A3 Haber

İktidarın koruyucuları eski suç örgütü liderleri oluyor: Yeni Türkiye

İktidarın koruyucuları eski suç örgütü liderleri oluyor: Yeni Türkiye
Ocak 08
12:52 2021

Amerika Birleşik Devletleri’nde kongre binasının basılmasıyla zirveye çıkan olaylar gösterdi ki, korunması gereken şey iktidar değil demokrasi.
Başka ülkeler için şaşırtıcı gelen bu değişim aslında bizim için bildik gelişme.
On yıllardır “Cumhuriyet’i koruma ve kollama” adı altında gerçekleştirilen darbeler, Türk insanını “demokrasiyi koruma” duygusundan uzağa attı.
Bu durumda da iktidarı koruma ve kollama, kendisini demokrasi kollamaya dönüştürdü.

ABD’nin seçimi kaybeden başkanı Trump’ın bir süredir kendisini destekleyenler içinden kendi paramiliter gücünü oluşturduğunu bilmeyen yoktu.
Sadece bu gücün kongreyi basacak kadar cesaretli olacağını düşünenler azdı.
Yaşanan şaşkınlığın temel nedeni budur aslında.
Demokrasi ile yaşadıklarını sananlar da iktidarı korumanın demokrasiyi korumak olmadığını anladılar bu sayede.
Dünyaya demokrasi ihraç eden ABD, kendi demokrasini sorgulamak zorunda kaldı.

Biz ise buna uzun yıllardır alışkınız.
Çok partili siyasi yaşama geçişimizden bu yana hep aynı masalı dinledik.
1958’de Adnan Menderes iktidarı “Vatan Cephesi” kurdu.
24 Nisan 1959’da ana muhalefetteki CHP’nin Genel Başkanı İsmet İnönü’nün dokunulmazlığını kaldırılmak istedi.
İnönü, 1959 baharında çıktığı yurt gezilerinde planlanmış saldırılara uğradı.

Yetmedi.
İktidardaki Demokrat Parti, CHP’yi kapatmak ve muhalif basını tamamen susturmak için 18 Nisan 1960’da “Meclis Tahkikat Komisyonu” kurdu.
15 üyeli komisyonun tüm üyeleri iktidar partisinden seçildi.
Tahkikat Komisyonu’nun görevi, muhalefetin ve basının eylemlerini soruşturmaktı.
Sonuç?
“Cumhuriyet’i koruma ve kollama” adı altında 27 Mayıs darbesi oldu.
1972’de, 1980’de hep aynı gerekçe ile, “Cumhuriyet’i korumak ve kollamak” adına askere sığınılarak, iktidarların demokratik olmayan talepleri “koruma” altına alındı.

2000’li yıllara gelindiğinde yeni bir terimle karşılaştık.
E-muhtıra…
İktidarın yerini sağlamlaştırması, demokratik hakların kısıtlanması ve yine “Cumhuriyetin koruma ve kollanması” adına yapıldı hepsi.
Darbe korkusu salarak iktidarın başarısızlığını örtmenin neredeyse tek gerekçesi haline geldi.

Şimdilerde “Cumhuriyeti koruma ve kollama” adına yapılanlar da aynı.
İktidarın eksikliklerini/yanlışlarını gören, gösteren kim varsa “terörist” diye damgalanarak ya yargı kıskacına alınıyor ya da sopayla adam edilmeye çalışılıyor.
Hepsi Cumhuriyeti koruma ve kollama adına.
Demokrasiyi gömdük, toprağın altından yeşermesin diye beton döktük haberimiz yok.

İşte bu yeni Türkiye’de iktidar artık sadece “vatan cephesi” ile yetinmiyor.
Sadece güvenlik güçlerinin silahına, adaletin tek yanlı kararlarına güvenmiyor.
Bunlara ilave olarak kendi paramiliter gücünü kuruyor.
Bir zamanlar SADAT ile başlayan bu süreç, artık eski suç örgütü liderleri eliyle, devlet destekli tehdit aracı haline dönüyor.

İktidarın destekçisi MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’yı cezaevinde ziyaret ederken şaka yapmıyordu.

Her yerde rastlayabileceğimiz fotoğrafları boşuna çektirmedi.
Cezaların infazını ile ilgili kanun boşuna çıkmadı.
Her biri, yeni Türkiye’nin yeni yüzleriydi.

Hapishaneden çıkan suç örgütü liderlerini “kahraman” ilan eden mantık ile, iktidarı beğenmeyenlere “terörist” diyen mantık o yüzden yeni değil.
Bildiğimiz, tanıdığımız yüzler.
Şimdi onlara yavaş yavaş, alıştıra alıştıra yenileri ekleniyor.

Alparslan Çelik.
Sahte para suçundan kesinleşmiş 2,5 yıl hapis ve iki bin lira para cezasının yanında hükümlünün kaçmasına yardım ve dolandırıcılık suçundan yargılandı.
Kimilerine göre ise Türkmen Dağı’nda savaşan bir kahramandı.
“Harp silahı bulundurma” suçundan İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandı
5 yıl hapis cezası verildi.
İzmir Kırıklar 1 No’lu Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde 26 Mart 2024’e kadar yatması gerekirken önce “iyi halden” F tipinden çıkarıldı.
Ardından da diğer suç örgütü liderleri gibi infaz yasasından yararlandırılarak tahliye edildi.
Nerede olduğunu, ne iş yaparak hayatını sürdürdüğünü çoğumuz bilmiyoruz.

Alparslan Çelik’in tahliye edildikten sonra yaşadıkları ipucu verebilir mi diye baktım.
Biraz da olsa verdi.
Tıpkı ondan öncekilerde olduğu gibi, Çelik’i de ilk arayanlar arasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli vardı.
Bunu ben söylemiyorum, Alparslan Çelik kendi sosyal medya hesabından açıkladı.
Diyor ki Çelik; “Türk dünyasının bilge lideri Sayın Genel Başkanım Devlet Bahçeli Beyefendi telefonla arayarak geçmiş olsun dilekleri ve hayır dualarıyla şahsımı onurlandırarak gücüme güç heyecanıma heyecan katmışlardır. @dbdevletbahceli Atanın Ülkücü oğlu olmanın haklı gururundayım…”

Sadece bu kadarla kalsa iyi.
Suriye’de de Alparslan Çelik’in tahliye edilmesi nedeniyle kurbanlar kesilip, kutlamalar yapıldı.
Bunu da yine Çelik’e yakın sosyal medya hesaplarından öğreniyoruz.


Bir tarafta Alaattin Çakıcı, diğer tarafta Alparslan Çelik.
Size ne anlatıyor bilemem.
Bana anlattığı ise yeni Türkiye.

“Cumhuriyeti koruma ve kollama” adına demokrasiyi çöpe atan, yeni “vatan cephesi” ve iktidarın paramiliter gücüdür bu.
Amerika’daki gibi seçim sonrası kongre binasını basmak için değil.
Seçimler yapılmadan muhalefeti sindirme, demokrasiyi hiçe sayma ve iktidarın devamını sağlamak için cepheye sürülmüş, vatansever diye süslenmiş suç örgütüdür.
Güçleri de hiç yabana atılacak gibi değildir.
Yeni Türkiye, suç örgütlerinin korumasındaki Cumhuriyet midir, yoksa kazanan demokrasi mi olacaktır onu sandıkta göreceğiz.
Sandığı görebilirsek eğer…