A3 Haber

2013-2019 arasında emeklilik çağındaki 2 bine yakın işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

2013-2019 arasında emeklilik çağındaki 2 bine yakın işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi
Haziran 29
12:29 2020

Türkiye kıdem tazminatı gaspı girişimini tartışırken, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi çarpıcı bir rapor yayımladı. Rapora göre 2013-2019 arasında emeklilik çağında çalışmak zorunda kalan en az bin 925 işçinin, emekli olamadan iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Son yıllarda Türkiye’de mezarda emeklilik, emeklilikte yaşa takılanlar, zorunlu BES, düşük emekli maaşları, sigortasız çalışma ve kıdem tazminatı başlıkları en çok tartışılan konular arasında yer aldı.

Son ayarda da AKP hükümetinin kıdem tazminatı gaspı girişimi gündemde.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, bu konular tartışılırken, çarpıcı bir rapor yayımladı.

İşte o rapordan öne çıkan satır başları:

  • Kıdem tazminatının kaldırılması ve esnek çalışmanın yaygınlaştırılması
    “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi” ve “Sosyal Koruma Kalkanı” adıyla bir tartışma gündeme geldi. Burada iki husus dikkat çekiyor: Birincisi, yeni modelde kıdem tazminatını özünde ortadan kaldıracak bir düzenleme öngörülüyor. İkincisi, “25 yaş altı ve 50 yaş üzeri işçilerin istihdamının belirli süreli iş sözleşmeleri vasıtasıyla tamamen esnekleştirilmesi isteniyor.
  • Biz tam da bu tartışmalar olurken içinde bulunduğumuz süreçte belli bir yaşın üzerinde olan işçilerin (emeklilik çağında çalışan işçilerin) yaşadıklarına odaklanmak istiyoruz. İSİG Meclisi’nin iş cinayetleri verileri işçi sağlığı ve güvenliğinin en çıplak gerçeklerini açığa çıkarmaktadır.
  • Hemen her gün haberlerde emekli olduğu halde maaşı düşük olduğu/geçinemediği için çalışan, emeklilik yaşını beklediği/EYT’li olduğu için çalışmak zorunda kalan ve emekli olma hakkını sigortasız çalıştığı ya da sigortası düzenli yatırılmadığı için kazanamayan işçilerin çalışırken hayatlarını kaybetmesi…

Yaşamak için çalışmıyoruz, çalışmak için yaşıyoruz adeta!

  • İSİG Meclisi bütün bu gerçekliğin bilinciyle her işkoluna, mesleğe, cinsiyete, her kişiye özgü… emeklilik yaşının belirlenmesi gerektiğini savunmuştur. Ancak bir genelleme yapabilmek için Türkiye toplumunda hastalıkların ve yıpranmanın belirginleştiği 50 yaşın üstünü emeklilik yaşı olarak belirlemiştir.
  • Türkiye’de 2013-2019 yılları arasında emeklilik çağında çalışan en az bin 925 işçi (50 yaş üstü ücretli) iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2013-14’te tüm ücretli iş cinayetlerinin yüzde 13-14’ünü 50 yaş üzeri işçiler oluştururken, son yıllarda bu oran yüzde 19’a yükseldi. Yani bugün her ölen beş işçiden biri emeklilik çağında çalışırken ölenler.
  • Ölenlerin bin 713’ü 51-64 yaş aralığındayken 212’si ise 65 yaş ve üzerinde. 65 yaşının üzerinde bile çalışırken ölenler yani “yaşlı işçiler”, emeklilik çağında çalışan işçilerin yüzde 11’i gibi yüksek bir orana sahip.
  • Emeklilik çağındaki işçi ölümleri en çok inşaat, taşımacılık, tarım, belediye/genel işler, ticaret/büro, madencilik, metal, gemi/tersane, konaklama, gıda, güvenlik, enerji, ağaç, kimya, tekstil ve cam işkollarında gerçekleşti. Salt 65 yaş ve üzeri yaşlı işçilere baktığımızda ise en çok ölüm tarım işkolunda.
  • Yoksulluk ve yasal düzenlemelerle emeklilik hakkının fiilen ortadan kaldırılması 50 yaş üzeri işçileri güvencesiz çalışma koşullarına itmiş ve güvencesiz işçi havuzunun önemli bir kaynağı haline getirmiştir. Diğer yandan ölümlerin en çok gerçekleştiği işkollarında (inşaat, taşımacılık, tarım) sigortasız çalışmak ya da sigortanın düzensiz yatmasından dolayı emekli olmak zordur. Diğer yandan başka mesleklerden emekli olup geçinemeyen ve yaşa takılanlar da özellikle inşaatta çalışmakta, şoförlük yapmakta, mevsimlik tarım işçisi olmakta ya da katı atık toplayarak hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadır.
  • Dikkat çeken husus bütün işkollarında emeklilik çağında çalışan işçileri yatay olarak kesen neden olan kalp krizleridir. Her beş ‘emeklilik çağında çalışan işçiden biri çalışırken kalp krizi geçirerek yaşamlarını yitirmekte. Salt 65 yaş ve üzeri yaşlı işçilere baktığımızda ise kalp krizi nedenli ölüm ilk sıraya çıkmaktadır.
  • 51-64 yaş aralığında çalışırken ölen işçilerin 40’ı (yüzde iki) sendikalı işçi, bin 885 işçi ise (yüzde 98) sendikasız işçidir. Yani bu çağda çalışan işçilerin tamamına yakını sendika üyesi değil ve sadece yaşamak veya emeklilik hakkını elde etmeye çalıştıkları için en zor koşullara katlanmaktalar. Salt 65 yaş ve üzeri yaşlı işçilere baktığımızda ise hiç sendikalı işçi yoktur.

İSİG Meclisi’nden somut öneriler

Bu noktada emeklilik hakkının ancak işçilerin mücadelesi ile kazanılabileceğinin bilinciyle:

1- İşçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma hakları vardır. Emeklilik; işçilerin çalıştıkları işkoluna, mesleğe, cinsiyetlerine, kişisel sağlık durumlarına vb. göre belirlenmelidir. Emeklilik yaşı düşürülmelidir. Emekli aylığı bağlama oranları artırılmalıdır.

2- Emeklilikte yaşa takılma bir maliyet unsuru olarak ele alınamaz. Emeklilikte yaşa takılanların emekli olma hakları derhal tanınmalıdır.

3- Tabi bu noktada sigortasız çalıştırma yasaklanmalıdır. (Elbette ülkemizde sigortasız çalıştırma yasak ama kayıt dışılık da bilinen bir gerçek. Bu noktada denetimler artırılmalı ve patronlara uygulanan yaptırımlar ağırlaştırılmalıdır.)

4- Kıdem tazminatında kazanılmış bütün haklar korunmalıdır. Bütün işçilerin kıdem tazminatını almalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

5- Her türlü esnek çalışma biçimi yasaklanmalıdır.