A3 Haber

Karanlık tüneller: Yeni Azerbaycan Türkiye’de mi kuruluyor?

Karanlık tüneller: Yeni Azerbaycan Türkiye’de mi kuruluyor?
Mayıs 01
11:46 2020

Ömer Lütfi Topal.
Türkiye, Kıbrıs ve Azerbaycan’daki Emperyal gazinoların sahibiydi.
Bu yüzden kumarhaneler kralı diye tanınırdı.
28 Temmuz 1996’da gece yarısı İstanbul Sarıyer’de arabasının içinde otomatik silahlarla taranarak öldürüldü.
Cinayet uzun süre çözülemedi, mafya içi hesaplaşma havası verildi.

3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesi yakınlarında bir trafik kazası oldu.
Mercedes marka otomobil kamyona çarptı.
Kısa sürede normal bir trafik kazası olmadığı anlaşıldı.
Çarpışmadan geriye kalan yalnızca üç ölü ve bir yaralı değil, devlet ve mafya ilişkisine dair uzun zaman zihinleri meşgul eden pek çok soru işareti oldu.
Tartışmalar hiç bitmedi.

12 Ocak 1998’de dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş, Başbakan Mesut Yılmaz’a ana metni 120, ekleri ise 240 sayfa tutan Susurluk Raporu’nu sundu.
Raporun bir bölümünde Ömer Lütfi Topal’ın Azerbaycan’daki ilişkileri üzerine şu satırlar vardı: “Bakü’de yapılan konukevinin yapımındaki finansman sıkıntısı üzerine inşaatın otel olarak tamamlanması, otele bitişik bir kumarhane yapılması kararlaştırılarak işletmeciliği Emperyal üstlenmiştir. Topal bu proje için 8 milyon dolar harcamıştır. Bu projeyi gerçekleştiren Cumhurbaşkanının oğlu İlhan Aliyev’dir. Kendisinin Topal’a 500.000 dolar kumar borcu ve otelin gizli ortağı olduğu iddiaları öne sürülmektedir.”

Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişkiler bir anda gerildi.
Dönemin Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev kumarhane skandalına oğlu İlham Aliyev’in adının karıştırılması üzerine soruşturma açtırdı.
Sonuçta dönemin Başbakanı Suret Hüseyinov ile Dışişleri Bakanı Hasan Hasanov, olayla ilişkileri olduğu gerekçesiyle görevden uzaklaştırıldı.

Oğul İlham Aliyev 1994’ten 2003’e kadar Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi’nin (SOCAR) başkan yardımcılığı görevindeydi.
Haydar Aliyev’in hastalanması ve durumunun kötüye gitmesi üzerine 2003 yılında acilen İlham Aliyev başbakan seçildi.
Babası henüz hayattayken, cumhurbaşkanlığı seçimlerine iki ay kala da onun yerine geçti.
Baba Aliyev’in ölümünün ardından 2003’te yapılan seçimlerde oğul Aliyev yüzde 76 oyla devlet başkanlığı koltuğuna oturdu.
2008’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından 2009 referandumu ile İlhan Aliyev’in Azerbaycan’daki gücü ve kudreti perçinlendi.

Azerbaycan ekonomisinin en önemli gelir kaynağı büyük petrol ve doğal gaz rezervleridir.
Keza sanayisinin de büyük bölümünü petrol sanayisi oluşturmaktadır.
13 Eylül 1992’de Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında, eski Petrol ve Gaz Bakanlığı’nın tüm üretim birimleri, işletmeler ve bilimsel araştırma kuruluşları Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi adı altında tek bir yapıda birleştirildi.
Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’nin adı State Oil Company of Azerbaijan Republic’in kısaltması olan SOCAR’dır.
18 Eylül 2002 tarihinde temeli atılan ve Temmuz 2006 tarihinde hizmete açılan Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı (BTC) Azerbaycan petrolünü Gürcistan ve Türkiye üzerinden Akdeniz kıyılarına taşımaktadır.

Türkiye-Azerbaycan ilişkileri hem baba Aliyev hem de oğul Aliyev döneminde hep iyi oldu.
Öyle ki, AKP iktidarı döneminde “iki devlet tek millet” sözü bile geliştirildi.
Azeri devlet petrol şirketi SOCAR’ın da Türkiye’deki yatırımları hiç durmadı.
Türkiye, kamu kuruluşu olan PETKİM Petrokimya Holding’i özelleştirme kararı aldı.
PETKİM’in sermayesindeki, yüzde 51 oranındaki kamu hissesinin blok satış yöntemi ile özelleştirilmesine için ihaleye çıkıldı.
5 Temmuz 2007’de yapılan nihai pazarlık görüşmelerinde, en yüksek teklifi 2 milyar 50 milyon dolarla TransCentralAsia Ortak Girişim Grubu verdi.
Ancak, ihale 2 milyar 40 milyon dolar ile ikinci en yüksek teklif veren Socar-Turcas-Injaz Ortak Girişim Grubu’na verilerek 22 Kasım 2007’de sözleşme imzalandı.
İhalenin ikinci yüksek teklif veren SOCAR’a verilmesinin nedeni olarak da en yüksek teklifi veren TransCentralAsia Ortak Girişim Grubu’nda bir Ermeni şirketinin olması gösterildi.

Bu özelleştirmenin ardından Azeri iş insanların Türkiye ilgisi artmaya başladı.
Bu ilgi sonucu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satışa çıkarılan İstanbul Büyükdere Caddesi’ndeki HSCB’nin El Kaide tarafından bombalanan merkez binasıydı.
Bu binayı da 80 milyon dolar vererek yine bir Azeri iş insanı satın aldı.
Ondan sonra neler mi oldu?
Onları da bir sonraki yazımda anlatayım o zaman…