A3 Haber

Siyasi sorumluluk: “Gereken mücadeleyi vereceğiz” diyen başkan haklı mı?

Siyasi sorumluluk: “Gereken mücadeleyi vereceğiz” diyen başkan haklı mı?
Ağustos 23
07:09 2021

İzmir’in Karşıyaka ilçesinde, bir müteahhit tarafından satın alınan üç evin yıkılması Teslime Ünlüoğlu adlı vatandaşın şikâyeti üzerine belediye ekipleri tarafından durduruldu.
Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay da yapıların kültür varlığı ve tescilli yapı haline dönüştürülmesi için başvuru yapıldığını söyledi.
Üç evin önüne zabıta araçları çekildi, gece gündüz bekliyor.
Bu arada müteahhit de dilekçe vererek, belediyenin verdiği yıkım iznini durdurmasının gerekçesinin bildirilmesini istedi.
Bu iş eskilerin deyimi ile “mahkemede biter.”

Belediye müteahhidin dilekçesine ne yanıt verir, üç bina için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan ne yanıt gelir, bu arada müteahhit uğradığı zarar için nasıl bir dava açar, nasıl sonuçlanır hepsi bilinmezlik.
Tek bilinen, belediyenin kendi “hatasını örtmek için” topu taca atıyor olması.
Bu konunun neden bu hale geldiğini, yasal süreci ve belediyenin yaptığı yanlışı, sonrasında da düzeltmek için “hukuk dışı” uygulamaları nasıl işleme koyduğunu anlatayım.

Türkiye’de Kentsel Dönüşüm Alanı belirleme yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, dolayısıyla da onun il müdürlüklerine ait.
Çevre Bakanlığı’nın şehirlerde “Kentsel Dönüşüm Bölgesi” ilan ettiği yerlerde “riskli bina” varsa tespiti herhangi bir vatandaşın şikâyeti ya da mal sahibinin başvurusu ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ekipleri tarafından yapılıyor.
Buradaki en önemli nokta, riskli yapı da olsa söz konusu binanın “tarihi eser” ya da “kültür varlığı” olarak belirlenip belirlenmediği.
Bu işe bakan kurum ise Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulları.
Eğer bu kurum tarafından verilmiş bir “tescil” kararı varsa o binayı riskli de olsa yıkmanız mümkün değil, belki belli şartlarda “restore” edebilirsiniz.

Şimdi gelelim Karşıyaka’da kopan fırtınanın perde arkasına.
Sözü edilen alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Kentsel Dönüşüm Alanı olarak ilan edilmiş mi?
Evet.
Müteahhidin biri de gitmiş o bölgedeki birbirine bitişik üç eski evi satın almış mı?
Evet.
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından daha önce “riskli yapı” olarak belirlenen üç ev için müteahhit Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne başvurmuş mu?
Evet.
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, müteahhidin başvurusu üzerine 30 Nisan 2021’de “yıkımında sakınca yoktur” yanıtı vermiş mi?
Evet.
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden “olumlu” yanıt alan müteahhit, bu yazı ile birlikte Karşıyaka Belediyesi’ne başvurmuş mu?
Evet.
Karşıyaka Belediyesi Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü, müteahhidin sunduğu yazıya dayanarak 3 Ağustos 2021’de yıkım için “izin” vermiş mi?
Peki Karşıyaka Belediyesi müteahhidin üç binanın yıkım işlemine başlayacağı sırada yıkımı neden durdurmuş?
Kendi verdiği “yıkım izni” mi yasa dışı, yoksa kendisi “eksik/yanlış” işlem mi yapmış?

Zurnanın “zırt” dediği yer de işte burası.
Karşıyaka Belediyesi’nin müteahhide verdiği “yıkım izni” yasal.
İzin yasal ama eksik ya da süreç yanlış yönetilmiş.
Onu da Bilal’e anlatır gibi anlatayım.

Müteahhit tarafından satın alınarak yıkılmak istenen alanın bitişiğindeki parsel tapu kayıtlarına göre 1985 yılından bu yana “Korunması Gerekli Çevresel 3a Değerinde Kültür Varlığı” olarak görünüyor.
Yani bitişiğinde herhangi bir yıkım yapmanız için Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu’na başvurmanız gerekiyor.
Ancak, kurul tarafından yerinde inceleme yaparak, yıkımın nasıl yapılacağını, kültür varlığına zarar vermemek için nasıl “önlemler” alınacağı belirledikten sonra yıkım yapabilirsiniz.
Karşıyaka Belediyesi Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü bunu yapmış mı?
Görünene göre hayır.
Aksi olsa müteahhide “buyur yık” demezlerdi.

İkinci önemli nokta ise şu:
Varsayalım ki, yıkılacak alanın etrafında “tescilli” herhangi yapı yok.
Bu durumda bile Karşıyaka Belediyesi Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü’nün yıkım yerinde yapacağı inceleme sonrası, “yıkım anında vatandaşın itirazına kalmadan çok önce” yıkımı yapılacak binaların herhangi biri için “kültür varlığı” ya da “tarihi eser” şüphesi ile başvuruyu Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu’na yönlendirebilir, oradan gelen yazıya göre müteahhide yanıt verebilirdi.
Peki bu yapılmış mı?
Elbette hayır.

Eskilerin deyimi ile tam “yumurta kapıya dayanıp” vatandaş kendini kepçenin önüne atınca Karşıyaka Belediyesi yaptığı hatanın farkına varmış.
Bu konuyu “Bir haberin ardında yaşanan gerçekler” başlıklı yazımda irdeledim.
Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın “kendisine destek verdiği için” daha sekiz ay önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alıp Kentsel Dönüşüm Şube Müdürü yaptığı Harita Mühendisi Tuğba Yıldırım’ı görevden alması ile konu “şimdilik” kapandı.

Şimdi şu soruların sorulma zamanı.
İzmir Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, eksik/yanlış iş yaptığı için görevden aldığı Kentsel Dönüşüm Şube Müdürü Tuğba Yıldırım’ı bu göreve atarken hangi “liyakat” kriterlerini göz önüne almıştı?
Ortaya çıkan durum “liyakatin” önemini bir kez daha gösterdi mi?
Belediyenin kendi verdiği izini yok sayarak engellemesine müteahhit tazminat davası açar ve kazanırsa, tazminat tutarını kim ödeyecek?
Verdiğimiz vergilerle belediye bütçesini oluşturan bizler mi yoksa hayatı yapanlar mı?

Ve en önemli soru.
Bu işin sadece hukuki sorumluları mı var?
Siyasi sorumluları yok mu?
Siyasi sorumlular hesap verecek mi, yoksa arada “kaynayıp” gidecek mi?
Liyakati ve demokrasiyi asıl o zaman göreceğiz.