A3 Haber

Belarus muhalefetinin neo-Nazi kökenleri: Mesele ABD-Rusya kapışması mı?

Belarus muhalefetinin neo-Nazi kökenleri: Mesele ABD-Rusya kapışması mı?
Ağustos 17
13:02 2020

Belarus’ta yaşanan eylemlerde sokak muhalefetinin en örgütlü kesiminin neo-Naziler olduğu görülüyor. Eylemlerde Nazi işbirlikçilerine ait semboller kullanılırken ve Nazi döneminden kalma şarkıların söylendiği videolar sosyal medyada yayılıyor.

Belarus’ta Aleksandr Lukaşenko’nun yeniden seçilmesinin ardından kapsamlı sokak eylemleri yapılmaya başlandı. Muhalefetin eylemlerine Avrupa Birliği ve ABD destekli basından büyük destek gelirken, eylemler “Rusya karşıtı” ve “demokrasi yanlısı” olarak yansıtılmaya çalışıyor.

Batı basını eylemlere dair haberlerde özellikle kadınları ve polis şiddetini ön planda tutmaya çalışırken, eylemlerde neo-Nazilerin parmağı olduğunu göstermekten ısrarla kaçınıyor.

Batı’nın eylemlere karşı tavrı, Ukrayna’da Maidan eylemlerine tutunulan tavrı hatırlatıyor. Maidan eylemlerinde de sokaktakiler faşist kimliklerini gizlememelerine karşın, ABD-AB basını eylemcilerin bu yüzünü göstermekten kaçınmış, iktidar değişikliğinde ana unsur olan neo-Nazilerin “uç” bir kesim olduğunu öne sürmüştü. Belarus eylemleriyle Maidan eylemleri arasındaki benzerlik bununla sınırlı değil, çünkü Belarus muhalefetinin eylemlerine giden yolda Ukrayna’daki iktidar değişikliği önemli bir basamak ve Ukraynalı neo-Nazilerin, Belaruslu kardeşleriyle bağlantıları olduğu da görülüyor.

Küçük bir hatırlatma: Maidan eylemlerinde ne olmuştu?

Ukrayna’da 2013 yılında gerçekleştirilen Maidan eylemleri, Ukrayna yönetiminin Avrupa Birliği ile anlaşmaya varmak istememesi üzerine başlamıştı. Eylemlerde “AB-NATO yanlıları” sokağa inmiş, güvenlik güçleriyle yoğun çatışmalar yaşanmıştı.

Eylemlerde Nazi işbirlikçisi Stepan Bandera’nın fotoğrafları ve faşist semboller taşınırken, Batı medyası AB yanlılığı nedeniyle eylemleri yine “barışçıl” göstermeyi tercih etmiş, eylemlere katılan kadınlar bolca ön plana çıkartılmıştı. “Gerçek Maidan” ve “Batı medyasındaki Maidan” arasında büyük bir uçurum vardı.

Ukrayna’da Maidan eylemlerinin başarıya ulaşmasıyla Sağ Sektör (Pravyi Sektor), Svoboda, Ukrayna Milliyetçileri Kongresi gibi aşırı sağ gruplar iktidarı Almanya dahil olmak üzere Batı’nın açık desteğiyle ele geçirdi.

Maidan eylemlerinden fotoğraflar:

Belarus’ta Nazi işgali ve Nazi işbirlikçileri

Belarus eylemlerinde en öne çıkan sembol, Nazi işbirlikçileri tarafından kullanılan eski Belarus bayrağı. 1991-1995 arasında da bir formu resmi olarak kullanılan bu bayrak, Lukaşenko tarafından değiştirildi.

Nazi işgali döneminde 380 bin Belaruslu kölelik koşullarında çalıştırılmak üzere sürgün edildi, yüz binlerce sivil yaşamını yitirdi, en az 5 bin 295 yerleşim yeri Naziler tarafından yok edildi ve burada yaşayan siviller de öldürüldü. 600’den fazla köy, yaşayanlarla birlikte tamamen yok edildi.

Üç yıllık Nazi işgalinde Belarus’ta 1 milyondan fazla insan öldürülmüştü. Buna karşın Naziler milliyetçilik ve Yahudi düşmanlığı üzerinden Belarus’ta da kendilerine işbirlikçiler buldular ve Naziler bu işbirlikçilerin bir bölümün orduya dahil ederek Sovyetlere karşı kullandı.

Belarus eylemlerinde neo-Naziler

Batı basını göstermekten kaçınsa da, Belaruslu eylemcilerin yayımladıkları fotoğraflar neo-Nazi kimliklerini gizlemiyor.

Eylemciler Nazi işbirlikçilerinin bayrağının gururla taşırken, Nazi selamı vermekten de çekinmiyor.

Belaruslu eylemciler ve taşıdıkları bayrak:

Polis şiddetine uğramış Belaruslu “masum” muhalif:

Belarus eylemlerinde Nazi şarkıları

Belarus eylemlerinde sosyal medyada yayımlanan “barışçıl” görüntülerden biri de Belaruslu eylemcilerin “Ulu Tanrı” (“Магутны Божа”) isimli Belarus şarkısını söyledikleri görüntü.

Seçimlere tepki olarak “Sesimiz Çalındı” yazısıyla söylenen bu şarkı hiç de rastgele seçilmiş değil. Şarkının sözleri 1943 yılında Natallia Arsiennieva tarafından yazılmış. Natallia Arsiennieva ise, baş Nazi işbirlikçisi Franz Kushel’in (“Францішак Кушаль”) eşinden başkası değil.

Kushel, Nazi işgali sırasında işgal güçleri için Belarus polisini yetiştirmişti ve Mart 1944’e kadar Nazi Belarus Yurt Savunması’nın başı olarak görevini sürdürdü. Nazi işgalinin sona ermesiyle birlikte Kushel ve birlikleri ülkeyi terk etti. Kushel, İkinci Dünya Savaşı sonrasında pek çok üst düzey Nazi gibi ABD’ye göç ederek “Nazilik” faaliyetini burada devam ettirdi. Belarus-Amerikan derneğiyle Soğuk Savaş sırasında Belaruslu neo-Nazileri yetiştirmeyi sürdüren Kushel, bugün Belarus’ta görülen neo-Naziler için önemli bir isim (farklılıklar olmakla birlikte Ukraynalı faşistlerin Bandera’ya önem vermesi gibi).

Eylemcilerin şarkısı Ulu Tanrı’nın yazarı Arsiennieva, işgal altındaki Minsk’te faşist gazetelerde görev almıştı. Oğlu Yaroslav da Nazi yanlısı Belarus Gençlik Birliği’nin bir üyesiydi ve anti-faşist Partizanlar tarafından öldürüldü. Arsiennieva da eşiyle birlikte ABD’ye kaçtı ve burada Sovyet karşıtı Belarus gazetelerine ve pek çok başka eski Nazi gibi NATO yanlısı Radio Liberty’ye (“Özgürlük Radyosu”) çalıştı .

YouTube video

Belaruslu neo-Nazilerin Ukrayna bağlantıları

Yazının başında Ukrayna’da yaşanan Maidan eylemlerinin Belarus için öncül olduğunu söylemiştik zira Ukraynalı faşistler Belaruslu muhaliflerle doğrudan bağlantılı.

2013’teki Maidan eylemlerinin hemen ardından Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko, Belaruslu neo-Nazi Sergei Korotkykh’e vatandaşlık vererek bölgede faşist hareketleri destekleyeceğinin işaretini vermişti.

Ukraynalı neo-Nazi örgüt Sağ Sektör’ün eski lideri Dmitriy Yaroş’da Belarus protestolarına desteğini duyurarak, Ukraynalıların yıllardır Belaruslu faşistleri eğittiğini itiraf etti.

Belarus eylemcilerinin Ukraynalı faşist işbirlikçi Bandera’nın fotoğrafını da taşıdıkları, buna karşılık Ukraynalı sağ örgütlerin Belaruslu muhaliflerin bayrağını dalgalandırdığı da rahatlıkla görülebiliyor.

Korotkykh ve Poroşenko:

Ukrayna-Belarus faşistlerinin işbirliğine dair fotoğraflar:

Belaruslu faşistlerin bağı Ukrayna ile mi sınırlı?

Belaruslu muhaliflere destek verenler Ukraynalı faşistlerle sınırlı değil.

Neo-Nazilerin güçlü olduğu Baltık ülkeleri ve aşırı sağ ideolojinin egemen olduğu Polonya da Belaruslu muhaliflere büyük destek veriyor.

Papa’nın da Belaruslu eylemcilere destek verdiğini söylersek, koşullar bir bakıma “Soğuk Savaşı” andırmaya başlıyor.

Rusya Komünist İşçi Partisi’nden çağrı: Belarus Maidanı durdurulmalı

Rusya Komünist İşçi Partisi Merkez Komitesi Siyasi Konseyi (RKRP-CPSU) tarafından yapılan açıklama, Belarus aşırı sağının uluslararası endişe yaratmaya başladığını gösteriyor.

Açıklamada eylemcilerin “Batı-yanlısı” veya “Rusya-yanlısı” olmasının önemsiz olduğu söylenerek, muhaliflerin nihayetinde “emperyalizm yanlısı”oldukları vurgulanıyor.

Eylemleri Maidan’a benzeten RKRP-CPSU, “Bu güçler Lukaşenko’yu Gaidar’ın yolunu izleyip ülkeyi “şok terapisine” sokmadıkları için affedemiyor” deniliyor.

Açıklamada Lukaşenko’nun vahşi özelleştirmelere ve halk karşıtı mali reformlara izn vermediği, endüstri ve tarımda devlet rolünü ve regülasyonu koruduğu, sosyal güvencelerden vazgeçmediği ifade ediliyor.

Belaruslu işçilere “yanlış bayrakların altına girmeme” ve “insan hakları” söylemlerine aldanmama çağrısı yapan RKRP-CPSU, Ukrayna’da Maidan sonrasında yaşananları hatırlatıyor.

Eylemciler neo-Nazilerle mi sınırlı?

Son olarak Belaruslu muhaliflerin neo-Nazilerden ibaret olmadığını hatırlatmak gerekiyor. Eylemcilerin yolsuzluk, yoksulluk, bireysel haklar ve özgürlükler gibi pek çok sorunu ve talebi olabilir.

Ancak Ukrayna örneği ve geçmiş pek çok örnek, bu tip eylemlerde iktidarın çoğunluğun değil, örgütlü ve programa sahip tarafların eline geçtiğini gösteriyor.

Belarus meydanlarındaysa örgütlü olan taraf “AB-ABD yanlıları” veya “Rusya karşıtları” olmanın ötesinde, Belaruslu faşistler.

Üstelik Lukaşenko’nun “Rusya kuklası” olduğu iddiası da gerçekçi değil. Rusya lideri Vladimir Putin’in Lukaşenko’ya yaptığı destek önerisine karşın, Lukaşenko Rusya’yla yapılan Birlik Anlaşması’nın uygulanmasını Rusya’nın taleplerine göre çok daha sınırlı tutuyor ve Rusya’nın Lukaşenko yerine gelecek herhangi bir isimle de çalışmaya gönüllü olacağı açık.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ya da İsrail’deki “insan haklarını” önemsemeyen Batı medyasının birdenbire dikkatini Belarus’taki hak ihlallerine yöneltmesi de dikkatlerden kaçmamalı.