A3 Haber

Paramiliterlerin Libya’da vesayet savaşları: WAGNER mi SADAT mı? (2)

Paramiliterlerin Libya’da vesayet savaşları: WAGNER mi SADAT mı? (2)
Aralık 26
08:34 2019

Rusya, Libya’daki savaşa Yevgeniy Prigozhin’in sahibi olduğu Wagner ile katılırken Türkiye ne yapıyor?

Türkiye de Libya’daki varlığını sürdürmek için kendince adımlar atıyordu.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın isteği ile Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti arasında 27 Kasım 2019’da “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası” ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” imzalandı.

Libya ile imzalanan Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası, kısa sürede TBMM tarafından da onaylandı.

Bu onayın ardından Erdoğan, “Bu mutabakat muhtırasıyla Libya Türkiye’yi davet ederse, elbette Türkiye’nin mutabakat gereği Libya’ya gitme hakkı doğmuş oluyor” açıklaması yaptı.

Ve gözler bir anda o şirkete çevrildi.

Kamuoyunda çok tartışılan SADAT.

15 Temmuz başarısız darbe girişimi sonunda çıkarılan ve sivillere yargı muafiyeti getiren KHK’nın bile onlar için çıkarıldığı iddia edilen Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi.

SADAT’ın kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi.

SADAT’ın kurucusu olması yanında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da Başdanışmanı.

SADAT, 28 Şubat 2012 tarihinde Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ismiyle kuruldu.

Kendi deyimi ile Erdoğan ile 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde tanıştılar. 15 Temmuz 2016’dan sonra Erdoğan tarafından davet edildi ve göreve başladı.

Afrin Harekatı için düzenlenen “Güvenlik Zirvesi”ne katıldığını gösteren görüntüler yüzünden eleştirildi. Kendisini Cumhurbaşkanımızın “Güvenlik Politikaları” konusundaki başdanışmanı olarak katıldım” diye savundu.

SADAT’ın kanunlarımıza göre Türkiye içinde danışmanlık ve diğer hizmetleri verme yetkisi yok.

Türkiye dışındaki ülkeler ihtiyaç duyarsa danışmanlık yapıyor.

Eğitim vermenin yanında silah, araç, gereçler de temin ediyor.

Bütün bunları, “Türkiye’nin dış politikalarına uygun” olan ülkelerden seçiyor.

2013 yılı ilk yarısında SADAT mensuplarından oluşan bir heyet iki defa Libya’ya gitti.

Libya temsilcileri de iki defa Türkiye’de SADAT’ı ziyaret etti.

Bu görüşmeler sonucunda 2. Piyade Alay kışlasında dünya standartlarında bir pentatlon spor tesisleri inşası, Libya askeri spor kulüpleri ile TSK arasında sportif etkinlikler yapılması ve askeri fabrikadan birinin Libya Kara Kuvvetleri için Tank ve Zırhlı Araç Bakım-Onarım ve modernizasyon merkezi haline getirilmesi için ayrı bir protokol imzalandı.

Sonrasını kimse bilmiyor.

Bildiğimiz tek gerçek, Erdoğan’ın açıklamalarından sonra Türkiye’nin Libya’ya TSK’ya bağlı düzenli birlik göndermek yerine tıpkı ABD ve Rusya gibi özel askeri şirketler bünyesinde paralı asker mi göndereceği sorusu.

SADAT’ın paralı asker statüsünde bir gücü olmadığını söyleyen emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Libya’ya özel askeri şirketler aracılığıyla asker gönderilmesinin daha iyi olacağını belirterek gerekçelerini şöyle anlattı:

TSK, ülkemizin güvenliği için var. Bunun bir kısmını oraya tahsis edince görev aldığı yerlerden kısmış olacağız. Öyle olursa TSK’ya yük olmaz.

Kurulacak birlikler askerliğini muvazzaf olarak yapıp emekli olmuş tecrübeli askerlerden oluşacağı için kurulacak özel birliklerin iyi yönetilmesi halinde muharebe gücü daha iyi olabilir.

Ülkeye ihraç malzemesi gibi döviz getirisi var. Kendi TSK’mızı oraya göndermek yerine bu tür özel şirketler vasıtasıyla bu işi yapmak daha faydalı.

Öyle görünüyor ki, Libya’daki vesayet savaşları bundan sonra paramiliterler arasında geçecek.

Bakalım “Putin”in şefi” Wagner’in mi, yoksa Erdoğan’ın “Güvenlik Politikaları Başdanışmanı” Tanrıverdi’nin dedikleri mi olacak?

Paramiliterlerin Libya’da vesayet savaşları: WAGNER mi SADAT mı? (1)