A3 Haber

AKP iktidarının kendisiyle ilgili unuttuğu gerçek: Kim iltisaklı?

AKP iktidarının kendisiyle ilgili unuttuğu gerçek: Kim iltisaklı?
Nisan 07
08:20 2021

“Şu anda bu 104 kişinin içerisinde bizzat Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyesi olan; kendisi, karısı, oğlu, şusu, busu olanlar var. Bunları da yakın zamanda yazılı ve görsel medyada göreceksiniz…”
Bu sözler 104 emekli amiralin Montrö anlaşması, Kanal İstanbul ve TSK’nin kadrolarıyla ilgili yayınladığı bildirinin ardından AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamadan…
Zaten çok geçmeden Hürriyet ve Sabah gazeteleri de Erdoğan’ın açıklamalarını doğrularcasına, “Darbe bildirisini imzalayan emekli amirallerden dördü CHP üyesi çıktı” başlığıyla haber yayınladı.
Amaç gerçekleşmişti.

Ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, emekli amirallerin yayınladığı Montrö bildirisiyle ilgili A Haber kanalında katıldığı programda soruları yanıtladı.
Soylu, bildiriye ilişkin olarak “CHP’ye üye olan 4, aileleriyle üye olan da yaklaşık 18 kişi var. Kimi kardeşi, kimi ablası, kimi oğlu, kimi kızı, aileleriyle beraber. O gece biz sabaha kadar uyumadık, çalıştık ve tüm irtibatlarını ortaya çıkardık” ifadelerini kullandı.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı’ndan başlayıp İçişleri Bakanı’na, oradan da kimi “basın” kuruluşlarına yansıyan bu mantığın nedeni ne olabilir?
Siyaseten CHP ile darbeyi yan yana getirerek kendileri adına “mağduriyet” oluşturmak mı?
Ülkenin ekonomik ve sosyal çalkantılı gündemini değiştirmek mi?
Yoksa şu anda HDP’ye yapıldığı gibi ileride de CHP’ye açılabilecek kapatma davasına “delil” oluşturmak mı?

Bunları düşünürken 5-6 yıl öncesine gittim.
2015’in Kasım ayında Paris’in altı bölgesinde terör saldırısı oldu.
IŞİD tarafından düzenlediği ortaya çıkan saldırılarda 130’dan fazla insan yaşamını yitirdi.
Dünya, saldırıyı lanetlerken, IŞİD’e karşı operasyonlar da hızlandı.

Paris saldırısı sonucu başlayan operasyonlara Türkiye’de eklendi.
Kasım ayında İzmir’in Menemen ilçesindeki bir evde patlama oldu.
Polis dahil olay yerine gelen herkes evdeki patlamayı önce tüp patlaması sanıldı.
Yapılan araştırma da patlamanın bomba yapım malzemelerinden kaynaklandığı anlaşıldı.
Evinde krokiler, Kanas mesafeleri gibi notlar bulunan kişi uyuşturucu suçundan tutuklandı.

Aradan geçen zaman içinde İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, bazı kişilerin Suriye’den Türkiye’ye geçerek İzmir’e geldikleri bilgisi üzerine çalışma başlattı.
Şüphelilerin adreslerini belirleyen ekipler, İzmir merkezli Isparta ve Erzurum’da 22 ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenledi.
Operasyonlarda IŞİD üyesi oldukları iddia edilen yedi kişi gözaltına alındı.
Şüphelilerin İzmir’in Buca ve Menemen ilçelerindeki adreslerinde yapılan aramada iki tabanca, terör örgütü IŞİD bayrağı, çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildi.
Gözaltına alınan şüphelilerin, Suriye’deki DAEŞ terör örgütüyle irtibatlı oldukları, bazılarının da çatışma bölgelerinde bulundukları belirlendi.

İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri 2016 Nisan ayı başında IŞİD terör örgütüne yönelik ikinci operasyon düzenlediler.
Düzenlenen operasyon kapsamında 15 kişi gözaltına alınırken, yapılan aramalarda dört adet av tüfeği, IŞİD terör örgütüne ait dokümanlar ve malzemeler ele geçirildi.
Ayrıca gözaltına alınan şüphelilerin IŞİD terör örgütü adına çatışma bölgelerine eleman yetiştirdikleri, çatışma bölgelerine giderek bizzat oradaki çatışmalara katıldıkları açıklandı.

Bütün bunlar emniyet güçlerinin düzenlediği operasyonlara ait bilgiler.
Operasyonlar sonucu gözaltına alınanlar açısından ise başka bir gerçek ortaya çıktı.
Polisin gözaltına aldığı şüpheliler, kendilerinin terör örgütü üyesi olmadığını savundu.
Hatta kimileri daha da ileri giderek legal siyaset yaptıklarını iddia ettiler.

2015 Kasım ayında İzmir’in Menemen ilçesindeki evde meydana gelen patlama sonucu ortaya çıkan gerçeklerden sonra yürütülen soruşturmada ilginç ayrıntılar ortaya çıktı.
Mahkemeye çıkarılan şüphelilerden F.Ş. ile E.Ç. terör örgütü üyesi olmadıklarını, hatta iktidar partisi AKP’nin üyesi olduklarını savundular.
Polisin yaptığı araştırmalarda iki şüphelinin Hizbullah İlim Grubu üyesi olduklarına dair geçmişte çok sayıda kayıtları bulunduğu belirtilirken anlattıkları ise doğrulandı.
F.Ş. ve E.Ç. gerçekten de söyledikleri gibi AKP Menemen teşkilatının üyesiydiler.

İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin 2016 Nisan ayı başında IŞİD terör örgütüne yönelik düzenlediği ikinci operasyonda da benzeri sahneler yaşandı.
Gözaltına alınan ve sonrasında tutuklananlar arasında bulunan B.A., H.A., R.O. ile serbest bırakılan S.Y.’nin AKP üyesi oldukları ortaya çıktı.
B.A.’nın AKP İzmir Konak, R.O.’nun İzmir Buca, H.A.’nin de İzmir Konak ve S.Y.’nin de İzmir Buca AKP teşkilatlarına üye oldukları belirlendi.

İzmir’de terör örgütü IŞİD’e yapılan iki operasyonda yakalanan isimlerin AKP üyesi çıkmasına siyaset de elbette sessiz kalmadı.
Dönemin HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan konuyu TBMM’ye taşıdı.
Ne oldu dersiniz?
Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala yanıt bile vermedi.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve kimi iktidar hizmetkarı medya 104 emekli amiralin “ifade özgürlüğüne sığınarak” açıkladıkları görüşleri için “CHP ile iltisaklandırma” derdindeler.
Buradan da CHP’yi “darbeci” olmakla ya da en azından “darbecilere kucak açmakla” suçlayacakları gün gibi ortada.
Peki devletin yakaladığı IŞİD üyelerinin AKP üyesi çıkmasına ne diyeceğiz.
AKP, terör örgütü IŞİD üyelerine kucak açtı mı diyeceğiz?
Böyle siyaset olur mu?
Ya da olursa tutar mı?