A3 Haber

Yuval Noah Harari: Koronavirüs gözetim uygulaması, otoriter rejimler yaratabilir

Yuval Noah Harari: Koronavirüs gözetim uygulaması, otoriter rejimler yaratabilir
Nisan 03
17:43 2020

Tarihçi ve yazar Yuval Noah Harari, koronavirüs salgınına karşı mücadelede akıllı telefonlar ve uygulamalar gibi teknolojiler yoluyla gözetim yapılmasının yararlı olabileceğini ancak bunun otoriter yönetimleri daha da güçlendirme riski içerdiğini söylüyor. Harari’nin BBC Radio 4’teki açıklamalarını Ayşen Tekşen’in çevirisiyle paylaşıyoruz…

BBC Radio 4’ün dünkü programına katılan “Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens” ve “Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi” kitaplarının yazarı Harari, koronavirüs krizi sırasında gözetimin yanlış yönetilmesinin demokrasi ve özel yaşam için yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Harari, yeni katı kanunların hükümete sınırsız bir güç verdiği Macaristan gibi bazı ülkelerde bu ve benzeri teknolojilerin her yere ulaşmasına gönderme yaparak “bunu durdurmak için vatandaşı güçlendirmek ile totaliter gözetim” arasında bir seçimle karşı karşıya olduğumuzu belirtti.

Yazar, “İki yönü olduğu ve günümüzde Macaristan ve dünyanın diğer ülkelerinde gördüğümüz gibi totaliter bir rejimle sonlanmadığı sürece gözetimden yanayım” dedi.

Koronavirüs gözetimi: Yual Noah Harari, yönetimin her yere ulaşması konusunda uyarıyor

Harari, yakınlardaki virüs taşıyıcılarını tespit etmesi planlanan NHS uygulaması gibi gözetim araçlarının ve uygulamalarının bir yandan son derece faydalı olurken diğer yandan da yurttaş haklarına zarar verecek şekilde kullanılabileceklerini vurguladı: “Bu yeni teknolojileri, salgını yenmeye yardımcı olarak kullanmak elbette önemli ama buradaki sorun, uygulanacak gözetimin mutlak güce sahip tek bir hükümeti mi yoksa daha geniş yelpazede örgütler ve yurttaşları mı güçlendirdiğidir.”

Harari şunları söyledi:

“Bilgiyi kim kontrol ediyor? Polis mi, bağımsız bir sağlık kurumu mu? Gözetim daima iki yönde ilerleyebilir: Vatandaş hareketlerinin gözetimini arttırdığımız anda hükümet harcamalarının gözetimini de arttırmalıyız.

Hükümetler, yüz milyarlarca dolar, avro, sterlin parayı su gibi harcıyor ve kimin ne aldığını çok yakından izlemeliyiz.”

“Bazı ülkeler tam bir yıkımla karşı karşıya kalabilir”

Harari, yapılan jeopolitik seçimlerin “ulusalcı soyutlanmaya ya da daha büyük bir küresel dayanışmaya” ulaşmak arasındaki farkı yaratabileceği konusunda da uyarıda bulundu.
Mevcut yönetim anlayışlarının, önümüzdeki sorunu küresel açıdan değerlendirememesini eleştirirken, “Bu salgınla başa çıkmanın yalnızca tek bir yolu yok: Seçeneğimiz var ve yaptığımız seçim de önümüzdeki yıllar, belki de on yıllar boyunca dünyayı değiştirecek ”dedi.

Harari sözlerini şöyle sürdürdü:

“Liderlik ve koordinasyon eksikliği gerçekten ürkütücü boyutta. En azından bilgi düzeyinde işbirliği görüyoruz ve bu çok önemli.

İnsanlar olarak virüs karşısındaki en büyük avantajımız virüslerin ülkeler arası işbirliği yapamamalarıdır: Çin’deki bir virüs İngiltere’deki bir virüse tavsiye veremez ama insanlar birbirlerini bilgilendirebilir, yardımcı olabilir: Elbette bundan fazlasını da görmeliyiz ama tıbbi donanımın üretimi ve dağıtımında işbirliği görmemiz elzemdir. Şu anda, ülkeler birbiriyle yarışıyor ve bu nedenle de dağıtım konusunda belirsizlik söz konusu. Yalnızca donanımı daha verimli şekilde üretmek değil ama onu adil biçimde dağıtmak için de küresel, eşgüdümlü bir çaba olmasını beklerdim.”

Harari, küresel işbirliği eksikliğinin bazı ülkeler için ekonomik yıkım anlamına gelebileceği ve bunun dünya ekonomisini de etkileyeceği uyarısında bulundu: “Özellikle, bu salgın gelişmekte olan dünyayı vurduğunda ekonomik cephede işbirliğine ihtiyacımız olacak: ABD’in 2 trilyon dolar kurtarma paketi olabilir ama Meksika ya da Kolombiya ya da Bangladeş’in olamaz. Dolayısıyla, küresel bir ekonomi planımız olmadığı sürece ortaya çıkacak sonuç bazı ülkelerin tam anlamıyla yıkılması olabilir.”

Harari, konuşmasının sonunda koronavirüsle başa çıkma ve yayılmasını durdurabilme konusunda bolca seçeneğimiz olduğunu ama hükümetlerin doğru adımı atması gerektiğinin altını çizdi: “Bu bir doğal felaket ama modern çağda doğal felaketlerin yapısı değişmiştir: Giderek artan biçimde insanlığın kontrolü altındadırlar. Orta Çağ’da bir salgın vurduğunda hiç kimse insanların neden öldüğünü, ne yapılabileceğini bilmezdi ama bugün yeni koronavirüsü tanımlamak, tüm genomunu dizilemek ve güvenilir testler geliştirmek sadece iki hafta aldı. Onu durdurabilmek açısından değerlendirdiğimizde, artık tümüyle kontrolümüz altında: bilgimiz var, teknolojimiz var; bu sadece kaynaklarımızı nereye harcayacağımız şeklinde politik bir soru.”

(Çeviri: Ayşen Tekşen)