu’nun “yaptırım gücü” yok.
Yani ortada yasaklama falan yok, sadece “uyarı” var.
O uyarıda da Sayıştay özetle şunu diyor: “Köylüden sütünü almanız iyi, hatta olumlu ancak siz sütü direkt almıyorsunuz, pastörize edilmiş ve paketlenmiş olarak birliklerden alıyorsunuz. Böyle olunca “doğrudan alım” değil “açık” ihale yöntemini kullanmalısınız, çünkü paket süt üreten bir sürü firma var haksız rekabet yaratıyorsunuz.”
“Üreticiden niye alıyorsunuz?” diyen yok yani.

Peki İzmir Büyükşehir Belediyesi üreticiden ve onun kooperatiflerinden “paketlenmeden” süt alabilir mi ve bunu kendisi işleyip paketleyebilir mi?
İşte asıl soru da bu.
Yazılarıma zaman zaman konu olan İZTARIM’ın işi ne?
Daha bir ay önce açılan İZTARIM’ın Bayındır Süt İşleme Fabrikası ne iş yapar?
Bu sorulara yanıt bulabildiğimizde “mağduriyet” yaratmanın altında yatan asıl nedeni de öğreneceğiz.
Gelin birlikte İZTARIM ve süt işine derinlemesine bakalım.

Karşılaştırma yapabilmek ya da daha iyi fikir edinebilmek için önce o bölgedeki süt üretim tesislerine göz atalım.
1. Kiraz’daki İğdeli Kooperatifi günlük 50 ton süt işleyebiliyor.
2. Ödemiş Bademli Kooperatifi ve Ödemiş Gereli Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi de benzeri miktarda süt işliyor, hatta ürünlerini “Halkın Bakkalı” şubelerinde görebilirsiniz.
3. Tire Süt Kooperatifi’nin kapasitesi ise günde 100 ton.
Basın toplantısında konu edilen “Süt Kuzusu” projesinde dağıtılan UHT sütler de burada işleniyor.
Süt Kuzusu projesi kapsamında Tire Süt Kooperatifi’nde İzmir Büyükşehir Belediyesi için üretilen sütün günlük miktarı ise yaklaşık 30 ton.
Bu rakamı nasıl mı bulduk?
Belediye kaynaklarına göre Süt Kuzusu Projesi’nden yararlanan çocuk sayısı yaklaşık 108 bin civarında.
Çocuk başına aylık 8 litreden hesapladığınızda günlük miktar yaklaşık 30 tonu buluyor.
Yani Küçükmenderes havzası dediğimiz bölgede, ortaklarının süt üretimi yaptığı kooperatifler topladıkları sütü önemli ölçüde işleyecek üretim tesisleri yapabilmişler ve başarıyla bu işi sürdürüyorlar.

Gelelim İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketi İZTARIM’ın Bayındır Süt Fabrikasına.
Günlük süt işleme kapasitesi 100 ton.
Yani Tire Süt Kooperatifi ile aynı.
Yaklaşık bir ay önce resmi açılışı yapılan fabrikada “İZMİRLİ” markasıyla UHT inek sütü üretiliyor.
350 milyon liraya tamamlandığı açıklanan fabrikanın ne kadar işlevsel olduğu belli değil.
“Süt Kuzusu Projesi” kapsamında, Sayıştay’ın da eleştirdiği ve yanlış bulduğu işlemin Bayındır Süt Fabrikası yerine neden hala Tire Süt Kooperatifi’nde üretildiğini bilmek ise zor.
O sütü kendi fabrikanızda işleseniz Sayıştay ne diyecek?

Peki Küçükmenderes Havzası’nda üretilen günlük yaklaşık 3 bin 500 tonluk sütü sadece yukarıda anlattığım kooperatifler mi işliyor?
Elbette hayır.
Yaklaşık yedi yıl önce faaliyete giren Sütaş Süt Fabrikası’nın günlük kapasitesi bin ton.
Sadece süt üretmiyor, yem de üretiyorlar.

Hayvancılıkla uğraşanlarının bildiği üzere Küçükmenderes Havzası “büyükbaş” hayvancılıkta her geçen yıl büyüyerek Türkiye’nin en önemli inek sütü üretim merkezi haline geldi.
Hatta bölgeye “Türkiye’nin Hollanda’sı” diyenler de var.
Bu gelişme sevindirici ama elbette olumsuz yönleri de var.
Bunların başında süt hayvanlarına yem olarak verilen “mısır silajı” üretimi geliyor.
Çünkü mısır üretmek için bol su gerekiyor.
Bu da bölgede her geçen gün artan su kıtlığının ana nedeni.
İşte tam da bu gerekçe ile İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Başkanı Tunç Soyer “küçükbaş” hayvancılığı desteklediğini söylüyor.
Basına yansıyan açıklamalardan da öğrendiğimiz üzere sadece mera hayvancılığı destekleniyor.
Hatta İZTARIM ya da İzmir Büyükşehir Belediyesi “mısır silajı tüketen” hayvanların sütlerini de sözde almıyor.
Sözde diyorum çünkü İZTARIM’ın Bayındır Süt Fabrikası’nda üretilen UHT inek sütlerinin kaynağı Küçükmenderes Havzası değilse neresi?

İZTARIM’da yaşananlar gazeteciler için devasa bir kaynak.
Silivri’den ithal Genel Müdür Murat Onkardeşler yazıyor ha yazıyor.
Yazdıkça “malzeme” çıkıyor.
Öyle “müthiş” işlere imza atıyor ki, her biri yeni bir yazı konusu.
Madem “mağduriyet” edebiyatına başladılar, o zaman yazmaya devam.
Bir sonraki yazıda peynir işine de gireriz elbette.

About Author

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Related Articles

TÜM HABERLER