A3 Haber

Slavoj Zizek: Trump politikalarının kurbanları, Amerika protestolarında suçlunun suç izlerini temizlemesine yardımcı oluyor

Slavoj Zizek: Trump politikalarının kurbanları, Amerika protestolarında suçlunun suç izlerini temizlemesine yardımcı oluyor
Mayıs 31
12:17 2020

Dünyanın gözü ABD’de: Hem koronavirüs salgının merkezi haline gelmesiyle hem de Minneapolis’te George Floyd’un polis tarafından öldürülmesi ve ardından başlayan protestolarla… Dünyaca ünlü sosyolog, kültür eleştirmeni, akademisyen Slavoj Zizek, RT’de yayımlanan analizinde ilginç bir noktayı gündeme getiriyor. Zizek, yaşanan son gelişmeleri, İngiliz-Fransız ortak yapımı Cennette Ölüm adlı suç dizisiyle anoloji kurarak anlatıyor. Bu yorumu Ayşen Tekşen’in çevirisiyle paylaşıyoruz.

İster Covid-19 sokağa çıkma yasağına, ister polisin vahşetine karşı olsun, ABD’yi pençesine alan protestolar insanların parayı seçmeye zorlandığı bir “para mı hayat mı” tercihinden kaynaklanıyor. Yoksullar ise kendilerine karşı işlenen suçu örtbas etmeye yardımcı olan kurbanlar.

Dünyamız bir çılgınlıkta boğuluyor: Covid-19 karşısında dayanışma ve eşgüdümlü bir küresel eylem sergilemek bir yana, sıklıkla medyanın görmezden geldiği politik şiddette bir patlama yaşanması yetmezmiş gibi kitlesel açlık olasılığı doğuran tarımsal afetler de artıyor -çekirgeler Doğu Afrika’dan Pakistan’a kadar her yeri istila ediyor. Hindistan ile Çin arasında çok sayıda yaralıyla sonuçlanan askeri sınır çatışmaları hakkında ne okuyabildik?

Böylesine umutsuz bir dönemde, İngiliz-Fransız ortak yapımı Cennette Ölüm (Death in Paradise) gibi basmakalıp, eski ama güzel suç dizilerine sığındığı için insanları suçlamamalıyız.

Dizinin son bölümlerden birinde katilin suç gerekçesi, lisedeyken kurbanın kendisine uyguladığı eziyet ve aşağılamaydı. Ölümcül yara alan kurban, neden olduğu acıları fark eder ve gücünün son damlasını, katili aklamak için sahneyi cinayeti üçüncü bir şahıs işlemiş gibi görünecek şekilde değiştirmek için harcar.

Bu jestte soylu bir şey, otantik ilahi kurtuluşun izi vardır. Ama ideoloji böylesi soylu jestleri bile çarpıtmanın bir yolunu bulur; suçluyu değil ama kurbanı gönüllü olarak suçun izlerini ortadan kaldırmaya ve bunu özgür iradesinin bir kararı olarak göstermeye zorlayabilir.

“Cennet” olarak adlandırılan ABD’de sokağa çıkma yasağının sonlandırılması için gösteri düzenleyen binlerce sıradan insanın yaptığı şey de bu değil mi?

“Para mı hayat mı” seçimi, özgür bir seçim değildir

Trump ve yönetiminin savunduğu gibi “normale” çok hızlı biçimde geri dönmek pek çok insanı ölümcül bulaşma tehlikesiyle yüz yüze bırakır –buna rağmen talepleri bu doğrultuda ve böyle yaparak Trump’ın (ve sermayenin) suçunun izlerini ortadan kaldırıyorlar.

19’uncu yüzyıl başında Wales’daki madenciler, bu donanımın kömür madenlerinde sık yaşanan ölümcül kaza olasılığını büyük ölçüde düşürmesine rağmen, kask ve diğer pahalı koruyucu gereçleri kullanmayı reddettiler çünkü bunların bedeli maaşlarından kesiliyordu.
Günümüzde (sefil bir hayat olsa da elbette hayatı seçtiğiniz) eski zorunlu “para mı hayat mı” seçiminin çarpıtılmış yeni bir versiyonu olan aynı umutsuz hesaba geri dönmüş gibiyiz. Şimdi para karşısında hayatı seçerseniz, hayatta kalamazsınız ve bu nedenle de hayatta kalmak için işe dönmek ve para kazanmak zorundasınızdır –ama bunun karşılığında aldığınız hayat ölüm ve enfeksiyon tehdidiyle engellenmiş bir hayattır. Trump’ı, çalışanları öldürmekle suçlayamazsınız çünkü onlar kendi seçimlerini yapmıştırlar –ama Trump onlara yaşamanın tek yolunun ölümü göze almak olduğu bir “serbest” seçme hakkı verdiği için suçludur. Bu yetmezmiş gibi, işyerinde ölme “hakları” için gösteri yapmak zorunda kaldıkları bir duruma sokarak onları daha da aşağılar.

Sokağa çıkma yasağına karşı bu protestoları Amerikan cennetinde bir başka ölümün, Minneapolis’te George Floyd’un ölümünün tetiklediği öfke patlamasıyla karşılaştırmak gerekir. Bu polis şiddeti olayını protesto eden binlerle siyah insanın öfkesi doğrudan salgınla bağlantılı olmasa da onların arka planında Covid-19 ölüm istatistiklerinden alınan çok net dersi görmek zor değildir: Siyahlar ve hispaniklerin virüsten ölme olasılığı beyaz Amerikalılarınkinden çok daha yüksektir. Böylece, salgın ABD’deki sınıfsal farklılıkların son derece somut sonuçlarını ortaya çıkarmıştır: Hem polisle hem de koronavirüs salgınıyla uğraşmak gerektiğinde, söz konusu olan şey yalnızca bir zenginlik ve fakirlik değil ama aynı zamanda, kelimenin tam anlamıyla, bir ölüm kalım meselesidir.

Ve bu da bizi “Cennette Ölüm” dizisindeki başlangıç noktamıza, eyleminin izlerini silmesi için faile yardım eden kurbanın soylu jestine geri götürür –makul olmasa bile en azından bir umutsuzluk eylemi olarak anlaşılabilir bir hareket. Evet siyahi protestocular sıklıkla şiddete yönelir ama onların şiddetine biraz da “Cennette Ölüm” dizisinde kurbanın katiline yaklaşımındaki hafifletici unsurlar açısından bakmamız gerekir.

(Çeviri: Ayşen Tekşen)