A3 Haber

Kaldığımız yerden devam mümkün mü?

Kaldığımız yerden devam mümkün mü?
Mayıs 22
11:53 2020

Dün televizyonda Jolly Tours yönetim kurulu başkanını Mete Vardar’ı dinledim. Geçen yıl Jolly’den tatil paketi alanlar arasında yaptıkları bir anketten söz etti. Genelde insanlar Covid-19 sonrası tatile çıkmaya hevesliymiş…
Bana ilginç gelen şu veri oldu: Cevap verenlerin sadece yüzde 4’ü ekonomik nedenlerle bu yıl tatile çıkamayabilirim demiş! Gelir kaybı kaygısı yok gibi bir şey demek ki…
Rastlantıya bakın ki önceki gün de TÜİK tüketici güven endeksini açıkladı. Endeks Mayıs ayında yüzde 8,5 yükseldi. Beklenen bir şeydi…
Detaylara baktığımızda tüketicinin en güçlü görünen beklentisi “yarı-dayanıklı tüketim malı alma düşüncesi”… İkinci güçlü beklenti ise bakın, aynen yazıyorum, “geçmiş 12 aya göre gelecek 12 aylık dönemde ücretlerin değişimine ilişkin beklenti”…

TÜİK bugün de sektörel güven endekslerini açıkladı. Orada da Nisan’a göre inşaat, hizmet güçlü, perakende sektörü ise hafif toparlamış görünüyor. Perakendenin alt endeks olarak en güçlü beklenti “gelecek üç aydaki satış fiyatları beklentisi” olarak görünüyor.

Dün de Merkez Bankasının piyasa beklentisi üzerinde faiz indirme modasına son verip faizi sadece 50 baz puan indirmesi toparlanmanın beklenenden erken ve güçlü geleceğine işaret ettiğini ifade edenler oldu. Diyorlar ki işler Nisan’da kötüledi ama Mayıs Haziran’da hızla iyileşeceğiz…

Kalınan yerden devam etmek mümkün mü?

Bu verilere baktığımda en azından bir grup insanın “salgın kontrol altına alınınca hayata kaldığımız yerden devam edeceğiz” beklentisi içinde olduğunu görüyorum. Peki, bu beklenti gerçek hayatta karşılığını bulabilecek mi?

Bütçeyi, Merkez Bankasını, işsizliği, sanayi üretimini, PMI’ları, bunların yanında küresel piyasaları yakından takip eden biri olarak maalesef bu tüketici grubu için ufukta düş kırıklığı görünüyor demekle yetineceğim.

Basit olarak ifade edecek olursak bu salgın sadece üretim, tüketimi, tedarik zincirlerini sakatlamadı. Aynı zamanda boğazına kadar borçlu dünyadaki tahsilat akışını da akamete uğrattı.

Bunun tamiri zaman alacak, belki de tamir bile edilemeyecek. İşler normalleşmeye başladığında ironik biçimde ortalık tatsızlaşacak… Gezegen olarak değişik oranlarda fakirleşmemiz söz konusu… Türkiye olarak makro dengeler açısından en kırılganlardanız.
Tabii kendimi aşırı karamsarlığın rüzgarına kaptırmış olabilirim. Bu da bir ihtimal… Kötü verilere karşın hayat daha iyi tonda seyredebilir.

Ben yine de insanların “gelmekte olanı” hâlâ daha tam kavrayabildiklerini düşünmüyorum.
Her zamanki amentü ile bitirelim yazıyı. Umarım büyük yanılırım!